ANNEM İÇİN
İnsan yaşam yolunda ilerlediğinde,şiddetli fırtınaların içinden geçtiğinde, güneşin tadını çıkardığında ve onlarca hortumun arasında ayakta durmaya çalıştığında, ayakta durmanın yalnızca kişinin isteğine ve kararlılığına kaldığını anlıyorum.
Vakalarla dolu yıllar bir kayanın üstünden akan sular gibi, onun üstünden akıp geçmişe benziyor.Fakat, sular, en sert taşlarda bile izlerini bırakırlar.On yıllık macera , kabil mi ki onda hiç eser bırakmadan geçip gitmiş olsun ?
Eleme, kedere, hatta sevince bir sınır tayin etmek… Bunu yalnızca şehirlerde olur bilirdim.Meğer insan, köylerde, dağ başlarında ve mağara kovuklarında da samimi olmak, içinden geldiği gibi, içinden geldiği kadar gülüp ağlamak hürriyetine sahip değilmiş.
Vakit bir yaz akşamıdır.Kavak ağaçlarında Ağustos böceklerinin sesi henüz, dinmemiştir.Kuyunun dört bir tarafından, düz, uzun küçük toprak kanallar, serin ve berrak suyu sarışın marul tarlalarına doğru götürür.