Birçok ana-baba çocukları kulak verene kadar bir şeyi üç-dört kez tekrarlamak zorunda kaldığından şikâyet etmektedir. Oysa, kendilerini tekrar etmeseler bu durumu kolaylıkla tersine çevirebilirler. “Çocuklar, gözünüzü bana çevirir misiniz?” demek, o soyut “Beni dinler misiniz?” sözünden çok daha çekici ve somuttur. Sonra hepsi susup size bakıncaya kadar sessiz kalın. Ardından kararlı bir sesle şunları söyleyin: “Bunu bir kere söyleyeceğim. Ya oyuncakları paylaşırsınız ya da hepsi gider. Şimdi birbirinize yer verin ve arkadaşça oynayın.”
Eğer çocukların biri sesini yükseltip, “Ama bu haksızlık. O ...” derse, sesinizi değil kaşlarınızı kaldırın. Elinizi yukarı kaldırıp, sanki “Gerçekten bunu yapmak istemiyorsun, değil mi?” demek istiyormuşsunuz gibi gözlerinizi açın. Çocukların ciddi olduğunuzu anlaması için bu kadarı genellikle yeterlidir. Kavganın niçin başladığını sorgulamaya yanaşmamanız, çocuklara gerekçelere değil davranışa değer verildiğini gösterir.
“YAPAMAM ÇÜNKÜ” ENGELİNİ
KALDIRIP ATMAK İÇİN EYLEM PLANI
Çok yoğun bir seyahat acentasında görevlisiniz. Masanızın üstü iş dolu. Bir müşteriniz arıyor ve karmaşık bir gezi programı için en ehven fiyatları araştırmanızı ve uçuş programını en kısa zamanda kendisine bildirmenizi istiyor. Önünüzde bekleyen çok fazla iş var ve gerekli enformasyonu kendisine aynı gün sağlamanızın mümkün olmadığını biliyorsunuz. Bu haberi müşterinize nasıl verirsiniz?
UNUTMANIZ GEREKEN
SÖZLER
Müşterinize neyi yapamayacağınızı anlatırsınız, o da isteği reddedildiği için kızar.
“Sizin için bunu şimdi araştıramam, çok yüklüyüm. Yarına kadar beklemeniz gerekiyor.”
İsteğinin olanaksız olduğunu söyleyerek moralini bozarsınız.
“Size bu enformasyonu şu anda temin etmem hiçbir şekilde mümkün değil. Sırada biletlerini bekleyen başka müşterilerim var."
Kendisine niçin yardım edemeyeceğinizi açıklarsınız. Sizi itici bulur.
“Her şeyi bırakıp sizin işinizi öne alamam. Bu doğru olmaz.”
KULLANMANIZ
GEREKEN SÖZLER
Müşterinize ne yapabileceğinizi söylersiniz, o da isteğine saygı gösterildiğini düşünür.
“Yarın sabah ilk iş olarak programınız için en iyi fiyatları bulmaya çalışacağım.”
Kendisine yardımcı olacağınızı bildirirsiniz, o da kendisini ciddiye alınmış hisseder.
“Elimdeki işleri bitirir bitirmez ilk işim sizin gezinizi planlamak olacak.”
Ne yapabilmek istediğinizi söylersiniz, o da sizi sevimli bulur.
“İsteğinizi hemen şimdi karşılamak isterdim ve önce elimdeki diğer işleri tamamlamam gerekiyor.”
EMİR DEĞİL RİCA ETMEK İÇİN EYLEM PLANI
Üyesi olduğunuz bir grubun destek verdiği yoksullara yemek dağıtan bir mutfağın gönüllü koordinatörlüğüne getirildiğinizi düşünün. Herkesin yapması gerekenleri bildiğine emin olmanız gerekiyor. Bu rolü nasıl yerine getirirsiniz?
UNUTMANIZ GEREKEN
SÖZLER
Yetkili olmanın emirler yağdırmak ve yapılması gerekenleri dikte etmek anlamına geldiğini düşünürsünüz.
"Bakın. Burada önümüzdeki iki saat içinde yapılması gereken işlerin bir listesi var. Zamanında yetiştirmek için acele etmeniz gerekiyor."
İnsanlara ne yapmaları gerektiğini anlatmaya başlarsınız, onlar da direnç gösterir.
“Kathy, sen havuçları soy. George, sen çorbaya başla. Alejandra, sen de tabakları hazırla.”
Komutlarınızı yapmalısın, etmelisin şeklinde formüle edersiniz, insanlar da sizi patron olarak görür.
‘‘Anthony, yemekleri ısıtabilmek için saat beş buçukta fırınları hazır etmelisin, dörtte de sandviçleri yapmaya başlamalısın.”
KULLANMANIZ
GEREKEN SÖZLER
Yönetmenin, insanları ayak uydurmayı tercih etmeleri için nazikçe esinlendirmek demek olduğunu bilirsiniz.
“Bugün gelmiş olduğunuz için teşekkür ederim. Gelin saat altıda hazır olabilmemiz için yapılması gerekenleri saptayalım.”
Buyrukları rica şeklinde formüle ederek insanların saygı duymasını sağlarsınız.
“Kathy, havuçları soymaya başlayabilir misin? George, çorbayı hazırlamaya başlasan..."
Önerilerde bulunursunuz, böylece insanlar kendilerini özerk hisseder ve isteyerek işbirliği yaparlar.
“Anthony, önce sandviçleri bitirebilir misin? Böylece fırınlar da zamanında hazır olmaz
mı? ”