Arkeolojik ipuçları Yeni Gine’de tarımın köklerinin eski olduğunu, MÖ yaklaşık 7000 yılına uzandığını gösteriyor. O tarihte Yeni Gine’nin çevresini saran toprak kitlelerinde hâlâ avcı/yiyecek toplayıcılar yaşıyordu, bu yüzden Yeni Gine’deki bu yiyecek üretimi kendi başına bağımsız olarak başlamış olmalıydı. Elimizde sözü geçen ilk tarlalarda bulunmuş, kuşkuya yer bırakmayacak tarım bitkisi artıkları olmamasına karşın, o bitkilerin arasında, Avrupalıların sömürge kurdukları dönemde Yeni Gine’de yetiştirilmekte olan ve bugün Yeni Gine’deki yöresel yaban bitkilerin evcilleştirilmiş hali olduğunu bildiğimiz bitkilerin aynısı vardı herhalde. Evcilleştirilmiş yerel bitkilerin başında çağdaş dünyanın en önemli bitkisi şekerkamışı geliyordu, şekerkamışının bugün yıllık üretim miktarı iki numaralı ürün ile üç numaralı ürünün (buğday ile mısırın) ikisinin yıllık üretim miktarının neredeyse toplamına eşittir. Yeni Gine kaynaklı olduğundan kuşku duyulmayan öteki ürünler Australimusa olarak bilinen muzlar, Canarium indicum adı verilen fındık ağacı, dev bataklık tarosu, ayrıca yenebilir çeşitli ot sapları, kökler, yeşil sebzelerdir. Ekmekağacı, kök bitkileri yam ve (alışılagelmiş) taro Yeni Gine’de evcilleştirilmiş bitkilerden olabilir, ama yaban ataları yalnızca Yeni Gine’de değil, Yeni Gine’den Güneydoğu Asya’ya kadar yaygın olarak yetiştiği için bu sonuç kuşkuludur. Bunlar acaba geleneksel olarak kabul edilegeldiği gibi Güneydoğu Asya’da mı evcilleştirildi yoksa bağımsız olarak mı, hatta yoksa yalnızca Yeni Gine’de mi evcilleştirildi, bu sorunu çözmek için şu anda elimizde kanıt yok.
Yine de Yeni Gine’nin canlı varlık örtüsü için çok katı üç sınırlamanın söz konusu olduğu anlaşılıyor. Birincisi, Yeni Gine’de evcilleştirilmiş hiçbir tahıl yok, oysa yaşamsal önemdeki çeşitli