Paul Kalanithi

Paul Kalanithi

Yazar
9.1/10
129 Kişi
·
248
Okunma
·
19
Beğeni
·
1.151
Gösterim
Adı:
Paul Kalanithi
Unvan:
Amerikalı Sinir Cerrahı, Yazar
Doğum:
New York, ABD, 1 Nisan 1977
Ölüm:
Kaliforniya, ABD, 9 Mart 2015
Sinir cerrahı ve yazar idi. Paul, Stanford Üniversitesi'ne girmeden önce Arizona'nın Kingman şehrinde büyüdü. Tıp fakültesine devam etmeden önce Cambridge Üniversitesinden Bilim ve Tıp Felsefesi ve Tarih Felsefesi bölümünde M. Phil kazandı. 2007 yılında Paul, Yale Tıp Fakültesinden mezun olmuş ve Alpha Omega Alpha tıbbi onur toplumunda üstün araştırma ve üyelik için Lewis H. Nahum Ödülü kazanmıştır.

Mayıs 2013'te metastatik IV. evre küçük hücreli olmayan EGFR pozitif akciğer kanseri teşhisi kondu. Paul, 37 yaşında, Mart 2015'te öldü.
Sana söz veriyorum, yolun karşı tarafına geçebilmen için elimden geleni yapacağım.
İngilizcede “hasta” anlamına gelen ‘patient’ sözcüğünün aynı zamanda, “zorluklara sessizce göğüs geren, sabırlı kişi” anlamına gelmesi belki de bu yüzdendir.
Ne çocuk aklına inanırım ne de yaşlıların bilgeliğine. Hayat tecrübemizin tamamı, hayatı anlamlı kılan ayrıntılardan ibarettir. En tecrübeli olduğumuz an içinde yaşadığımız andır.
Ölüm varsa hayatın anlamı ne diye soranlar,
Her nefesle günden güne havaya karışanlar!
Meçhuldür sizden sonrakiler, unutuldu hep öncekiler:
Ruhlar baki olsa da, zamana yenik düşen fani bedenler.

Ey okur ! Oyleyse, zamanın hakkını ver, hala vaktin varken,
Ne diye ölümü kovalarsın henüz hayattayken !
“Bir evladın ölümü anne-baba için zaten yeterince korkunç bir yıkımdır,
peki ya beyin ölümü?
Bedeni hâlâ sıcak, kalbi hâlâ atmaktayken, beyin ölümü gerçekleşmiş bir evladın acısına insan nasıl katlanabilir?”
''Dünyaya gelirken hangi acı ve cefalardan geçtiğimizi
bilmiyoruz, ama gitmenin kolay bir iş olmadığı kesin!''

Sir Thomas Braowne, Religio Medici
Kitaba göre, zihin ya da düşünce dediğimiz şey sadece beynin bir faaliyetinden ibaretti..
"Hastaya ameliyatın kanlı detaylarından bahsedecek olsak ,hiç kimse ameliyat olmaya yanaşmazdı!"
Eşsiz bir kitap kitabı okuduktan sonra bir kere daha anladım ne kadar boş şeylerle uğraştığımızı gereksiz yere kendimizi ve çevremizi üzdüğümüzü... Herkes ölecek ama erdemli yaşamak, Paul gibi yaşamak bambaşka bir şey ...
Ey okur!
Öyleyse, zamanın hakkını ver,
Hâlâ vaktin varken,
Ne diye ölümü kovalarsın,
Henüz hayattayken!

Kitap bittikten sonra tekrar başa dönüp bu sözü okuyun. Ve biraz ölümle yaşam sınırını sorgulayın...

Bir beyin cerrahının ölümle yaşam arasındaki keskin sınırlarını, kabullenişlerini ve uç noktalarını en sinsi hastalık olan kanserle mücadelesine şahit oluyorsunuz...

Bu kitap aslında bir vasiyet... Bir babanın ölüme giderken bebeğine, biricik kızına bırakabileceği onun nasıl birisi olduğunu bilmesi için varolmuş bir “gerçeklik”.

Aslında bizlere sunulmuş bir armağan var adı da “hayat” herkes payına düşeni yaşıyor ve bunların bir son kullanma tarihi var buna da “ölüm” deniyor. Bencillik yapıp rehavete kapılma okur sende toprağa karışacaksın ki başkalarına ödül “yaşam” olasın...

Kitap beni çok etkiledi bakış açımı değiştirdi. Paulün de dediği gibi kırılganım ama asla zayıf değilim, bu kitap sizi çok güçlendirecek...

Aslında ziyadesiyle derin bir kitap, yazılacak çizilecek konuşulacak çok şey var, kitabı yeni bitirdim, kafamda bir milyon düşünce baloncuğu var.Okumanız ümidi ile... Sevgiler.

Yazarın eşinden TED konuşması;
https://www.ted.com/..._reality?language=tr
''Hayatı ve ölümü yaratan'' Allah'ın adıyla...

Ne kadar insanın neşesini kaçıran, içini karartan bir gerçeklik değil mi ''ölüm'' ?

Akşam ölsem, ertesi gün öğleye bir çukurda tek başımayım!..

''Bir beyin cerrahının ölümle yaşam arasındaki keskin sınırlarını, kabullenişlerini ve uç noktalarını en sinsi hastalık olan kanserle mücadelesine şahit oluyorsunuz...

Bu kitap aslında bir vasiyet... Bir babanın ölüme giderken bebeğine, biricik kızına bırakabileceği onun nasıl birisi olduğunu bilmesi için varolmuş bir “gerçeklik” bu iki paragrafı arkadaşım Pınar Yiğitcan'ın incelemsinde görünce kitabı okumak istedim.

''Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber...
Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber?'' NFK

Hayatımız hep bir şeyleri merak etmekle geçiyor. Çocukken büyümeyi, okulu, ''karne notlarını'',ehliyet sınavını, üniversite, KPSS sonuçlarını, askerlik, evlilik, doğum sancısı ve doğum..derken hepsi tecrübe edildikten sonra, asıl ve biricik merak kalıyor, hep ötelediğimiz : ölüm ve ötesi !

Hamile kadının karnını elips şeklindeki dünyaya benzetmişimdir. O dünyada bir canlı, dışarıdan hiç bir gücün dahli olmaksızın şekil alıyor, gözler, kulaklar, ağız, beyin...iskelete damarlar, et, deri giydiriliyor.

''Vakti gelince de'' o dünyadan bu dünyaya doğuyor. Orada zi-şuur olsa ona dense ki, senin bu yaşadığın dünya ile kıyas edilemeyecek kadar farklı ve çok güzel bir yaşam biçimi daha var; hayal bile edemez.

Ve an geliyor bu dünyadan bir başka dünyaya doğmaya sıra geliyor ve adı : ölüm. İnsan tohumu toprağa ekiliyor, yeniden biteceği günü bekliyor.

Ateist doktor, kadavrada ruhu arıyor ve Tanrı yok işte diye inkâr ederken, iman etmiş doktor, işte diyor, ruh gerçekliği olmayınca insan böyle et kemik yığını...Ruhu yaratan ve bu bedende enerji gibi tutan Allah, şimdi onu çıkardı...

Biliyorum uzun incelemelerin talibi pek yok ve yine biliyorum, kendimi durdurmasam, bu inceleme kısa bir kitapçık olur. Zamanım sınırlı olduğu için redakte etmeksizin yayınlayıp, meşguliyetime dönmem gerekiyor.

Yine arkadaşımın incelemesindeki ''yazarın eşinden TED konuşması'' ile noktalarken, derim ki; herkesin okuması gereken eserlerden...

https://www.ted.com/..._reality?language=tr
"Ölüm varsa hayatın anlamı ne' diye soranlar/Her nefesle günden güne havaya karışanlar/Meçhuldür sizden sonrakiler, unutuldu hep öncekiler:/Ruhlar baki olsa da zamana yenik düşer fani bedenler/Ey okur! Öyleyse, zamanın hakkını ver, hâlâ vaktin varken/Ne diye ölümü kovalarsın, henüz hayattayken!" dizeleriyle başlıyor, akademik kariyerinin zirvesine çıkmasına ramak kala henüz otuz altı yaşındayken kansere yakalanan başarılı beyin cerrahı Paul'ün yaşam mücadelesi verme esnasında hem bir hekim hem de bir kanser hastası olarak yaşadıklarını adım adım kendi dilinden kendi kalemiyle bizlere aktardığı Son Nefes.

Kitabın sayfaları ve satırları arasında Paul'ün yaşamı ve ölümü anlamlandırma çabasını takip etmeye çalışırken kullandığı argümanların çoğunun bildik, olayların ise oldukça tanıdık olduğunu fark ediyorsunuz. Zira yeryüzünde ne tek akciğer kanserine yakalanan Paul'dür, ne de bütün pankreas kanseri hastaları sadece onun etrafındakilerden ibarettir.

Hastalığından sonra kendisine uygulanan tedavi sürecinde yaşadıkları ve hissettikleri ile bütün o süreçleri bir doktor olarak hastalarına yaşattığı dönemde yaşadıkları ve hissettikleri arasında kıyas yapması ve aradaki farklılıkları bariz bir şekilde ortaya koyması kendi hasta/hastane/doktor/hemşire tecrübelerimizi daha iyi okuma noktasında bize inanılmaz imkânlar sunuyor.

Hastaları ile yaşadığı, hastalarının yaşadığı bir çok hikâyenin benzeri -hatta daha da katmerlisi- eminim birçoğumuzun hayatında da mevcut. O yüzden biraz yürek istiyor kitabın bazı bölümlerinin okunması.

Çoğunlukla hüzün veriyor kitap, ama Paul'ün 'kırılganım ama asla zayıf değilim' sözünde olduğu gibi güç kaynağı olan cümleleri de eksik değil. Hayatın bize verilmiş en büyük armağanlardan biri olduğunu idrak ettirmek ve onu en güzel şekilde değerlendirmek için kararlar üstüne kararlar aldırmak da kitabın okuyanlarına ikram ettiği bir diğer katkı.
Pek otobiyografi okumam aslında. Denk gelince da insan soruyor kendine bu kimdir, necidir, okunmaya değer bir hayat yaşamış mıdır diye. Paul Kalanithi hakkında söyleyebileceğim ilk şey okunmaya değer bir hayat yaşadığıdır.
36 yıllık ömrüne bir çok insanın seksem senede sığdıramadığı şeyler sığdırmış, zirveye ulaşmış bir çok insanın hayatına dokunmuş, bir çoklarının hayatını kurtarmış, bir çoklarının ölümüne tanık olmuş bir adam. Bir doktor ve bir yazar. Hem de üstün bir dil kullanacak kadar yetenekli bir yazar. Kitap içerik olarak zaten etkileyici ancak edebi olarak da ahengi hissedebileceğiniz türden zevk verici cümleleri var.
https://expectokitabum.blogspot.com.tr/...madan-paul.html#more
Hani bir film izlersiniz de ya da bu kitapta da olur baş kahramana o kadar kendinizi kaptırırsınız ki onun acısı sizin acınız olur.Gündelik hayatınızdaki duygularınızı bile etkiler.İşte bu kitap da tam olarak öyleydi.

Kitabın adı Son Nefes Havaya Karışmadan yazarı Paul KLANITHI.Bu kitap gerçek bir hikayeyi anlatıyor.Beyin cerrahı(nörobilimci) Paul'un bir doktorken akciğer kanser teşhisi konulduktan sonra hastaya dönüşü ve ölümle olan mücadelesini sade bir dille anlatılıyor.İlk başta çok sarmamıştı beni.Bir doktorun anıları gibi geldi ama ne zamanki Paul un acı hikayesi başladı o anda okuyucu olarak ben de kitaba dahil oldum.Paulle beraber üzüldüm onun yaşadıklarını yaşamış gibi oldum.

Paul'e kanser teşhisi konulduğunda verdiği tepki aklımdan çıkmıyor."Ölmek istemiyorum" diyor.Üstelik o idealist bir doktor olmanın ötesinde gelecekte de bilime katkı yapmayı hedefleyen biridir.Onca planın arasında bu hastalık çok zamansız gelmiştir.Doktor olduğu için bazı gerçeklere çok vakıftır ve fazla bir zamanı olmadığını bilir ve buna göre kalan zamanı yeniden ve bana göre en iyi şekilde gerçekleştirir.

Yazar kitabını yazma amacını şöyle belirtiyor bir arkadaşına."Akciğer kanseri olmanın egzotik bir yanı yok.Aslında sadece yeterince trajik ve yeterince hayal edilebilir bir durum.Okur,benim ayakkabılarımı giyip biraz dolaşacak ve sonra da "hımm,demek buradan bakınca böyle görünüyormuş ..burası eninde sonunda kendi ayakkabılarımla da geleceğim yer."diyecek.Sanırım bu kitabı yazmaktaki amacım da zaten bu.Ölümü sansasyonel hale getirmek ya da insanlara günlerini gün etmek için tavsiyede bulunmak değil.Sadece yolun sonunda karşınıza çıkacak olan budur ,diyebilmek."


Kitabın sonunu özellikle çok beğendim.Paul ün ailesiyle birbirine olan sıkı bağı,sevgisinin gücü ve geride bıraktıkları bizlere ders olacak cinsten.Ölümle mücadelesine değinmeyeceğim bile ki orası kitabın en anlamlı yeri ve bir aşk nasıl olmalıdır bu kitapta fazlasıyla cevabı var.Herkesin okumasını tavsiye ederim.Kesinlikle yaşama ve ölüme dair bakış açınız değişecek.


ve kitaptan birkaç alıntıyla bitirmek istiyorum.

"Nereye gittiğini bilen adama ,bütün dünya yol verir,"demişti Emerson."O,hayalini anlatmanın bir yolunu daima bulur,ağırbaşlı bir sevinçle onu mutlaka duyurur"
https://www.youtube.com/watch?v=9eWewdTkghM
'' Bir gün doğduk, bir gün öleceğiz, aynı gün, aynı an...''
Samuel Beckett
Stres dolu yaşantımızda ölüm; ne kadar, hangi zamanlar aklımıza gelir ki? Hep bir koşuşturmaca, bir şeyleri elde etme hırsı, paranın kölesi olma, hep ama hep bu olgular bizi bizden yani insanlığımızdan, benliğimizden ne kadar uzaklaştırıyor, esas bunu bilmek lazım. Sağlıklı bir insan ortalama 70 sene yaşıyor. Kimisi doğarken hayata veda ediyor kimisi de hayatını dolu dolu yaşadıktan sonra gözlerini yumuyor bu hayata. Önemli olan nedir peki? Yazarın da dediği gibi, yaşamamızı anlamlı kılan şey nedir?

Başarılı bir beyin cerrahı olan Hint kökenli Paul Kalanithi vefatından kısa bir süre önce otobiyografisini yazıya dökmüştür. Genç yaşında başarılı akademik hayatını sürdüren, değerli cerrah aniden bir kansere yakalanır. Akciğer kanseri. Nörocerrah alanında birçok ödül almış, adını çokça duyurmuş bir şahsiyet hayallerine erişemeden amansız bir hastalığın pençesinde, hayata gözlerini yummuştur. Ölüm ve ötesi hakkında merakları, onu beyin cerrahı olmaya bir neden olarak yetmiştir. Ve başarılı da oldu elbet. Fakat bu uzun sürmedi. Geriye bizlere çok güzel bir şey bıraktı: Yaşam.

Bu kitabı okuduktan sonra doktorluk mesleğinin öyle kolay bir meslek olmadığını gördüm. Zaten meslek değil bence, çünkü insan hayatı kurtarmak bir meslek olarak değil, olsa olsa kutsal bir görev sayılır. Bir asistana bir doktor, ''Şu sıralar yemeğini sol elle ye,'' diyor. Neden? Her iki eli de alışsın, ameliyat esnasında titremesin diye. Ayrıca kortez cihazını öğrendim. Kanayan yarayı yakarak kanı durdurmayı hedefliyor. Ve şu ana kadar ilk defa bir şeyi yeni öğrendim: Sezeryan doğum. Ben erken doğum olarak ve ana rahminden normal doğum olarak biliyordum. Hayır. Öyle değilmiş meğer. Rahmin(karnın) ön çeperini keserek bebeği ellerine alıyormuş doktorlar. Çok dikkat isteyen bir konuda doktorlara hak vermemek elde değil. Kadınların annelik görevi de kesinlikle Yaratıcı'nın onlara verdiği özel bir mucize. Kısacası doktorlar, hastayı hem ölüme hem yaşama hazırlıyorlar.

Son olarak saygıyla andığımız cerrah Kalathini'nin değerli eşi Lucy'nin Emily Dickinson'dan alıntıladığı bir sonsözle ben de incelememi bitirmek istiyorum:
Sen bana, tatlım, iki miras bıraktın
Biri aşk mirası
Gökteki Tanrı bile sevinirdi
Ona sunulsaydı...
Bu kitap,"Elbette hepimiz zaman ve mekânda farklı kimlikler taşırız." diyen Sevgili Mr. Pubby'nin farklı kimliklerinin de içinde yer aldığı çetin savaşını içeriyor.

Pubby'nin beyin cerrahı olmasıyla başlayan doktor kimliği,
Beklenmedik hastalığın pençesine düşmesiyle oluşan hasta kimliği,
Bu çetin savaşında yanıbaşında olan eşi Lucy'e karşı koca kimliği,
Zor dönemlerinde ikisinin de yüzlerini güldüren Cady'ye baba kimliği,
Bu ilk ve tek kitabı ile onun hayatına biraz da olsa tanıklık etmemizi sağlayan yazar kimliği.

Bizler bu hayatta farklı mekan ve zamanlarda hangi kimliklere sahibiz peki? Ya da hangimiz sahip olduğumuz bu kimliklerden memnun?
Peki bu sahip olduğumuz kimliklerden hangisiyle daha ön plandayız?
Öncelikle şunu söylemeliyim ki, son zamanlarda hiç bu kadar etkileyici bir kitap okumamıştım. Bence Paul Kalanithi'nin hayatı gibi kitabı da yarım kalmış. Çünkü anlatımın tadı tek kelimeyle damağımda kaldı. İçten, hüzünlü, huzurlu ve etkileyici bir hikaye. Büyük bir duygu yoğunluğuyla okuduğum bu kitabı sizlere uzun uzun anlatıp büyüsünü bozmak istemiyorum ama kısaca bahsedecek olursam; Paul Kalanithi, yıllarını bilim ve cerrahlığa verir ve yavaş yavaş ikisininde meyvelerini toplamaya başlayacakken ölümün soğuk nefesini ensesinde hisseder. Şimdi sadece iyi bir cerrah değil, tedavi ettiği hastalar gibi yaşam mücadelesi veren hastalardan biri olmuştur. Bu zorlu, sıkıntılı süreçte yaşadıkları gerçekten okudukça içinizde bir sızı yaratacak ama aynı zamanda da inanmanın ve güçlü olmanın sahiciliğiyle yüzleşeceksiniz.. Ve Sonsözde de eşi Lucy Kalanithi'nin yazdıklarıyla içinizi yakıp geçen bir kitabı bitirmiş olacaksınız.
Amazonda ve Goodreads'de yılın kitabı seçilen bu otobiyografik kitabı çok beğendim, övgüleri hak ediyor. Paul Kalanithi 36 yaşında akciğer kanserinden vefat eden bir bilim insanı. O yaşına kadar bir çok hayat kurtaran doktor, bir gün kendisi ölümle yüz yüze geliyor. Aslında bizim için soyut kavramlar olan ölümün/doğumun yazarın doktorluk hayatında nasıl somutlaştığını okuyoruz.

Kitabı uzun bir sürede(17 günde) okudum ama iyi ki de öyle yapmışım diyorum. Çünkü bir cümle okuyordum sonra düşünmeye ve empati yapmaya başlıyordum. Bir çırpıda okunacak kitaplardan değildi benim için.Çünkü konusu hayat ve ölüm.. yani uzun uzun düşünülecek paragraflar vardı. Ayrıca anlatım dilini de sevdim(bazen tıbbi terimler sizi yorsa da)

Yazar hem doktor hem edebiyat aşığı. Yazmak son zamanlarında bir rahatlama eylemi olmuş onun için ama maalesef son sayfalarını eşi Lucy tamamlayabilmiş ve şöyle bir anı paylaşıyor Lucy ; "Ölmeden birkaç hafta önce yatağımızda yatarken 'Başım böyle göğsünün üstündeyken rahat nefes alabiliyor musun?' diye sorduğumda, Paul bana, 'Nefes almanın başka bir yolunu bilmiyorum ki' diye yanıt vermişti"

Herkesin bu kısacık ama başarı ve sevgi dolu hayatı okumasını isterim. Tavsiyemdir

Yazarın biyografisi

Adı:
Paul Kalanithi
Unvan:
Amerikalı Sinir Cerrahı, Yazar
Doğum:
New York, ABD, 1 Nisan 1977
Ölüm:
Kaliforniya, ABD, 9 Mart 2015
Sinir cerrahı ve yazar idi. Paul, Stanford Üniversitesi'ne girmeden önce Arizona'nın Kingman şehrinde büyüdü. Tıp fakültesine devam etmeden önce Cambridge Üniversitesinden Bilim ve Tıp Felsefesi ve Tarih Felsefesi bölümünde M. Phil kazandı. 2007 yılında Paul, Yale Tıp Fakültesinden mezun olmuş ve Alpha Omega Alpha tıbbi onur toplumunda üstün araştırma ve üyelik için Lewis H. Nahum Ödülü kazanmıştır.

Mayıs 2013'te metastatik IV. evre küçük hücreli olmayan EGFR pozitif akciğer kanseri teşhisi kondu. Paul, 37 yaşında, Mart 2015'te öldü.

Yazar istatistikleri

  • 19 okur beğendi.
  • 248 okur okudu.
  • 17 okur okuyor.
  • 185 okur okuyacak.
  • 8 okur yarım bıraktı.