elchyni

Ali رضي الله عنه: "İnsanların davranışlarını yol edinmekten sakının. (...) Birisini örnek almanız kaçınılmaz ise, o zaman dirileri değil, ölmüş olanları örnek alın." İ'lâmu'l-Muvakki'în, 2/209
Reklam
BEDENİ DAĞITAN DÖRT ŞEY İbnu'l Kayyim el-Cevziyye rahimehullah: * "Dört şey bedeni dağıtır: Stres, Keder, Açlık, Uykusuzluk *Dört şey yüzü kurutur, yüzün tazeliğini, sevincini ve parlaklığını götürür: Yalan, Hayasızlık, İlimsiz olarak çokca sual vermek, Çokca günahlara dalmak *Dört şey de yüzün tazeliğini ve sevincini artırır: Cömertlik, Vefalı olmak, Şerefli amel sahibi olmak, Takvalı olmak *Dört şey düşmancılığı ve nefreti celb eder: Tekebbür, Hased, Yalan, Söz gezdiren *Dört şey (Allah'ın) rızayı celb eder: Gece namazı, Seherleri çokca istiğfar etmek, Devamlı şekilde sadaka vermek, Günün başında ve sonunda zikir etmek *Dört şey (Allah'ın) rızasını uzaklaştırır: Sabahtan sonra yatmak, Az namaz kılmak, Tenbellik, Hiyanet Zadu'l-Mead, 4/378
"Eline aydınlanmak için bir mum (akıl) verilen kimsenin onu söndürüp karanlıkta kalması ne kadar kötüdür..." İbnü'l-Cevzi
Ölçü Nedir? Allah nizamının hakim olmadığı toplumlarda karşı konulan kötülükler konusunda hangi esaslara dayanarak insanları muhakeme edebiliriz? Onlara yaptıkları bir işten dolayı "Bu kötüdür sakın yapmayın" diyebilmemiz için yaptıkları şeyleri hangi ölçüte göre değerlendireceğiz? Siz ona "Bu yaptığın kötülüktür" dediğiniz zaman başka birileri de "Hayır bu kötülük değildir. Eskiden bu hareketler kötü sayılabiliyordu. Ama dünya her gün değişmektedir. Toplum her zaman ilerlemektedir. Bunun için değer ölçüleri de değişmektedir" derler. Öyleyse biz her işi ölçebileceğimiz sabit bir ölçüte sahip olmalıyız. Herkes tarafından kabul gören bir değer ölçüsüne sahip olmalıyız ki "İyiliği ve kötülüğü" ona göre ölçüp değerlendirebilelim. Durum böyle olunca bu değer ölçüsünü nereden alabileceğiz? İnsanların kendi hüküm, örf, arzu ve hedeflerinden mi alacağız? Bütün bunlar, her zaman değişmektedir. Bir durum üzerinde sabit olduğu görülmemiştir. Öyleyse bunlara uyduğumuz takdirde kılavuzu bulunmayan bir okyanusta kayboluyoruz demektir. Bütün bunlardan sonra işe değer ölçüsünü yerleştirerek başlamamız gerekmektedir. Sabit olan bu değer ölçüsünün insanların arzu ve isteklerine göre de değişmemesi şarttır. Bu değişmez ölçü Allah'ın ölçüsüdür. Fakat toplum daha ilk başta Allah'ın hakimiyetini kabul etmiyorsa ne yapabiliriz? Toplum Allah'ın kanunlarının hükmüne göre hareket etmiyorsa elimizden ne gelir? Hatta Allah nizamına çağıranlarla .alay ediliyor. Kötü karşılanıyor ve ağır zulümlerle karşılık görüyorsa bu durumda ne yapılabilir? Böyle bir toplumda hayatın çeşitli yönlerini kaplayan önemsiz ve değişik şeylerden ölçü ve değerlerin bulunmadığı, görüşlerin birbirleriyle çatıştığı konularda iyiliği emredip kötülükten sakındırmamızın gülünç ve boş bir çalışmadan, lüzumsuz bir enerji
ibn kayyım rahimehullah der ki; muhakkak ki kur'an'da ki her ayet, tevhidi içermekte, tevhide delil olmakta ve tevhide çağırmaktadır. veyahutta emir ve nehiydir ve emrinde ve nehyinde itaati zorunlu kılar. bunlar ise tevhidin hakikatleri ve en mükemmel noktalarıdır.
Sayfa 408·Kitabı okudu
Reklam