Rasûlullah (s.a.v.) Efendimiz bir hadisi şeriflerinde “Müslüman o kimsedir ki, görüldüğü zaman Allah hatırlanır” (Darimi) İslam davetçisi mahallesinde, sokağında öyle olmalıdır ki, onu görenler gerçekten Allah’ı hatırlamalılar, ahlakın ne olduğunu edep ve hayanın ne olduğunu, kısacası her türlü yüce değerin ne olduğunu görmelidirler.
İslam davetçisi karşısındaki insanda neyi görmek istiyorsa onu önce kendisi göstermelidir. Çünkü insanlar daima bir örnek görmek isterler, bu onların fıtratında vardır.
İslamiyet öyle bir özelliğe sahiptir ki, ondan nir nokta öğrenen kişiyi harekete geçirir. İslam’dan bir gerçeği elde eden kişi, onu içine atıp unutulmaya terkedemez, mutlaka bir başkasına aktarmanın yolunu arar. Bunun dışında, iman öyle bir ateştir ki, sahibini haksızlıklara, kötülüklere ve eğriliklere karşı harekete geçirir. Yoldaki bir dikenin orada durmasına, bir zavallının haksızlığa uğramasına tahammül edemez. Sahibini dava ve davet adamı olmaya zorlar.
Bir insanın Allah'dan başka bütün ilahları reddedip öncelikle kendi hayatında Allah'ın hakimiyetini tesis edebilmesi için dünya nimetlerini gözünde küçültmesi, hatta bir hiç mesabesine indirmesi gerekir. İnsanlar ile Allah Teala arasına giren en büyük engelin "dünya" olduğu unutulmamalıdır. İnsanın hakkı haykırmasına engel olan şey dünyaya olan muhabbetidir, dünyaya olan bağlılığıdır, dünyanın bir engel teşkil etmesidir.
"Onlar ahirete karşı dünyayı severler.. “ (14/3)
Evet, gerçek müminin bütün halleri; batma tehlikesiyle
karşı karşıya olan gemideki insanların hali gibidir, düşme ihtimali olan bir uçaktaki yolcuların hali gibidir. Allah Teala'yı ve O'nun hükümlerini, O'nun emir ve yasaklarını, O’nun korkusunu ve muhabbetini gözünde büyüten bir insandır mümin. Yine O'nunla kendisi arasına girmeye çalışan her şeyi gözünde küçülten, unutan, Allahdan dolayı hatırlayamayan kişidir mümin.
Toplumun ilahlarını reddettigi için, onların değerlerini
Tanımadığın için, onların yollarını terkettiği için mümini
büyük belaların beklediği, büyük imtihanların beklediği
kesindir. Öyle ya, toplumun ilahlarını, gidişatını, hayat
tarzını, büyük bildiklerini reddeden bir kişiye o toplum
"aferin, bravo" diyecek değil elbette.