Stoacılığın kalbinde, hislerimiz ve düşüncelerimizden sorumlu olduğumuz fikri yatar. İyi veya kötü talihe nasıl karşılık vereceğimizi kendimiz seçebiliriz. Bazı insanlar duygularının değişen hava gibi olduğunu düşünürler. Stoacılar ise, aksine, bir durum ya da olay karşısındaki hislerimizi kendimizin seçtiğini düşünür. Duygular öylece başımıza gelmez. İstediğimizi elde etmekte başarısız olduğumuzda üzgün, biri bizi kandırdığında kızgın hissetmek zorunda değiliz. Stoacılar duyguların akıl ve mantığı bulandırdığına ve yargılama gücüne zarar verdiğine inanmışlardır. Onları sadece kontrol etmemeli, mümkün olduğunda onlardan tümüyle kurtulmalıyız da.
Daha geç dönem Stoacılar arasında en iyi bilinenlerden Epiktetus (İS 55-135), hayatına bir köle olarak başladı. Birçok badire atlattı, açlığı ve acıyı öğrendi, bacağını zehirli bir böcek ısırdıktan sonra topal kaldı. Bedenlerimiz birer köle de olsa zihinlerimiz özgür kalabilir dediğinde kendi deneyimini tarif ediyordu. Bu sadece soyut bir teori değildi. Acı ve dertle nasıl başa çıkacağımız hakkında pratik tavsiyeler içeriyordu öğretisi. Özü şuydu: "Düşüncelerimiz bize bağlıdır."