• İsrail dini özellikle Eski Ahit’in, çok net biçimde tek tanrıcılığı savunduğunu söylemek mümkün değildir.
  • Lübnan Kürtleri
    Günümüzde Lübnan'da yaklaşık 150.000 Kürt nüfusu bulunmaktadır.Tamamı Müslümandır.Lübnan Nüfusunun %3'ünü oluşturmaktadırlar.



    Suriye ve Lübnan Kürtleri arasında yakın bir bağ vardır çünkü Lübnan'daki Kürtlerin büyük bölümü ya Suriye'den ya da Suriye üzerinden gelmiştir ve kaderleri Suriye kuvvetlerinin iç savaş sırasında 1976'da Lübnan'a girmelerinden beri Lübnan'ın Suriye hegemonyasın da  olması gerçeğince belirlenmiştir.Suriye Lübnan Kürtlerini dikkatle gözlüyordu ve Kürt davasının Suriye'nin çıkarlarını olumsuz etkileyebilecek herhangi bir girişimini engelleyecekti.
    Tarihsel Arka Plan
    En az 100.000 Kürt'ten oluşan mevcut topluluk birkaç göç dalgası sonucunda oluşmuştur.İlk büyük dalga Kürt'ün  Kürtlerin  Türkiye Cumhuriyeti'ndeki hayatının belirgin özelliği olan şiddet ve yoksulluktan kaçtığı 1925-30 döneminde geldi.Birçoğu Mardin bölgesinden geldi.Bu göçmenlerin hepsi Suriye boyunca yol aldı,bazıları daha sonra Lübnan'a geçmeden önce orada bir süre kaldı.İkinci önemli dalga en az 50.000 Kürt'ün Lübnan'a ulaştığı sanılan 1950'ler ve 1960'lar sırasında gerçekleşti.Bunların çoğu Suriye Hesîçe(al-Hasaka) eyaletinden gelmişti.

    Diğerleri ise birçok Suriye Arap'ı gibi , Lübnan ekonomisinin sunduğu göreli dinamizm ve refah nedeniyle Lübnan'a sürüklenmişti.Bu Kürtler kenar semtlerdeki gecekondu bölgelerine,özellikle zengin Beyrut'u kuşatan 'Sefalet Kuşağı'nın bir parçasını oluşturan mahallelere taşındılar.200.000 kadar Filistinli mülteciyi saymazsak Kürtler gecekondu sakinlerinin %35 civarında bir kısmını oluşturuyordu.
    Lübnan'lı Kürt topluluklarının çoğu 1950'ler ve 1960'lardaki yoğun inşaat patlamasından yararlanarak inşaatlarda çalışıp sınırlı bir yaşam standardına sahip oldu.  Kalanlar kıyılardaki ovalarda meyve ve sebze tarlalarından çalışarak bir kısmı da perakende sektörünün önemli bir bileşeni olan işportacılık sektörüne katıldılar.
    Diğer Kürt topluluklar Trablus,Sidon,Tyre gibi sahil kentlerine ve Biqa vadisindeki bir iç şehir olan Baalbek'e yerleşti.Kırdan göçen diğer aileler gibi Kentin aşiret ve köy kimliklerine uygun bölgelerine yerleşme eğilimindeydi.Böylece kent yaşamında önceki dayanışmaları kent hayatının onlara çoğunlukla yabancı gelen ve aynı zamanda onları yabancılaştıran kültürüyle güçlendi ve hatta politikleşti.
    Lübnan iç savaşlarında ve İsrail savaşlarında Kürtler çok sayıda ölen , yurtdışına kaçan olmuştu.
    Lübnan'daki Kürtler arasındaki milli duygu Molla Mustafa Barzani'nin kahramanlıkları sayesinde arttı.Daha çok Al-parti  olarak bilinen Lübnan Kürdistan Demokratik Partisi  (LKDP) 1970'te yasal bir parti haline geldi.Fakat Kürt Gençlik Örgütü adı altında gizli olarak 10 yıldır mevcuttu.Kurucusu ve yönlendiricisi Molla Mustafa'nın yardım ettiği Jamil Mihhu'ydu.Farklı Kürt siyasi partilerinden bugün arta kalan yalnızca Geniş Kürt Mili cephesidir.
    Kaynaklar 
     -- David McDOWALL - MODERN KÜRT TARİHİ
     -- Wikipedia - Kurds_in_Lebanon
  • "Ben Barbaros, Birleşmiş Milletler genel sekreteriyim. Dört yaşayan ve bir ölü lisanda yazıp, okuyup, konuşabiliyorum. Dünya üzerindeki nadir asillerdenim. İsrail-Filistin, Kıbrıs, Orta Afrika ve diğer coğrafyalardaki insanlara dair bütün sorunları çözebilirim." Hakan dudaklarını kapatıp iki yanını yanaklarına gömdü. Dişlerini göstermeden güldü. Bir ses çıkarmadı. Sadece yüzünde binlerce karınca varmış gibi hissetti. Karıncaların küçük ayaklarını derisinde hissetti. Sonra karıncalar yok oldu. Dudaklarının iki yanı gömüldükleri yerden çıktılar ve Hakan, Bijan'da yaptırılmış sekiz düğmeli lacivert takım elbiseli dostunun yanında yürüdüğünü düşündü. Birleşmiş Milletler genel sekreteri dizleri yırtık bir Levi's 501 ve siyahı gri olmuş Adidas eşofman üstü giyiyor olamazdı. Bu kez düşünmedi, sadece söyledi:

    "Ben Hakan, mükemmel insanı yaratan insanım ve gerisinin hiçbir önemi yok."
  • Badem ağacı
    Bir nefeslik umut,masum bir çığlık ve acılara rağmen uçurumun kenarına sıkıca tutunan küçücük eller...
    Filistinli kalabalık ailenin zeki, çalışkan,umut dolu bir üyesidir Ahmed... Savaşın ortasında,okuma aşkıyla yanıp tutuşan bir çocuktur...Ailesine bakmak zorunda olan,seçenekleri kısıtlı,yaşam şartları zorlayıcı bunca sıkıntı ortasında çıkış yolu arayan bir çocuk, genç.O okuduğumuz çocuk ve gençlerden sadece biri,peki ya diğerleri???Seçme şansı olmayanlar savaşmak mücadele etmek zorunda kalanlar,hayallerini gerçekleştiremeyenler...Yada onca acı ve öfkenin içinde büyüyüp içleri öfkeyle dolan ve tek doğru bildiği şeyin canlı bomba olmak olduğunu düşünen binlerce insan...Savaşın en kötü yüzünü çocuklar görür malesef...Filistinlilerin yıllardır maruz kaldıkları acılara ve yaşananlara tercüman olan bir kitap.İsrailin büyük ordusu ve savaş aletlerine karşı,Filistinlilerin taşla sopayla verdikleri onurlu mücadele...Tüm bu olan bitene dünyanın sessiz kalması.İnsan soruyor kendine olabilirmi böyle şeyler diyor onca insan acı çekerken,tüm yaşamsal haklari ellerinden alınırken, dünyanın bu suskunluğuna akıl erdiremiyorum...Ahmed ya eğitimini yurtdışında tamamlayıp orada kalıp ailesine maddi yardımda bulunup hayallerini gerçekleştirecek yada ülkesinde kalıp savaşarak ülkesini koruyacak yada canlı bomba olacaktı...Seçim yapmak zordu,en zoruda hangisinin doğru olduğuna karar vermekti...Okul çağındaki çocukların okul çantalarında kitap taşımaları gerekirken,savaş aletlerini taşımaları ne demekti?Kitap taşımak ve okumak isterlerdi elbette ama savaş tüm kitaplarını yok etmişti ve İsrail bir çok şeyin ülkelerine girmesini yasaklamıştı,okumuş bir nesil belkide en korktuklarıydı...Bu kitap için çok şey yazılabilir ama ben burada son vermek istiyorum mutlaka okumalısınız bu kitabı.Çok güzel,akıcı,barışçıl ve sevgiyi anlatan bir kitap olmuş.
    Kitap için tek eleştirim olacak,bir kadının başını örtmesi neden hala gericilik ve ilkellik olarak görülmekte anlamıyorum...Ben benim gibi olmayana sonsuz saygı duyarken,kitapta başörtüsüyle ilgili yazılan düşünceler beni gerçekten üzdü.Düşüncelere ve yaşam tarzına saygı duyanlara sonsuz saygılarımla...Kitapla kalın.İyi okumalar...
    Badem Ağacı
    Mıchelle Cohen Corasantı
    Çeviri:İrem Sağlamer
    Pegasus yayınları
  • İsrail devletinin nasıl kurulduğu ve Filistinlilerin buna nasıl seyirci kaldığını, altı gün savaşının aslında altı saat sürdüğünü, bu savaş sonrasında bölgede artık her şeyin İsrail lehine döndüğünü, Filistinlilerin haklılığının yanı sıra Yahudilerin de haklı olduğunu ki ben buna katılmıyorum ve sonuçta bölgede hala bir kalıcı istikrarın sağlamadığını anlatan tarihi gerçekleri ortaya koyan belge niteliğinde bir kitap olmuş. Her ne kadar tarafsız bir anlatım olduğu söylense de biraz siyonistlerden yana gibi geldi. 1948den günümüze bölgenin tarihini anlatan bu arada BM nin de yaptıramama gücünü de ortaya koyan güzel bir araştırma yazısı.
  • Uluslararası siyasete, Orta Doğu siyasi tarihine ilgi duyan herkesin okuması gereken bir kitap. Çizgi roman olması son derece özet bir metin sunulmasını ve çok kısa zamanda okunmasını sağlıyor, ancak yeterli düzeyde bilgiyi de akademik tanımlamalarla perçinleyerek veriyor.

    Okuyun... okutturun...
  • - Yazıklar olsun; Hamas şii İran'ın Ahvaz kentindeki silahlı saldırıyı kınadı. Hamas tarafından Ahvaz kentindeki silahlı saldırıyı kınayan bir açıklama yayınlandı. Hamas, İran'ın Ahvaz kentinde askeri geçit töreni sırasında meydana gelen silahlı saldırıyı yayınladığı yazılı açıklamayla kınadığını ifade etti. Yazılı açıklamayla birlikte, Hamas yöneticilerinden İzzet er Rişk de saldırıyı kınadı ve İran halkına, hükümetine başsağlığı dileklerinde bulundu.
    1- Rusya: İsrail anlaşmayı ihlal etti. Rusya Savunma Bakanlığı Sözcüsü İgor Konaşenkov, '(Rus İl-20 uçağının düşürülmesi) İsrail, Suriye'de olası kazaları engellemeye yönelik anlaşmayı ihlal etti' dedi.
    2- İsrail: Suriye'deki operasyonlarımıza devam edeceğiz. İsrail Savunma Bakanı Avigdor Liberman, Rusya'nın düşen askeri uçağından Tel Aviv’i sorumlu tutmasına karşılık, ülkesinin Suriye’de operasyonlara devam edeceğini belirtti.
    1- Erdoğan: En büyük sorun Fırat'ın doğusu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye'nin geleceği için en büyük sorunun "Fırat'ın doğusunda büyüyen terör bataklığı olduğunu" söyledi. Af konusuna da değinen Erdoğan, "Af yetkisinin devlette olmadığını" belirtti. Amerika tarafından bir talep gelirse değerlendiririz. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trump ile görüşüp görüşmeyeceğine ilişkin, "Amerika tarafından bir talep gelirse değerlendiririz. Şu anda herhangi bir şey söz konusu değil." ifadesini kullandı.
    2- ÖSO'dan İdlib mutabakatı açıklaması: Elimiz tetikte Suriye'nin İdlib kenti ile ilgili Rusya ve Türkiye arasında yapılan mutabakat ile İdlib'te çatışmasızlık ortamı konusunda adım atılmış oldu. ÖSO ise bu duruma 'Elimiz tetikte olacak' diyerek tepki verdi.
    - Imran Han'dan Hindistan'a tepki: 'Küçük adamlar büyük ofislerde Hindistan ve Pakistan dışişleri bakanları arasındaki görüşmenin Hindistan tarafından iptal edilmesinden rahatsızlık duyduğunu belirten Imran Han, Hint yönetimine 'kibirli' yakıştırmasında bulundu.