Dışarıdan, pencerelerin ardından yabancı büyük kentin hiddetli sesinden başka bir şey duyulmuyordu; kent, durmaksızın homurdanıyor, ne ölümle ne de yaşamla ilgileniyordu.
Ne varsa elinde kayıp gitmişti; önce umudunu ve merakını, üniversite öğrenimine karşı duyduğu hevesini, sonra hırsını, şimdi de en sonuncusunu, bu dostluğu yitirmişti. Yaşadığı bu saatin onu bütünüyle yoksul bıraktığını hissetti.