Günaydın:)
"Tek gayem varoluşuma kendi imzamı atmak... Sonra da bu garip dünyadan, dev bir tavuk kostümü içinde, flamingo dansı yaparak, elinde dev bir muz ve bir kutu patates cipsiyle, uzay kedileriyle birlikte göçüp gitmek. Yanımda konuşan bir kaktüs olacak, sürekli bana 'Sen aslında bir sandviçsin, farkında mısın?' diyecek. Giderken evrenin kapısında 'Burada bekleyen yok, hadi geç!' yazan neon ışıklı bir tabela asacağım. Hayat kısa, ben de hızlıca imza atıp, 'Dünya, sen bir çılgın lunaparksın, ben de biletimi aldım, hadi uçuyorum!' deyip, gökkuşağından kayarak başka bir boyuta ışınlanacağım. Orada da tavşanlarla tavla oynayıp, 'Asıl anlam burada saklıymış, ama kimse söylememiş!' diye bağıracağım. Çünkü neden olmasın, hayat zaten bir absürt tiyatro!"
Hayata Dair
Halim, sıradan bir yaşamın içinde huzur arayan bir gençtir. Ancak komşularının gizemli ölümüyle birlikte, güvenle örülmüş hayatının taşları teker teker yerinden oynamaya başlar. Önce çocukluk arkadaşının kayboluşu, sonra kardeşinin gizlediği sırlar, ardından ailesinin sessizliğinin ardındaki karanlık gerçeği keşfeder. Her adımda biraz daha sarsılır; dostluğa, aşka, aileye ve en sonunda kendine olan inancını kaybeder. Bir zamanlar masumiyetin simgesi olan ev artık yalnızca yankıların duyulduğu bir boşluktur. Ve o yankılar, Halim’in yıkılan dünyasından geriye kalan tek şeydir. Kırılan Sessizlik, bir ailenin çöküşünü, bir gencin iç hesaplaşmasını ve sessizliğin bazen en korkunç çığlık olabileceğini anlatıyor.
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Yazmadım seni daha, Sevmeye ayırdım tüm zamanları Yazmaya bu yüzden vaktim olmadı Ben düşünmeye başlayınca seni -ki bu bir ömür önceki düşünmenin Sonunda çok öncedir- İnan ki dağlar, taşlar, İnan ki bulutlar, yağmur ve kar Toprakla su ve gök yüzü, Güneş, ay ve yıldızlar Onlarda benimle birlikte Ve onlarda benim kadar seni düşünürler.
Birisi var
Bu satırları, bir zamanlar kalbimin kapısını açtığım kişiye yazıyorum. Seninle birlikte hayatıma kaos girdi. Yalanlar, oyunlar, ihanetler... Hangi taşın altına baksam, gölgen çıkıyordu. Giderken yalnızca kendini götürmedin; dostluklarımı, huzurumu, kendime olan saygımı da yanında sürükledin. Ama insan bazen en büyük gerçeği en büyük yıkımın içinde öğreniyor. Bu uygulamaya defalarca sevgimi yazdım. Karşılığında ise yalnızca ihanet gördüm. Saygının ne olduğunu hiç bilmeyen biriyle aynı yolu yürümüşüm. Keşke seni hiç tanımasaydım dediğim tek insansın. Sana duyduğum öfke beni de sana benzetmeye başladı. Hak etmeyen insanları kırdım. İntikamın içimdeki boşluğu dolduracağını sandım. Yanılmışım. İntikam, yalnızca insanın kendi ruhunu kirletiyormuş. Bunun bedelini benden başka suçsuz insanlar ödedi. En büyük pişmanlığım da bu. Bu kişi o kadar iğrenç biri ki benim eskilerime bile asılıyor hatta gidip gonderilerini beğeniyor iletişim kurmaya çalışıyor seni seviyorum dedikten iki gun sonra başkalarıyla cinsellik hayalleri kuruyor. Bugün ise başka bir yerdeyim. Hayatımı yeniden kuruyorum. Dostlarımı daha dikkatli seçiyorum. Sevmeyi yeniden öğreniyorum. En önemlisi, kendime geri dönüyorum. Seni tanımadığım zamanlarda ki bana geri dönüyorum Hayatımda bana sevildiğimi ve değerli olduğumu hissettiren biri var. Onun yanında hiçbir rol oynamıyorum. Sadece kendim oluyorum. Meğer insan ait olduğu yerde yaralarını unutuyormuş. Bu bir öfke metni değil. Bu bir veda. Bir kurtuluş. Bir zincirin kırılış sesi. Sana ne kinimi bırakıyorum ne de sevgimi. Sadece seni geride bırakıyorum. Çünkü bazı insanlar affedilmez oldukları için değil; geride bırakılmaları gerektiği için unutulur. Asıl ait oldugum yere sevdiğim sevildigim yere geri dönüyorum ve bunun mutluluğunu yaşıyorum sende hiç
"Bir gün herkes konuşacak birini bulur; ama çok az insan birlikte susup kitap okuyabileceği birini bulur."
Hayata Dair
Gelin hep birlikte dinleyelim. 😊 "Hayat bize her istediğimizi vermedi ama her yaşananında bir hikmeti olduğunu ögretti bu yüzden sitem etmeyi değil " Elhamdülillah "demeyi seçtik."🤲❤