Hayır seni asla bunların hepsi telefat dünya gözüyle
Bir kez bile görmek istemiyorum
acıdım ömrümce
Neler vermezdim seni görmek için gibisinden cümle kuranların haline
Uğruna dağları delmem
ummana dalmam
atmam ateşe naçiz bedenimi
Kovalamam peşini davet etse bile eteklerin
Hepsi yerin dibine geçsin daüssıla malihulya nostalgia
Sen nasılsa olsa tıpkı hep olduğu gibi defalarca
Görüneceksin ahret gözüme
Rivayete göre İbrahim (a.s.) mancınıkla ateşe atılırken Cebrail gelmiş ve ona Bir ihtiyacın var mı?" diye sormuş, İbrahim
"Sana yok" demişti. Bu, ateşe atılmak üzere yakalandığı sırada söylediği "Allah bana yeter" şeklindeki sözünün hakikatine sadakatinin ifadesiydi. Yüce Allah onun bu sadakati hakkında
"O İbrahim ki, sözüne sadakat gösterdi"' mealindeki ayeti indirmişti.
Şunu bilelim ki, insanları şükretmekten alkoyan sey sadece bilgisizlik ve gaflettir. Çünkü insanlar bilgisizlik ve gafletleri sebebiyle nimetlerin bilgisinden mahrum kalıyorlar. Oysa bir nimete ancak onun nimet olduğu bilinirse şükredilir. Ayrıca insanlar bir nimeti nimet olarak bildiklerinde de sadece dilleriyle " elhamdülillâh"
demekle Allah'a şükrettiklerini sanıyorlar; şükrün anlamının, bu
nimeti amaçlanan yaratılış hikmetini tam olarak gerçekleştirme yönünde kullanmak olduğunu bilmiyorlar; o hikmet ise Allah'ın buyruğuna itaattir. Bu iki bilgiye de sahip olmasına rağmen bir
kimse yine de şükür görevini yerine getirmiyorsa bunun nedeni, bedensel arzularına mağlup olması ve şeytanın hâkimiyetine girmiş bulunmasıdır.