Edip Reha İşeri

Kahraman ve Anti-Kahraman Seçimi
...hepimizin hayatında 'kahraman' olarak seçtiğimiz insanlar yer alır. Mü'minler için en başta peygamberler ve onların da başında Muhammed-i Arabî aleyhissalâtu vesselamın akla gelen ilk kahraman olması beklenir. Sonrasında, sahabiler misali, şu dünyada hoş bir sada ve güzel bir iz bırakarak gidenler gelir. Ayrıca, belli kişiler, hayatın tamamı için örnek olma özelliği taşımasalar bile, belli açılardan 'kahramandırlar bizim için. Birinin azmi, ötekinin feragati, berikinin adanmışlığı, diğerinin cesareti... Ve bir de 'anti-kahraman'lar vardır ki, kimliğimizin şekillenmesi bakımından neredeyse kahramanlar kadar önemlidirler. Hz. İsa'ya atfedilen "Ahlâkı ahlâksızlardan öğrendim" sözünü hatırlarsak, kimileri karanlık ruhları, zulmetli çehreleri, zulmanî hayatlarıyla 'yol gösterici' olurlar bizim için. 'Ne olmak istemediğimizi bize ihsas eder, dolayısıyla hangi rotadan yürümememiz gerektiğini bize gösterirler.
Sayfa 205·Kitabı okudu
Reklam
İnsan
Bu noktada mü'min erkeğe düşen, kadına karşı üstünlük hâlet-i ruhiyesine girmemesi; mü'min kadına düşen ise, erkeğe karşı rekabete girişmemesidir. Aile, celâl timsali erkeğin ve cemal timsali kadının 'farklılık gerçeğini görerek, celâl-cemal birlikteliği içinde birbirlerini tamamlayarak kemâle ulaştıkları yerdir. [...] Dolayısıyla, bir kez daha tekrarlarsak, kadın olsun erkek olsun herkes kendi kemâliyle meşgul olmalıdır; yekdiğerine rekabet ve yekdiğerine karşı üstünlük yarışı ile değil. Ki bu açıdan bakıldığında, kadını erkeğe nisbetle tanımlayan ve erkeğin yaptığı herşeyi kadının da yapabileceği iddiasıyla öne çıkan yerleşik feminist ideoloji, gerçekte bir erkek ideolojisidir. Çünkü son tahlilde erkeği merkeze alan bir yarışma ve çatışma psikolojisi içinde kadını erkeksileştirmektedir.
Minnet Üzere 'İyilik' İsteme
Hz. Musa ve Firavun kıssasının bu vechesini farkettiğimden beri sevecenlik ve iyilik yüklü PR ve propaganda çalışmalarına, minnet üretme söylemlerine ve büyük resim anlatılarına ne zaman rastlasam, Firavun sarayındaki bu diyaloğu bize bildiren Şuarâ sûresi âyetleri aklıma geliyor. Ve bilhassa şu soruyu sıklıkla soruyorum: Neredeyse 'gözümüze sokulan' şu sevecenlik ve iyilik fotoğrafı daha büyük bir iyilikten bir detay mı gerçekten? Yoksa büyük bir zulmü perdeleme çabası ve bir gözbağcılığı mı?
Sayfa 169·Kitabı okudu

Edip Reha İşeri

, bir kitabı yarım bıraktı
%33 (172/510 syf.)
Garbis Altınoğlu
0/10 · 0 okunma
Muhatabiyet
Gençlerle özne-nesne ilişkisi değil, özne-özne ilişkisi kurmak gerekir. Gençler vesayeti değil, işbirliğini ve yol arkadaşlığını hak etmektedir. Yönetilmeye değil, en fazla yönlendirmeye ve yol göstermeye ihtiyaçları vardır. Onlarla muhatabiyette emreden değil, teklif eden bir dilin geliştirilmesi gerekir.
Reklam