Bu akşam John William Waterhouse'un 1907 yılında yaptığı, ölüm ve aşk takıntısını temel alan 'Isabelle ve Fesleğen Çömleği' adlı eserinden bahsedeceğim.Waterhouse’ın 1907 yılında yaptığı ‘Isabelle ve Fesleğen Çömleği’ aşk takıntısı ve ölüm konularını temel alan, ön-raffaelloculuk anlayışına uygun harika örneklerden biridir.Floransalı soylu ve zengin bir ailenin kızı olan Isabelle, kardeşlerinin yanında işçi olarak çalışan Lorenzo’ya aşık olur. Kısa süre içinde bu aşkı fark eden Lorenzo da Isabelle’e aşık olur ve gizli bir aşk yaşamaya başlarlar.Çok geçmeden bu gizli aşk, Isabelle’in kardeşleri tarafından fark edilir. Kardeşler Isabelle’in Lorenzo ile olan aşkını onaylamazlar ve bu ilişkiye engel olmak isterler.Ortaçağda da, İtalya’da soylu bir genç kız ile bir işçinin ilişkisi onlara göre asla kabul edilemez bir durumdur. Bu yüzden erkek kardeşler Lorenzo’yu öldürmek için bir plan yaparlar.Çalıştırmak için genç adamı ormanın derinliklerine götürür ve burada acımasız bir şekilde öldürüp gömerler. Bu sırada Isabelle sevgilisini hiçbir yerde göremeyince endişelenmeye başlar. Bu endişe günler geçtikçe yerini umutsuzluğa bırakır.Lorenzo’nun onu terk ettiğini düşünmeye başlar. Günler, haftalar ve aylar sonra bir gün Isabelle rüyasında Lorenzo’yu görür. Ancak bu basit bir rüya değildir. Lorenzo’nun hayaleti, Isabelle’e her şeyi anlatmak için ormanın karanlıklarından çıkıp aşığının rüyasına girmiştir.Lorenzo, Isabelle’e her şeyi anlatır. Nereye gömüldüğünü de söyler. Sabah olduğunda uyanan Isabelle bunun basit bir rüya olmadığını fark eder ve ormana gider. Lorenzo’nun tarif ettiği yere gelip toprağı kazar ve aşık olduğu adamın çürümüş bedenini bulur.Yarım kalan mükemmel bir aşkın ne denli bir takıntı yaratabileceğini bileniniz var mı? Isabelle böyle bir durumu kabullenemez,