Duygu hayatını tüm yelpazesiyle yaşamadan, kemale erilmez. Görünüşte en sebepsiz olan üzüntü hali de herhalde buradan doğar: "Aslında her şey yolunda gidiyor, bana ne oluyor böyle, bilmiyorum."
Seks elbette mutlu eder ama yokluğu varlığından fazla zaman tutar, bu da onun varlığını umanı mutsuz eder. Onun "dokunuşunu" hissetmek üzere her 'Yeni Kişi' nin peşinden koşan, kendisinin geride kaldığını fark etmekte geç kalır; bin bir zahmetle kendini yeni baştan bulmaya girişmesi gerekir.
Güzel duyguların ifası beklenecek olursa aşktan, o duygular eksik kaldığı anda - geçici veya kalıcı - mutsuz eder. Aşık olmamak daha mı iyidir o halde? Hayır, aksine: Daha fazla anlam bahşeden bir şey yoktur. Ama insanların hayatta bir miktar mutsuz olmaya da ihtiyaçları vardır, aşk da bunun güvenilir bir tedarikçisidir.
Mutluluk önemlidir ama anlam daha önemlidir. Hayatta tek meselenin mutlu olmak olduğu, modern hayattaki anlam kaybını mutlulukla ikame etmek isteyenlerin bir masalıdır; ama mutluluğun sırtına kesinlikle taşıyamayacağı bir yük yüklemiş olurlar böylece.
Her şeye rağmen analiz süreci kolay bir girişim değildir: Bizi içimizdeki yabancıyla yüzleştirir ve övünerek bahsettiğimiz ideallerimizin tam tersi yöne gidiyor da olsa, içimizdeki o yabancının karanlık tarafını kabullenmemizi sağlar. Ancak çoğunlukla yolun sonunda, birlikte yaşamaya alışıp karakterimizle bütünleştirdiğimiz semptomlarımızdan vazgeçmemizi sağlar.