Işılay

Işılay
@isil_ay
☾ “Aynı göğe dokunmak güzel.”
Yeryüzünün Halifesi İnsan
İslâm uleması: “Ruhlar aleminde gerçekleşen ‘Misak’ olayında iki önemli unsur mevcuddur. Birincisi: Allahû Teâlâ (cc)’nın; ‘-Ben sizin rabbiniz değil miyim’ şeklindeki suali ve teklifi. İkincisi: İnsanların kendi nefislerine şahid tutulup; ‘-Evet Rabbimizsin, şahid olduk’ şeklindeki tasdikidir. Bu hadisede ‘İcap ve Kabul’ teşekkül etmiştir. Bunun tabii sonucu insanların yerine getirmesi gereken vazifeler ortaya çıkmıştır. Buna ‘Emanet’ denir hükmünde ittifak etmiştir. Bu “Ahd-ü Misak” hadisesinden sonra insan, başta “akıl” olmak üzere; hürriyet, mülkiyet ve diğer nimetlere kavuşmuştur.
Sayfa 9
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Takdim
Mukaddes emaneti yüklenen ve ilahi tekliflerin muhatabı olan her mükellefin, cüz’i iradesini kullanması ve şu iki yoldan birisini tercih etmesi mümkündür. Birincisi: Allahû Teâlâ’ya (cc) imân etmek ve hayatını İslâm’a göre düzenlemektir. Bu tercih, ruhlar aleminde gerçekleşen manevi mukavelenin (misakın) tabii bir sonucudur. İkincisi: Hevâsını ilâh edinmek, şahsi kanaatlerine ve nefs-i emmaresinin ihtiraslarına göre yaşamaktır. Bu tercihi yapan kimselere delâlet ehli denilir.
Sayfa 5
Genç davetçi! Zikirle öylesine meczolmalısın ki, kalbinde, beyninde, bütün hücrelerinde ve özellikle gözlerinde tecelli eden ilahi feyz, karşındaki insanlara yansıyıversin. Seni gören, seni dinleyen Allah’ı hatırlasın…
Sayfa 86
Rasûlullah’ın (s.a.v) de buyurduğu gibi; bildiklerimizle amel ettiğimiz takdirde Allah bize bilmediklerimizi de öğretecektir.
Sayfa 84
Dünyayı değiştirmek isteyen, bu işe kendisinden başlamalıdır. Çünkü bir insanın en iyi hakim olabileceği kişi kendisidir. Kendisine hakim olamayan, başkalarına nasıl hakim olabilir? Kendisini değiştiremeyen başkalarını asla değiştiremez. İslamın genç davetçisinin aklından çıkarmaması gereken en önemli konu bu olmalıdır. Hudeybiye anlaşmasında müslümanların aleyhine gibi görünen maddelerden dolayı hepsi üzgündür ve şaşkındır. Üstelik hacc etmek niyetiyle gelmişler, anlaşma gereği haccetmeden gideceklerdir. Müslümanlar umduklarını bulamamanın şokunu yaşamaktadırlar. Rasalullah (sav) bu esnada çadırından çıkar ve ashabına; "kurbanlarınızı kesiniz, saçlarınızı traş ediniz" buyurur. Fakat sahabei kiramdan hiç kimse yerinden kıpırdamaz, şaşkın şaşkın bakışmaktadırlar. Rasûlullah (sav) bu emrini üç defa tekrarladığı halde hiç kimse yerine getirmez. Çok üzgün bir şekilde çadırına döner. Gerçekten çok önemli bir olaydır bu. Ümmeti ilk defa kendisinin verdiği emri yerine getirmiyor. Çadırda bulunan Ümmü Seleme validemiz niçin üzgün olduğunu sorar. Efendimiz Aleyhisselam da; ashabına üç defa kurbanlarını kesip saçlarını traş etmelerini emrettiği halde yerine getirmediklerini söyler. Yaşlı ve tecrübeli validemiz; "Ey Allah'in Rasûlu, onları bağışla, onlar şaşkın durumdalar. Buraya ne niyetle gelmişlerdi. Siz çıkınız, kurbanınızı kesiniz, mübarek başınızı traş ediniz, yeter" der. Rasûlullah (s.a.v) de dışarı çıkar, hiç kimseye bir şey söylemeden kurbanını keser ve saçını traş eder. Onu gören herkes kurbanlarını kesmeye ve saçlarını traş etmeye başlarlar. Hatta bu hususta bir birleriyle yarışa girerler. Evet, bugünkü insanımız da şaşkınlık içerisindedir. Seksen yıldan fazla beyinleri dümura uğratılmıştır. Seksen yıldan beri küfrün teknesinde yoğrulmuştur. Seksen yıldır iliklerine