Dış dünyaya kapattığımız kapılar ne kadar sağlamsa o kadar mahkumuz esarete. Kapımızın dışındaki modern gürültü yerini huzurlu bir sessizliğe bırakıyorsa o kapı, başka kapı aramıyoruz.
Kapılar ardındaki sessizlik bazen
tek sığındığımız yer. Gürültülü modernite
sessizliği katlediyor. Vazgeçemediğimiz şeyler bizim katilimiz oluyor. Konforlu bir hayat için gürültüye ihtiyaç duyuyoruz, gürültüden kaçmak için de sessizliğe sığınıyoruz. Zıtlıklar arasında sıkışıp kalmış hayatlar. Kim çıkartacak bizi buradan?
Kendi huzurumuzu yine kendimiz
bozuyor ve bunun, gerekli bir zorunluluk
olduğuna inandırmaya çalışıyoruz
kendimizi. Çelişkili hayatlar kaderimiz mi?
Zor sorulara kolay cevaplar. Sıkıştığımız da kaçacak yerimiz olmadığında kapatıyoruz kapıları. ErteIiyoruz sadece, vakit kazandığımızı sanıyoruz ama tüketiyoruz zamanı. Bize verileni doğru kullanmıyoruz ya da kullanamıyoruz. Başlangıcı belli bitişi belli olmayanı hakederek yaşayamıyoruz.
İS