Paul Kalanithi

Paul Kalanithi

Yazar
8.9/10
246 Kişi
·
522
Okunma
·
26
Beğeni
·
1446
Gösterim
Adı:
Paul Kalanithi
Unvan:
Amerikalı Sinir Cerrahı, Yazar
Doğum:
New York, ABD, 1 Nisan 1977
Ölüm:
Kaliforniya, ABD, 9 Mart 2015
Sinir cerrahı ve yazar idi. Paul, Stanford Üniversitesi'ne girmeden önce Arizona'nın Kingman şehrinde büyüdü. Tıp fakültesine devam etmeden önce Cambridge Üniversitesinden Bilim ve Tıp Felsefesi ve Tarih Felsefesi bölümünde M. Phil kazandı. 2007 yılında Paul, Yale Tıp Fakültesinden mezun olmuş ve Alpha Omega Alpha tıbbi onur toplumunda üstün araştırma ve üyelik için Lewis H. Nahum Ödülü kazanmıştır.

Mayıs 2013'te metastatik IV. evre küçük hücreli olmayan EGFR pozitif akciğer kanseri teşhisi kondu. Paul, 37 yaşında, Mart 2015'te öldü.
İngilizcede “hasta” anlamına gelen ‘patient’ sözcüğünün aynı zamanda, “zorluklara sessizce göğüs geren, sabırlı kişi” anlamına gelmesi belki de bu yüzdendir.
Ne çocuk aklına inanırım ne de yaşlıların bilgeliğine. Hayat tecrübemizin tamamı, hayatı anlamlı kılan ayrıntılardan ibarettir. En tecrübeli olduğumuz an içinde yaşadığımız andır.
Ölüm varsa hayatın anlamı ne diye soranlar,
Her nefesle günden güne havaya karışanlar!
Meçhuldür sizden sonrakiler, unutuldu hep öncekiler:
Ruhlar baki olsa da, zamana yenik düşen fani bedenler.

Ey okur ! Oyleyse, zamanın hakkını ver, hala vaktin varken,
Ne diye ölümü kovalarsın henüz hayattayken !
“Bir evladın ölümü anne-baba için zaten yeterince korkunç bir yıkımdır,
peki ya beyin ölümü?
Bedeni hâlâ sıcak, kalbi hâlâ atmaktayken, beyin ölümü gerçekleşmiş bir evladın acısına insan nasıl katlanabilir?”
200 syf.
·Beğendi·10/10
Eşsiz bir kitap kitabı okuduktan sonra bir kere daha anladım ne kadar boş şeylerle uğraştığımızı gereksiz yere kendimizi ve çevremizi üzdüğümüzü... Herkes ölecek ama erdemli yaşamak, Paul gibi yaşamak bambaşka bir şey ...
200 syf.
·9 günde·10/10
Ey okur!
Öyleyse, zamanın hakkını ver,
Hâlâ vaktin varken,
Ne diye ölümü kovalarsın,
Henüz hayattayken!

Kitap bittikten sonra tekrar başa dönüp bu sözü okuyun. Ve biraz ölümle yaşam sınırını sorgulayın...

Bir beyin cerrahının ölümle yaşam arasındaki keskin sınırlarını, kabullenişlerini ve uç noktalarını en sinsi hastalık olan kanserle mücadelesine şahit oluyorsunuz...

Bu kitap aslında bir vasiyet... Bir babanın ölüme giderken bebeğine, biricik kızına bırakabileceği onun nasıl birisi olduğunu bilmesi için varolmuş bir “gerçeklik”.

Aslında bizlere sunulmuş bir armağan var adı da “hayat” herkes payına düşeni yaşıyor ve bunların bir son kullanma tarihi var buna da “ölüm” deniyor. Bencillik yapıp rehavete kapılma okur sende toprağa karışacaksın ki başkalarına ödül “yaşam” olasın...

Kitap beni çok etkiledi bakış açımı değiştirdi. Paulün de dediği gibi kırılganım ama asla zayıf değilim, bu kitap sizi çok güçlendirecek...

Aslında ziyadesiyle derin bir kitap, yazılacak çizilecek konuşulacak çok şey var, kitabı yeni bitirdim, kafamda bir milyon düşünce baloncuğu var.Okumanız ümidi ile... Sevgiler.

Yazarın eşinden TED konuşması;
https://www.ted.com/..._reality?language=tr
200 syf.
·5 günde·Beğendi·Puan vermedi
"Son Nefes Havaya Karışmadan"
Hiç ölmeyecek gibi yaşayanların mutlaka okuması gereken bir kitap.

Kitabın kapağını açtığımda beni karşılayan ve defalarca okuduğum dörtlükle başlamak istiyorum.
Ölüm varsa hayatın anlamı ne diye soranlar,
Her nefesle günden güne havaya karışanlar!
Meçhuldür sizden sonrakiler, unutuldu hep öncekiler:
Ruhlar baki olsa da, zamana yenik düşer fani bedenler.
Ey okur! Öyleyse, zamanın hakkını ver, hâlâ vaktin varken,
Ne diye ölümü kovalarsın, henüz hayattayken!

Paul Kalanithi, çift lisans yaparak İngiliz Dili Edebiyatı ve Biyoloji okuyor. İngiliz Dili Edebiyatı'nda yüksek lisans yapıyor. Daha sonrasında ise Tıp okuyor ve Beyin cerrahı olarak yüksek ihtisasını tamamlıyor. Nörobilim üzerine doktora yapıyor. 36 yaşında 4. evre akciğer kanserine yakalandığını öğreniyor. 22 ay mücadele ettikten sonra hayatını kaybediyor.

Dünyaya gelirken hangi acı ve cefalardan geçtiğimizi bilmiyoruz, ama gitmenin kolay bir iş olmadığı kesin!
Düne kadar ölümcül hastalıkları tedavi eden başarılı bir cerrah iken bugün hasta yatağında yaşam mücadelesi veren kendisi oluyor. Ölümün kendisi zaten rahatsız edici bir gerçekti, ama ne yazık ki yaşamanın başka bir yolu da yoktu. Çünkü ölüm bir anlıktır, ölümcül bir hastalıkla yaşamak ise her anlık!

Paul hep bir kitap yazmayı istemiş. O yüzden bu kitabı her an ölebileceği telaşıyla yorucu hastalık ve tedavi sürecinde yazmış. Hem hekim hem hasta olarak ölümle yüzleşmiş, onu incelemiş, onunla güreşmiş ve sonunda onu kabullenmişti. İnsanların ölümü anlamalarına, ölüm fikriyle yüzleşmelerine yardımcı olmak istiyordu. Hem doktor hem de hasta gözüyle her şeyi çok açık bir şekilde anlatmış. Okurun ölüm ile yaşam arasındaki o ince çizgide gezinmesini sağlamış. Fakat kitabını tamamlayamadan hayata veda etmiş. Kitabın son bölümünü ise Paul öldükten sonra Paul'ün eşi Lucy tamamlamış. ( Bir eş düşünün kocası son evrede bir kanserle mücadele ediyor ve bu sırada yaşadıklarını ve hayatını bir kitap olarak yazmaya çalışıyor. Ama kitabı tamamlayamadan hayata veda ediyor ve eşinin yarım kalan kitabının son bölümünü ise karısı yazıp tamamlayarak kitabı bitiriyor ve okurları ile buluşturuyor.) Paul artık yok ve ben onu neredeyse her an özlüyorum. Ama sonuçta hâlâ birlikte kurduğumuz hayatı yaşıyorum. "Eşlerden birinin ölümü, seven bir çift için evliliğin sonu değil, sadece aşamalarından biridir -tıpkı balayı gibi!" diye yazmıştı C. S. Lewis. Paul hayatının büyük bir bölümünde ölümü sorgulamış, vakti geldiğinde onu metanetle karşılayabilir miyim, diye merak etmişti. Cevap, 'evet'ti.
Ben onun karısıyım ve en yakın şahidi...

Kitap gayet güzel ve akıcı fakat biraz fazla tıp terimleri içeriyor. Tıpçı ya da tıp dallarından bölümlerde okumayanların bu terimleri anlaması dolayısıyla da kitabı anlaması biraz zor olabilir. Ama kesinlikle okumalısınız...
200 syf.
"Ölüm varsa hayatın anlamı ne' diye soranlar/Her nefesle günden güne havaya karışanlar/Meçhuldür sizden sonrakiler, unutuldu hep öncekiler:/Ruhlar baki olsa da zamana yenik düşer fani bedenler/Ey okur! Öyleyse, zamanın hakkını ver, hâlâ vaktin varken/Ne diye ölümü kovalarsın, henüz hayattayken!" dizeleriyle başlıyor, akademik kariyerinin zirvesine çıkmasına ramak kala henüz otuz altı yaşındayken kansere yakalanan başarılı beyin cerrahı Paul'ün yaşam mücadelesi verme esnasında hem bir hekim hem de bir kanser hastası olarak yaşadıklarını adım adım kendi dilinden kendi kalemiyle bizlere aktardığı Son Nefes.

Kitabın sayfaları ve satırları arasında Paul'ün yaşamı ve ölümü anlamlandırma çabasını takip etmeye çalışırken kullandığı argümanların çoğunun bildik, olayların ise oldukça tanıdık olduğunu fark ediyorsunuz. Zira yeryüzünde ne tek akciğer kanserine yakalanan Paul'dür, ne de bütün pankreas kanseri hastaları sadece onun etrafındakilerden ibarettir.

Hastalığından sonra kendisine uygulanan tedavi sürecinde yaşadıkları ve hissettikleri ile bütün o süreçleri bir doktor olarak hastalarına yaşattığı dönemde yaşadıkları ve hissettikleri arasında kıyas yapması ve aradaki farklılıkları bariz bir şekilde ortaya koyması kendi hasta/hastane/doktor/hemşire tecrübelerimizi daha iyi okuma noktasında bize inanılmaz imkânlar sunuyor.

Hastaları ile yaşadığı, hastalarının yaşadığı bir çok hikâyenin benzeri -hatta daha da katmerlisi- eminim birçoğumuzun hayatında da mevcut. O yüzden biraz yürek istiyor kitabın bazı bölümlerinin okunması.

Çoğunlukla hüzün veriyor kitap, ama Paul'ün 'kırılganım ama asla zayıf değilim' sözünde olduğu gibi güç kaynağı olan cümleleri de eksik değil. Hayatın bize verilmiş en büyük armağanlardan biri olduğunu idrak ettirmek ve onu en güzel şekilde değerlendirmek için kararlar üstüne kararlar aldırmak da kitabın okuyanlarına ikram ettiği bir diğer katkı.
200 syf.
Kitabı büyük bir merakla okumak isteyişimin tek sebebi ben 36 yaşındayım yazarda 36 yaşındayken yazıyor bu ilk ve son kitabını başarılı bir beyin cerrahı iken akciğer kanserine yakalanıyor ve 22 ay sonra ölüyor hayattan beklentileri hayalleri istekleri herşey ölümle sonlanacakken o son ana kadar pes etmiyor. Insanların ölümü anlamalarına ölüm fikri ile yüzleşmelerine yardımcı olmak istiyor insanın 40 yaşına varmadan öleceğini bilmesi ve kararlar alması çok zorken Paul hem Hekim hem hasta olarak ölümle yüzleşmiş onu incelemiş onunla güreşmiş ve sonunda onu kabullenmiştir. Kesinlikle okumalısınız '' 'Hayat bir gündür oda bugündür'.
200 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Pek otobiyografi okumam aslında. Denk gelince da insan soruyor kendine bu kimdir, necidir, okunmaya değer bir hayat yaşamış mıdır diye. Paul Kalanithi hakkında söyleyebileceğim ilk şey okunmaya değer bir hayat yaşadığıdır.
36 yıllık ömrüne bir çok insanın seksem senede sığdıramadığı şeyler sığdırmış, zirveye ulaşmış bir çok insanın hayatına dokunmuş, bir çoklarının hayatını kurtarmış, bir çoklarının ölümüne tanık olmuş bir adam. Bir doktor ve bir yazar. Hem de üstün bir dil kullanacak kadar yetenekli bir yazar. Kitap içerik olarak zaten etkileyici ancak edebi olarak da ahengi hissedebileceğiniz türden zevk verici cümleleri var.
https://expectokitabum.blogspot.com.tr/...madan-paul.html#more
200 syf.
·Beğendi·10/10
Hani bir film izlersiniz de ya da bu kitapta da olur baş kahramana o kadar kendinizi kaptırırsınız ki onun acısı sizin acınız olur.Gündelik hayatınızdaki duygularınızı bile etkiler.İşte bu kitap da tam olarak öyleydi.

Kitabın adı Son Nefes Havaya Karışmadan yazarı Paul KLANITHI.Bu kitap gerçek bir hikayeyi anlatıyor.Beyin cerrahı(nörobilimci) Paul'un bir doktorken akciğer kanser teşhisi konulduktan sonra hastaya dönüşü ve ölümle olan mücadelesini sade bir dille anlatılıyor.İlk başta çok sarmamıştı beni.Bir doktorun anıları gibi geldi ama ne zamanki Paul un acı hikayesi başladı o anda okuyucu olarak ben de kitaba dahil oldum.Paulle beraber üzüldüm onun yaşadıklarını yaşamış gibi oldum.

Paul'e kanser teşhisi konulduğunda verdiği tepki aklımdan çıkmıyor."Ölmek istemiyorum" diyor.Üstelik o idealist bir doktor olmanın ötesinde gelecekte de bilime katkı yapmayı hedefleyen biridir.Onca planın arasında bu hastalık çok zamansız gelmiştir.Doktor olduğu için bazı gerçeklere çok vakıftır ve fazla bir zamanı olmadığını bilir ve buna göre kalan zamanı yeniden ve bana göre en iyi şekilde gerçekleştirir.

Yazar kitabını yazma amacını şöyle belirtiyor bir arkadaşına."Akciğer kanseri olmanın egzotik bir yanı yok.Aslında sadece yeterince trajik ve yeterince hayal edilebilir bir durum.Okur,benim ayakkabılarımı giyip biraz dolaşacak ve sonra da "hımm,demek buradan bakınca böyle görünüyormuş ..burası eninde sonunda kendi ayakkabılarımla da geleceğim yer."diyecek.Sanırım bu kitabı yazmaktaki amacım da zaten bu.Ölümü sansasyonel hale getirmek ya da insanlara günlerini gün etmek için tavsiyede bulunmak değil.Sadece yolun sonunda karşınıza çıkacak olan budur ,diyebilmek."


Kitabın sonunu özellikle çok beğendim.Paul ün ailesiyle birbirine olan sıkı bağı,sevgisinin gücü ve geride bıraktıkları bizlere ders olacak cinsten.Ölümle mücadelesine değinmeyeceğim bile ki orası kitabın en anlamlı yeri ve bir aşk nasıl olmalıdır bu kitapta fazlasıyla cevabı var.Herkesin okumasını tavsiye ederim.Kesinlikle yaşama ve ölüme dair bakış açınız değişecek.


ve kitaptan birkaç alıntıyla bitirmek istiyorum.

"Nereye gittiğini bilen adama ,bütün dünya yol verir,"demişti Emerson."O,hayalini anlatmanın bir yolunu daima bulur,ağırbaşlı bir sevinçle onu mutlaka duyurur"
200 syf.
·5 günde·10/10
https://www.youtube.com/watch?v=9eWewdTkghM
'' Bir gün doğduk, bir gün öleceğiz, aynı gün, aynı an...''
Samuel Beckett
Stres dolu yaşantımızda ölüm; ne kadar, hangi zamanlar aklımıza gelir ki? Hep bir koşuşturmaca, bir şeyleri elde etme hırsı, paranın kölesi olma, hep ama hep bu olgular bizi bizden yani insanlığımızdan, benliğimizden ne kadar uzaklaştırıyor, esas bunu bilmek lazım. Sağlıklı bir insan ortalama 70 sene yaşıyor. Kimisi doğarken hayata veda ediyor kimisi de hayatını dolu dolu yaşadıktan sonra gözlerini yumuyor bu hayata. Önemli olan nedir peki? Yazarın da dediği gibi, yaşamamızı anlamlı kılan şey nedir?

Başarılı bir beyin cerrahı olan Hint kökenli Paul Kalanithi vefatından kısa bir süre önce otobiyografisini yazıya dökmüştür. Genç yaşında başarılı akademik hayatını sürdüren, değerli cerrah aniden bir kansere yakalanır. Akciğer kanseri. Nörocerrah alanında birçok ödül almış, adını çokça duyurmuş bir şahsiyet hayallerine erişemeden amansız bir hastalığın pençesinde, hayata gözlerini yummuştur. Ölüm ve ötesi hakkında merakları, onu beyin cerrahı olmaya bir neden olarak yetmiştir. Ve başarılı da oldu elbet. Fakat bu uzun sürmedi. Geriye bizlere çok güzel bir şey bıraktı: Yaşam.

Bu kitabı okuduktan sonra doktorluk mesleğinin öyle kolay bir meslek olmadığını gördüm. Zaten meslek değil bence, çünkü insan hayatı kurtarmak bir meslek olarak değil, olsa olsa kutsal bir görev sayılır. Bir asistana bir doktor, ''Şu sıralar yemeğini sol elle ye,'' diyor. Neden? Her iki eli de alışsın, ameliyat esnasında titremesin diye. Ayrıca kortez cihazını öğrendim. Kanayan yarayı yakarak kanı durdurmayı hedefliyor. Ve şu ana kadar ilk defa bir şeyi yeni öğrendim: Sezeryan doğum. Ben erken doğum olarak ve ana rahminden normal doğum olarak biliyordum. Hayır. Öyle değilmiş meğer. Rahmin(karnın) ön çeperini keserek bebeği ellerine alıyormuş doktorlar. Çok dikkat isteyen bir konuda doktorlara hak vermemek elde değil. Kadınların annelik görevi de kesinlikle Yaratıcı'nın onlara verdiği özel bir mucize. Kısacası doktorlar, hastayı hem ölüme hem yaşama hazırlıyorlar.

Son olarak saygıyla andığımız cerrah Kalathini'nin değerli eşi Lucy'nin Emily Dickinson'dan alıntıladığı bir sonsözle ben de incelememi bitirmek istiyorum:
Sen bana, tatlım, iki miras bıraktın
Biri aşk mirası
Gökteki Tanrı bile sevinirdi
Ona sunulsaydı...
200 syf.
·8 günde·Beğendi·Puan vermedi
Bu kitap,"Elbette hepimiz zaman ve mekânda farklı kimlikler taşırız." diyen Sevgili Mr. Pubby'nin farklı kimliklerinin de içinde yer aldığı çetin savaşını içeriyor.

Pubby'nin beyin cerrahı olmasıyla başlayan doktor kimliği,
Beklenmedik hastalığın pençesine düşmesiyle oluşan hasta kimliği,
Bu çetin savaşında yanıbaşında olan eşi Lucy'e karşı koca kimliği,
Zor dönemlerinde ikisinin de yüzlerini güldüren Cady'ye baba kimliği,
Bu ilk ve tek kitabı ile onun hayatına biraz da olsa tanıklık etmemizi sağlayan yazar kimliği.

Bizler bu hayatta farklı mekan ve zamanlarda hangi kimliklere sahibiz peki? Ya da hangimiz sahip olduğumuz bu kimliklerden memnun?
Peki bu sahip olduğumuz kimliklerden hangisiyle daha ön plandayız?
200 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10
“Yaşayan her şey ölmeye mahkûmken, hayatı anlamlı kılan nedir?” Hayatı boyunca bu soruya kafa yoran Paul Kalanithi, yazdığı ilk ve son kitapta, insan hayatını ölüm ve yok oluş karşısında bile anlamlı kılan şeyin ne olduğunu sorgularken, yetenekli bir yazarın gözünden doktor-hasta ilişkisine de ışık tutuyor.

Yazarın biyografisi

Adı:
Paul Kalanithi
Unvan:
Amerikalı Sinir Cerrahı, Yazar
Doğum:
New York, ABD, 1 Nisan 1977
Ölüm:
Kaliforniya, ABD, 9 Mart 2015
Sinir cerrahı ve yazar idi. Paul, Stanford Üniversitesi'ne girmeden önce Arizona'nın Kingman şehrinde büyüdü. Tıp fakültesine devam etmeden önce Cambridge Üniversitesinden Bilim ve Tıp Felsefesi ve Tarih Felsefesi bölümünde M. Phil kazandı. 2007 yılında Paul, Yale Tıp Fakültesinden mezun olmuş ve Alpha Omega Alpha tıbbi onur toplumunda üstün araştırma ve üyelik için Lewis H. Nahum Ödülü kazanmıştır.

Mayıs 2013'te metastatik IV. evre küçük hücreli olmayan EGFR pozitif akciğer kanseri teşhisi kondu. Paul, 37 yaşında, Mart 2015'te öldü.

Yazar istatistikleri

  • 26 okur beğendi.
  • 522 okur okudu.
  • 15 okur okuyor.
  • 301 okur okuyacak.
  • 8 okur yarım bıraktı.