Hayallerimize koşarken, kendimize geç kaldık. (16.06.26 | 22.20)
Hepimiz yaşamı boyunca hep bir hedef, gaye peşinde koşuyor. Kimimiz için eğitim, kimimiz için iş, kimimiz için kariyer, kimimiz için ise huzurlu bir aile kurmak. Fakat bunları elde etmek için o kadar çok koşuyoruz ki o aradan geçen zamanda içimizdeki çocuğa sağır oluyoruz. Şu işimi halledeyim geleceğim yanına, diyoruz. Şu okulu bitireyim istediğin her şeyi sana alacağım, diyoruz. Gelin görün ki o çocuk sadece sımsıkı sarınmak istiyor. Gözlerinin içine bakılmasını, saçının okşanmasını, hüznüne şahit olunduğu kadar sevincine de ortak olunmasını arzuluyor. Hep şu işim olsun, şu hedefim gerçekleşsin, şunu halkedeyim, deyip deyip duruyoruz. Koştuğumuz yolun en azından köşe başından ardımıza bakabilsek; belki, o çocuğun fark edildiği sevincine şahit olabiliriz. Dünya geçici, baki olan ise yalnız Allah'tır. Rabbim senden, geçici olanı değil hayırlı olanı istiyorum. Vereceğin her hayra muhtacım. Beni bana bırakma; beni, sensiz bırakma Allah'ım. Allah'ım tüm gayem sadece senin razı olacağını istediğim işle meşgul olmak ve rızkımı kazanmaktır fazlasında gözüm yok. Dolup dolup taşamayan göz pınarlarıma sevinci nasip et. İçimdeki gün gün kabaran kaygıyı kaldır Allah'ım. Geçmiş de gelecek de senin elindedir. Kalbimi bu doğrulukta sabit kıl Allah'ım. Âmin. ✨ ✒️ Çiğdem✿
Sanat ve Anlam Arayışı
Çocukluğumuzdan itibaren bize hedef koymak öğretilir. İyi notlar alırsak, istediğimiz bölümü kazanırsak, iyi bir işe girersek ya da uzun zamandır hayalini kurduğumuz bir şeyi başarırsak mutlu olacağımız söylenir. Bu yüzden hayatın önemli bir kısmı bir sonraki hedefe doğru yürüyerek geçer. Bir sınava hazırlanırız, bir ev almak için yıllarca para biriktiririz, çocuklarımız için hayaller kurarız. Hedeflerin şekli değişir ama verdikleri vaat pek değişmez. Bir gün her şey biraz daha yerine oturacaktır. Bu inanç bütünüyle yanlış değildir. Uzun zamandır beklenen bir haber geldiğinde, yıllarca emek verilen bir iş sonuçlandığında ya da büyük bir özlem sona erdiğinde hissedilen sevinç gerçektir. Yalnız bazen insanı şaşırtan başka bir şey olur. Ulaşılması gereken şeye ulaşılsa da, ulaşılmasa da, hatta görünürde hiçbir sorun yokken bile içimizde açıklaması zor bir eksiklik hissedebiliriz. O eksiklik hissiyle ne yapacağımızı bilemeyiz. Kimi zaman yeni hedeflere yöneliriz, kimi zaman kendimizi daha yoğun çalışırken buluruz. Çünkü başımıza gelenleri yalnızca yaşamakla yetinmeyiz. Onları birbirine bağlamaya çalışırız. Tarif etmekte zorlandığımız duyguların kaynağı da çoğu zaman budur. Eksik olan şey her zaman yeni bir hedef değildir. Daha çok, yaşadıklarımızın nasıl bir bütünün parçası olduğunu görebilmektir. Mutluluk aradığımızı düşünürüz. Oysa çoğu zaman peşinde olduğumuz şey, yaşadığımız hayatın bir yere oturduğunu hissedebilmektir. Yerine oturmayan parça Aynı olay iki farklı kişinin hayatında bambaşka izler bırakabilir. Bir ayrılık birini yıllarca geçmişe bağlarken, başka biri için yeni bir başlangıca dönüşebilir. Bir başarı birinin yönünü değiştirirken, başka biri için kısa süreli bir sevinç olarak kalabilir. Başımıza gelenler kadar, onlara verdiğimiz anlamlar da kim
Makale|Yazı
Reklam
kendime not
Okumayı sevdiğim için değil bilgi edinmeyi istediğim için okuyorum. Okuma isteğim tek bir soru ile başlamıştı 'Neden' bu soru beni bilginin bitmek bilmeyen dehlizlerine doğru çektikçe okudum, okudukça gün içerisinde edindiğim bilgileri yorumlamaya ve eleştirmeye başlayınca unutmamak için yazmaya başladım... Unutmamak evet tek işim okumak olmadığı için ne zaman ne düşündüğümü ve nasıl yorumladığımı unutacağımı biliyordum. Haliyle düşündüğüm konuda tatmin olduğum kadarı ile eleştirip yorumlandığım zaman rahatsız olduğumun farkına vardım. İşte tamda bu yüzden yazmaya başladım. Bu bitmek bilmeyen ve güçümün yetmeyeceğini anladığım 'bilgi' dehlizinde benimde bir parçam olmasını istediğim 2 kitaptan 1 rini yazmaya calışıyorum. Umuyorum ki bitireceğim.
Hepimiz Gökyüzü Olmak İstedik Üzerine Konuşalım...
Selamlar umarım iyisinizdir. Sıhatiniz ve Keyifleriniz yerindedir. Bu gün çok uzun zamandır Hayruş ✮⋆˙ ile yapmak istediğim ama benim yüzümden uzun bir süre ertelenen bir soru-cevap, kitap üzerine sohbet etkinliğini sizlerle paylaşmak istiyorum. Sohbetimiz başlıkta da olduğu gibi HGOİ serisi: Lordlar ve Varisler Krallar ve Soytarıları Ejderha ve Yıldız Deliler ve Cellatlar Efsaneler ve Lanetler üzerine olacaktır. (Bu arada isim yazmak uzun süreceği için hesaplarımızın baş harfleriyle devam edeceğim) Ve sohbet seri hakkında SPOİLER İÇERECEKTİR HEM DE BOLCA... ~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~ M: Tamamdır şimdi o zaman ilk sorumla başlayayım bu seride en çok hoşuna giden şey nedir? H: Hmm... Nova diyeceğim. Çok güzel yazılan bir karakter. Baştan sona gelişimini okurken kendi kızımı yetiştiriyorum gibi hissettim. M: Benim için seriyi iyi yapan temelde 4 şey var: birincisi özgün bir konu ya da işleyiş, ikincisi beni ne kadar eğlendirdiği, bana ne kadar duygularını geçirebildiği, kitap sonunda bana ne kadar çok şey kazandırdığı. Şimdi ilk madde belki pek olmaz ancak hgoi diğer tüm isteklerimi karşılıyor, senin dediğin gibi karakter gelişimi konusunda hakikaten çok başarılı. H: Evet katılıyorum N.G. Kabal'ın kalemini seviyorum yazdığı ufacık bir cümlede bile derin anlamlar var. H: Sence serinin sonu yeterli miydi bir şeyi değiştirmek istesen neyi değiştirirdin 🙃
Duygu ve Düşünce
siz kitap okumuyorsunuz, siz sadece kalabalığın altını çizdiği cümlelerin peşinden yürüyorsunuz. bir kitabı bitirmiyorsunuz, bir alıntının içinde kayboluyorsunuz. sayfalarla değil , başkalarının seçtiği birkaç satırla yetiniyorsunuz. sonra dönüp kendinize “okuyorum” diyorsunuz. oysa okumak, insanın kendini rahatsız etmesidir. siz rahat kalmayı seçtiniz. bir kitabı değil, o kitabın piyasadaki yankısını seviyorsunuz. okuduğunuz şey metin değil , onun etrafında oluşmuş gürültü. herkesin altını çizdiği yeri siz de çiziyorsunuz, çünkü kendi cümlenizi bulacak kadar yalnız kalmaya tahammülünüz yok. Instagram’da şuursuz bir sosyal medya fenomeni bir kitap paylaşıyor, hemen ona hücum ediyorsunuz; kitabı değil, ilgiyi takip ediyorsunuz. ne okunmuş, neden okunmuş, size ne söylemiş ; bunların hiçbir önemi yok. önemli olan, oraya sizin de görünmeniz. rüzgâr esiyor , siz yön değiştiriyorsunuz.
Duygu ve Düşünce
Mezarımı Bilmesinler
Ne bir taş dikilsin başıma, ne bir isim, Rüzgârla savrulsun dünyadaki külim. Beni arayanlar bulmasın yerde, Bir garip kul gibi göçmek isterim. ​Mezarımı bilmesinler, yerim gizli kalsın, Üstümde sadece yaban otları açsın. Ne bir ağıt yansın, ne gözyaşı aksın, Ruhum bu fani zincirden sıyrılsın. ​Toprak örtsün her şeyimi, sessizce yutsun, Dostlar beni sadece dualarda tutsun. Dünyanın yükü dünyada kalsın, Adım da, sanım da burada unutulsun.
Şiir
Reklam
Reklam