Tahta sırada susarak oturduk. Birbirimizle içimizden konuştuk. Ben onunla içimden konuşuyordum. Birbirimize bakmadan denize baktık. İstanbuldu. "Sensin" dedim. Değişiklik olsun, kendimizden çıkalım, başka bir kişiliği deniyerek o feci konuşmamayı dağıtmak için.
Fabrikanın içine girince, bir uçta odunu alıp öteki tarafa kağıt olarak çıkaran makinaların yanında insan bir kere daha kayboluyor. Ve bu yüzden sabahları, hayır uyku mahmurluğu değil, günde sekiz saat süren makina büyülemesi ile işçiler sessiz mecbur ve kaybetmiş yürüyorlar.
/Bir kalbiniz vardır onu tanıyınız.
Bir şehir kadar kalabalıktır bazıları
Bir dehliz kadar karanlıktır bazıları
Konuşurlar
İsterler
Susarlar
Dinlememişseniz nice yıl kalbinizi
Ev meslek iş para geçim diyerek
Düşünün şimdi bir de
Şehirlerde kasaba ve köylerde
Başını eğmiş kalbiyle söyleşen bir kişi olduğunuzu./