Puan vermedi·727 syf.··
2026 52. kitabı
Lâle Müldür’ü daha yakından tanıma fırsatı bulduğum bir söyleşisinde onun şiire ve hayata bakışının eserleriyle ne kadar iç içe olduğunu fark ettim. Çocukluk yıllarında bir pencere kenarında oturup dış dünyayı seyreden, gördüğü bir kuşu, martıyı ya da kediyi kendi iç dünyasında yeniden kurarak şiire dönüştüren bir şairden söz ediyoruz. Yazdığı şiire sonradan müdahale etmeyen, onu tamamladıktan sonra geride bırakan ve yeni şiirlerin peşine düşen bir yaratım anlayışına sahip. Şiiri kimi zaman ruhunu ele geçiren bir varlık gibi tanımlayan Müldür, “Şiir bütün kariyerimin önüne geçmiştir.” sözüyle de şiirin hayatındaki yerini açıkça ortaya koymaktadır. Söyleşide aktardığı yaşam hikâyesi de şiirlerini anlamak açısından oldukça dikkat çekicidir. Robert Koleji’nde matematik ve fen bilimlerinde gösterdiği başarı, fizikçi olma hayali ve babasıyla notları üzerinden yaşadığı inatlaşma, onun karakterindeki sorgulayıcı ve bağımsız yönü göstermektedir. Kendisini bir “ruh gezgini” olarak tanımlayan şair, Roma’ya duyduğu hayranlığı dile getirirken Latin Amerikalıları, Kazakları ve farklı coğrafyaları hiç görmeden şiirlerinde yaşatabilmiştir. Bu yönüyle onun şiiri, mekânları ve zamanları aşan bir hayal gücüne sahiptir. Lale Müldür’ün şiirlerinde fizik, mitoloji, şamanizm, Hristiyanlık, İslam tasavvufu ve birçok kültürel unsur bir arada bulunur. Farklı inançlar, semboller ve düşünce sistemleri onun şiir evreninde birbirine karışarak özgün bir yapı oluşturur. Bu nedenle Müldür’ün şiirleri yalnızca bireysel duyguların değil, aynı zamanda insanlığın ortak kültürel hafızasının da izlerini taşımaktadır. Özellikle Anemon ve Apokalips Amonyak adlı eserlerinde bu mitolojik ve simgesel dünyanın izlerini yoğun bir şekilde görmek mümkündür. Şaman giysilerindeki sembollerin bir inancı, dünya
Apokalips / AmonyakLale Müldür · Yapı Kredi Yayınları · 2020133 okunma
Süper bir kitap
10/10
·600 syf.·
2022 6. kitabı
Aklınızı başınızdan alıp aklınızı önünüzde yürütmeye çalışan bir kitap. Nasıl bir hayat yaşadın ki böyle bir eser ortaya çıkardın diye sormak isterim üstad Ebu'l-Leys Semerkandi ye... Müfessir, muhaddis, fakih, zahid, alim, mütteki, ilmiyle amil, üstad Ebu'l-Leys Semerkandi Hazretlerinin İslam ümmetinin hemen hemen tamamınca tanınan, sevilen ve zevkle okunan Tenbihü'l-Gafilin adlı eseri; hem bir ahlak, hem bir tasavvuf, hem de bir şeriat kitabıdır.
Tenbihü'l GâfilînEbu'l-Leys Semerkandî · Çelik Yayınevi · 2013441 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Harika bir eser
Puan vermedi·324 syf.·
2026 134. kitabı
osmanlı devleti' nin 34. padişahı ve islam aleminin 113. halifesidir. tahtta durduğu süre boyunca izlediği denge politikaları ile meşhurdur. Padişahın hayatından gerçekleşenlerin sesini duyuyorsunuz kitapta. O kadar canlı ve heyecanlı ki sesler. Arkadaş oluyorsunuz kitaptaki kişilerle....
Kaplanın SırtındaZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 202215,6bin okunma
10/10
·328 syf.·
2026 3. kitabı
İslam tarihçisi M. Asım Köksal’ın titiz bir araştırma ve tamamen muteber ilk dönem kaynaklarına (Taberî, İbnü'l-Esîr, İbn Kesîr vb.) dayanarak kaleme aldığı "Hazret-i Hüseyin ve Kerbela Faciası", İslam tarihinin en büyük trajedilerinden birini kronolojik, tarafsız ve belgelere dayalı bir şekilde ele alır. Yazar, olayları ajite etmeden, tarihi hakikatleri ön plana çıkararak Ehl-i Beyt sevgisini ve adaleti savunur. 1. Hazret-i Hüseyin’in Şahsiyeti ve Ümmetteki Yeri Kitap, Hz. Hüseyin’in doğumu, çocukluğu ve dedesi Hz. Muhammed (s.a.v.) ile olan derin bağını anlatarak başlar. Peygamber Efendimiz’in onun hakkındaki "Hüseyin bendendir, ben de Hüseyin'denim" gibi hadislerine yer verilerek, Hz. Hüseyin'in Müslümanlar nezdindeki müstesna yeri vurgulanır. Hz. Ali ve Hz. Fâtıma’nın terbiyesinde yetişen Hz. Hüseyin’in ilmi, takvası, yüksek ahlakı ve haksızlığa boyun eğmeyen karakteri eserin ilerleyen bölümlerindeki duruşunun temelini oluşturur. 2. Kerbela’ya Giden Siyasi Süreç Muâviye b. Ebû Süfyan’ın vefatı ve vasiyeti üzerine oğlu Yezid’in halifelik makamına geçmesi, İslam dünyasında şûra (seçim) sisteminden saltanata geçişin ilk adımı olur. Biat Baskısı: Yezid, hilafetini meşrulaştırmak için Medine Valisi aracılığıyla Hz. Hüseyin, Abdullah b. Zübeyr ve Abdullah b. Ömer gibi dönemin en saygın isimlerinden zorla biat almak ister. Biatın Reddi: Hz. Hüseyin, İslam'ın yönetim ilkelerine, liyakate ve adalete aykırı görerek Yezid’e biat etmeyi kesinlikle reddeder ve can güvenliği için Medine’den Mekke’ye geçer. 3. Kûfelilerin Daveti ve Müslim b. Akîl’in Şehadeti Hz. Hüseyin’in Yezid’e biat etmediğini duyan Kûfe halkı, ona binlerce mektup göndererek kendisini halife olarak tanımak istediklerini, Kûfe’ye gelirse ona sadakatle bağlanacaklarını bildirirler. Elçi Gönderilmesi: Hz.
1000Kitap
Hazret-i Hüseyin ve Kerbelâ FâciasıM. Asım Köksal · Ketebe Yayınları · 2024209 okunma
Puan vermedi·320 syf.·
2026 119. kitabı
Selamun aleykum. Hayırlısı ile 1000Kitap'taki ilk inceleme yazımı kaleme alıyorum. :) ​Kitabı platformda arattığımda sadece iki kişinin okuduğunu ya da kaydettiğini gördüm ve doğrusu buna biraz üzüldüm. Günümüz şartlarına, modern hayatın getirdiği problemlere hadisler ve kıssalarla bu kadar güncel ve canlı bir vizyonla yaklaşan bir eserin bu kadar az okunması üzüntü verici. ​Bu kıymetli kitapla katıldığım bir ders vesilesiyle tanışma nasip oldu. Kitap, bugün dünya gündeminden düşürülmek istenen Filistin’in mücahitlerinin, Hamas birliklerinin bazı fotoğraflarında kadraja girmişti. Yazarın da aslen Filistinli (Edhem Şarkâvi ) olduğunu düşünürsek bu durum aslında çok şaşırtıcı değil; fakat bizim için büyük bir merak kaynağı olmuştu ve bu vesileyle okuma listemize girdi. ​Kitap hakkında söylenecek o kadar çok söz, ibret alınacak o kadar çok ders var ki... İnsan hangisinden başlayacağını bilemiyor. Okurken "Biz bu detayları daha önce nasıl kaçırdık, nasıl fark edemedik?" dediğim pek çok yer oldu. Kısa kısa alıntılarla bu hissi paylaşmak istedim ama inanılmaz derinlikli olduğu için alıntılara sığdırmak bile zor oldu. ​Yazar, Efendimiz aleyhissalatu vesselamın bize ulaşan sahih hadislerinden ve kıssalarından günümüze dair harika dersler çıkarıyor. Her hadis ve kıssadan ortalama 6 ders süzülmüş; bazılarında bu sayı daha fazla, bazılarında ise biraz daha az. ​Bu kitabın en güzel yönlerinden biri de çok işlevsel olması. İçindeki kıssaları ve hadisleri; evlerinizde, dost ve arkadaş meclislerinizde, taziyelerde ya da bulunduğunuz herhangi bir toplulukta anlatarak harika, şuurlu ve feyizli konuşmalar yapabilirsiniz. ​İlk incelemem ve ilk kitap tavsiyem olarak burada dursun. Kısmet olur da okursanız, ne hissettiğimi çok daha iyi anlayacaksınız inşallah. ​Keyifli ve ufuk açıcı okumalar
1000Kitap
Resul'ün İzindeEdhem Şarkâvi · Nida Yayıncılık · 20253 okunma
Puan vermedi·134 syf.··
2026 12. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 00:00
Bu kitapla birlikte bir kez daha anladım ki, konferans konuşmalarının derlendiği eserler kesinlikle bana göre değil. Sürekli bir konudan çıkıp birden bambaşka bir yere atlayan, sonra bir diğerine geçip tekrar ilk noktaya dönen ve nihayetinde bir önceki başlıkla son bulan bu daldan dala yapı beni yoruyor. Üstelik bazı cümleleri anlamlandırmakta bile güçlük çekiyorum. Yazar, bu konferansların amacının "kitleleri gaza getirmek" olmadığını iddia etse de üsluptaki o coşkulu hava bende ister istemez bu intibayı uyandırdı. Kitapta Müslümanların, Türklerin, sağın ve solun mevcut durumuna ve kurtuluş reçetesine dair oldukça isabetli tespitler var. Gelgelelim, eserin bir konferans derlemesi olmasından ötürü, anlatılan bazı tarihi hadiseler ile filozofların söz ve düşünceleri biraz havada kalıyor, insanı sorgulamaya itiyor. Örneğin yazar şöyle diyor: “Bolşevik şairi: ‘Mujik! Senin yeni Vatikan'ın Kremlin'dir!’ diyen gülünç mısralar döküyor; Sovyet rejimi, aklınca, Tevrat, İncil, Kur'ân'a açtığı mücadelede fasılasız devam ediyordu.” Tarihsel olarak Vatikan’la hiçbir bağı bulunmayan bir Ortodoks Rus (veya eski Ortodoks coğrafyasından çıkan bir Bolşevik), neden kalkıp “Senin yeni Vatikan’ın Kremlin’dir” desin? Bunu söyleyen şair kimdir? Bu sözü Katolik Avrupa’ya mı, yoksa kendi halkına mı hitaben söylüyor? Bu gibi referansların altının doldurulmaması metnin gücünü azaltıyor. Yazarın bazı görüşlerine, bilhassa Mehmet Akif ve şiiri hakkındaki sert eleştirilerine katılmasam da tüm bunları kendi dönemi ve şartları içinde değerlendirmek gerektiğine inanıyorum. Öte yandan, Necip Fazıl’ın şu sözü, metinde gördüğüm veya görmediğim tüm noksanlıklara rağmen kendisini takdir etmemi sağlıyor: “Bugün bizim mücadele metodumuzu şeriat adına yerenlerse, o gün, bu mukaddes kelimenin (ş) harfini
Dünya Bir İnkılap BekliyorNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 20251,669 okunma