Bayanlar Baylar harika bir kitap okudum ve takdim ediyorum ;
Kitap, yayınevi genel müdürü olan Rıdvan’ın eline kimin gönderdiği belli olmayan gündelik hayatının belli belirsiz bir anında gizli kapaklı geçen mektuplarla başlıyor. Karşılıklı yazılan bu mektuplar 1960’lı yıllara ait olmakla beraber Rıdvan’ın kâh iş yerinde kâh gittiği herhangi bir davette, spor salonunda, evinin kapısında çıkıyor . Kendisinin bu mektuplarla bir alakası mı var yoksa birisi yayın evine basmak istediği bir kitabın merak uyandırarak eline geçmesini mi istiyor anlamıyor ve mektuplarda okudukları kendisini içine çekip geçmişte yaşadığı travmaları tetikleyince bütün hayatı alt üst oluyor. Behiye ve Suad isimli iki kız kardeş, Cumhuriyetin kuruluşunun daha ilk yıllarında Behiye kardeşinin ve aynı zamanda kendisinin de sevdiği adamla Berlin’e kaçıp ailesini, kız kardeşini terk ediyor daha sonra yaşadıkları ve hasret duygusuyla yıllar sonra kız kardeşine mektup yazmaya başlıyor. Kardeşi kendisine cevap veriyor ve ayrı kaldıkları yıllarda yaşadıklarını tek tek birbirlerine anlatmaya başlıyorlar. Behiye’nin kocası Franz ile başlayan macerasında tarihe yolculuk ediyorsunuz Nazi ordusunun işgal ettiği topraklar, kızıl ordunun Berlin’e girişi, Mussolini’nin idamı eksiksiz anlatılmış . Behiye kocası ile Amsterdam, Polonya ,Berlin yolculukları ve macerasında kendi yolunu ve çizgisini bulmaya çalışıyor ve zamanla acı bir şekilde kendini keşfetmeyi öğrenip kendisi için ailesinden vazgeçtiği kocasından ayrılıyor ve kendi hikayesini bulmaya çalışırken yaşadığı yalnızlığa yenik düşüp yazdığı mektuplarla kardeşinin gönlünü tekrar kazanıp ülkesine dönmeyi ümit ediyor. Öte taraftan Suad bir elmanın diğer yarısı diye addettiği kardeşinin gidişini asla kabullenemiyor kendi içine kapanıp herkesten uzaklaşıyor.