İlginç bir isim ve muazzam bir hikaye…
8/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 23:56
İyi akşamlar 1k sakinleri :) Bu kitabı mertinkitapkulübü sayesinde keşfettim. Kendisine bu kitabı bana kazandırdığı için teşekkür ediyorum :) Sayesinde güzel ve alışılmamış bir hikayeyi okuma fırsatı buldum. Önce hoşuma gitmeyen bir yönden bahsedeceğim çünkü bu yön ne kadar karakterin ‘karakterini’ yansıtsa da, kitaba tam olarak giremememe neden oldu. Kitaptaki karakterin kafasındaki düşünceler adeta ‘çorap değiştirir gibi’ değişiyordu. Olayları takip etmekte aşırı zorlandım. Öyle ki; bir paragrafta bazen 3 ayrı düşünce birden var olabiliyordu. Ama hikaye gerçekten hoşuma gitti. Bayıldım diyemiyorum yukarıdaki sebepten dolayı. Ama orta derecede bu kitap bana kendisini sevdirmeyi başardı. Özellikle sonu gerçekten hoşuma gitti. Bir kitabın sonunun bence hem bağlayıcı hem de ters köşe olması gerektiğini düşünüyorum. Böylelikle kitabın geneli kötü olsa da sonuna gelindiğinde yüzde ufak bir tebessüm bırakabilir. :) Keyifli okumalar dilerim :)
Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri ÜzerindeOlga Tokarczuk · Timaş Yayınları · 20203,058 okunma
Ben bir insandım.
10/10
·160 syf.··
2026 7. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 00:00
Kitabı ele aldığınız anda bırakamıyorsunuz. Sürükleyici, merak uyandırıcı bir anlatıma sahip. Roman bir gazetecinin çocukluk arkadaşının ölümünü duyduğunda memleketine gidip araştırmaya başlaması, arkadaşının başına gelenleri öğrenmesi ile devam ediyor. Tabii araştırma yolculuğunda harese denilen kavramın bizzat insanında içinde var olduğunu bile bile o ölüme yürüdüğü anlıyor ve kavrıyor. Arkadaşı Hüseyin'in ne kadar iyi bir insan olduğu. Ve çocukluk anılarına indiği günleri , o zamanın koşullarından bahsediyor. Kitapta en dikkat çeken karakterler Hüseyin ve Meleknaz 'dır. Ah Hüseyin neler neler yaşadın ama aklında tek bir isim vardı .Ne kadar da yüreği güzel temiz bir insansın. Meleknaz dikkatimi sessizliği çekti. Onca acıya ,onca zulme ...rağmen . Hüseyin ölüm döşeğindeki son sözleri " ben bir insandım. " demesi biz okurları duraklatacak ve bunun tesirinden zor çıkartacaktır. "Merhamet zulmün merhemi olamaz !" Kitap bizi insanlığımızı sorgulmamıza yöneltiyor. Bizler ne kadar insanız. Sadece kendimizi düşünüp duruyor dışarıda olanlara kayıtsız kalıyoruz.Bu vicdan mıdır, insanlık mı? Keyifli okumalar , dilerim.
HuzursuzlukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2017117,6bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Karanlıkta iki gölge yan yana geldi ve karanlık bitti...
Puan vermedi·376 syf.··
2026 68. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 21:00
"He is half of my soul, as the poets say." ya ben bu kitabın beni bu kadar mahvedeceğini tahmin etmemiştim.. ne yazcam kelimeleri nasıl toplıcam hiç bilmiyorum hala. Madeline Miller mitolojik bi efsaneyi alıp öyle bi aska, öyle zarif bi bağlılığa dönüştürmüş ki kitabı bitirdiğimde göğsümde kocaman bi ağırlık vardı hala etkisinden cıkamıyorum ağlamaktan yoruldum .. biz akhilleusu hep o yenilmez gururlu yarı tanrı savasçı olarak bildik ya hani, tarihteki o gaddar imajı falan. ama bu kitap bize onun savas meydanlarındaki ihtişamını diil patroklosun gözlerindeki o saf masum halini anlatıyo. o kadar insani ki.. hele o Chiron'un yanındaki çocukluk yılları, pelion dağındaki o huzurlu günler.. yazar oraları o kadar güzel anlatmış ki keşke hep orada kalsalardı dedim okurken. patroklosun sadakati, o herkesin korktuğu akhilleusun onun yanındaki o çocuksu ama devasa sevgisi içimi titretti resmen. bi de şu kader mevzusu ve tanrıların o kibirli, bencil dünyası beni acayip delirtti okurken.. özellikle Thetis karakterine o kadar sinir oldum ki anlatamam, kadındaki o kibir ve oğlunu sadece şan şöhret için harcama isteği delirtti beni. iki ölümlünün kaderin önüne geçemeyen o çaresiz ama yine de pes etmeyen hikayesini izlemek hem büyüleyiciydi hem de cok can yakıcıydı bence truva savaşı başladığı andan itibaren zaten kalbim sıkışa sıkışa okudum, o savaşın anlamsızlığı, gurur yüzünden verilen o kayıplar falan çok iyi işlenmişti. yazarın dili de o kadar akıcı ki betimlemeler falan acayip şiirsel, sanki düz yazı diil de bi melodi okuyosun gibi. akhilleusun şan şöhret açlığıyla patroklosun o şifacı, merhametli yönünün tezatlığı muazzam verilmiş. sonunu bile bile okumak canımı cok yaktı, o son sahneler, mezar taşındaki o isim detayı falan beni benden aldı bittim orda zaten.. ama her saniyesine
Akhilleus’un ŞarkısıMadeline Miller · İthaki Yayınları · 202019,3bin okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2026 39. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 23:21
Benim için çok özel, unutulmaz bir hikaye oldu. Dramı insanın damarlarından vermeyi başarabilen bir yazar Çağan Irmak. Zaten yönetmenliği ile kendini kanıtlamış, dehasını da olağanüstü hikayeler ortaya koyarak gösteren bir isim. Onun zihninden çıkan cümleler içimi dağladı kitabın ilk sayfasından itibaren. Başından sonuna kadar gözyaşlarıma hakim olamadım. Bir bedeni paylaşan siyam ikizleri Batuhan ve Baturgan'ın hikayesi doğdukları andan itibaren hem onlara hem de okuyucuya hayatın en acımasız en dobra yanlarını sunuyor. Onlarla beraber bütün bir hayatı yaşamış, kederlerine de mutluluklarına da şahitlik etmiş gibi hissediyorum. Sanki sadece kurgusal karakterler değillerdi de gerçekten onları tanımışım. İyi ki vardınız her şeye rağmen, iyi ki okurluk hayatımdan geçtiniz çocuklar. Kalbi acıya dayanıklı herkese tavsiye ediyorum okumalarını.
AyrılışÇağan Irmak · Doğan Kitap · 2024889 okunma
Puan vermedi·336 syf.··
2026 71. kitabı
Öncelikle filmini izledim. Çok sonraları da kitabını aldım. Film çok hoşuma gitmişti. Kitabının da öyle bir etkiye sahip olacağını düşünmüştüm ama yanılmışım. Çünkü çok daha derin ve çok daha etkileyici bir eser ile karşı karşıya kaldım. Bunun en büyük sebebi de aslında izlediğimiz filmin bu kitap olmaması. Evet Film bu kitabın filmi olay aslında aynı. Orada Jamal karakteri kenar mahalleden geliyor ve hayatında yaşadıklarının yarışmada karşısına çıkmasıyla kaderin cilvesiyle en büyük ödülü alıyor. Yarışma programının sunucusu ise bu işte bir iş olduğunu düşünüyor ve polisi çağırıyor. Burası aslında aynı ama kitaptaki kişi Jamal değil Ram Muhammed Taylor. Bir kilise önüne bırakılan bir çocuk. Rahip ona bakıyor ve aile bulmaya çalışıyor ama maalesef bulamıyor. Sonra ona bir isim vermek istiyor. Bir Hristyian ismi veriyor ama bunu duyan bazı hintliler onunla konuşuyor. Onun hristiyan olduğunu nereden biliyorsun ya hintliyese diyorlar. Papaz da bunu bilemezsiniz ya müslümansa diyor. En sonunda da hint, müslüman ve hristiyan adından oluşan Ram Muhammed Taylor adını alıyor. Filmden farklı bambaşka br hikaye burada bizi bekliyor işte. Çünkü polislerin elinden bir avukat kız onu kurtarıyor ve onunla konuşuyor. Soruları nasıl bildiğini anlatmasını istiyor. Çünkü onun soruları çaldığı düşünülüyor. Ram anlatmaya başlıyor. Herşeye adının verilmesinden başlayarak yaşamındaki tüm dönüm noktalarını anlatıyor. Bütün dönüm noktaları yarışmadaki soruların cevapları. Ve yaşadıkları o kadar zor ki. Ölümler, ihanetler, aşklar, sevgiler, kardeşlikler... Sizleri derinden etkileyeceğini düşündüğüm bu kitabı kaçırmayın derim.
Kim Bir Milyar Kazanmak İster?Vikas Swarup · Oğlak Yayıncılık · 200519 okunma
Puan vermedi·432 syf.··
2018 122. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 24 Aralık 2018 00:00
Bu gün Okuyan kadinlar kulubu ile birlikte #heraybirdünyaklasiği etkinliğimiz için seçtiğimiz #masumiyetçağı ile geldim. Eski pembe dizileri bol bol anımsatan bir okuma oldu benim için. Büyük, büyük, büyük aileler, kuzenler, kalabalık 'dost' meclisleri, herkesin arkasından bir burun kıvırmalar, bir arada olunca 'ah canım benim' ler falan :) Herşey den önce kibar insanlar efendim. Kibar seviyorlar, kibar sinirleniyorlar, kibar münakaşa ediyorlar, kibar aldatıyorlar, bir cömertlik, bir bonkörlük değmeyin gitsin. Zaten yabancı isimler konusunda sıkıntı çeken ben, bir de akrabalık bağları kimliklerine yansıyıp üç dört isim ile anılınca epey sıkıntı çektim. Konumuz imkansız bir aşktan fazlası. Eşinden ayrılıp büyüdüğü yere dönen Olenska açısından yalnız bir kadının toplumda karşılanışına değinilmiş. "aaa çok ayıp cıx cıx cıx her ne olursa olsun hemen kocasına geri dönmeli" şeklinde hali hazırda dillerinin ucunda tuttukları, acaba kime yapıştırsak diye bakındıkları dedikodular var mesela. Kuzeni May açısından saf aşk anlatılırken hem geleneklerine bağlılığına değinilmiş hem vazgeçmenin erdemine. Newland içinse aşk - tutku bir tarafta, sevgi - hayranlık - verilen sözlerin ağırlığı bir tarafta. Bir entrika ile karşılaşacağıma o kadar emindim ki, gel gitlere rağmen güzel bitti. Özet niteliğinde bir kaç alıntı bırakıp müsadenizi istiyorum efendim, kitapla kalın. "Evlilikleri diğer çoğu evlilik gibi bir yanda cehalet diğer yanda ikiyüzlülüklerle ilerleyen, maddi ve toplumsal çıkarlar uğruna bozulmayan yavan bir birliktelik olacaktı. Gerçek şeylerin asla söylenmediği, yapılmadığı ve hatta düşünülmediği bir dünyada yaşıyorlardı." "Gerçek yalnızlık, insanın yalnızca taklit yapmasını isteyen bütün bu insanların arasında yaşamasıdır." "Artık yalnız değilim.Yalnızdım ve
Masumiyet ÇağıEdith Wharton · Martı Yayınları · 20201,294 okunma