Puan vermedi·454 syf.··
2026 8. kitabı
Bu kitabı İran'ı merak ettiğim için kütüphaneden almıştım. Basım farklı olduğu için sizin okuyacağınız sayfa numaraları burada paylaşılanla farklı olabilir. İran tarihini detaylı şekilde işleyerek islam öncesi ve sonrasında anlatıyor. İslam sonrasında devletler bazında İran'ın kendi kültürünü koruduğunu, Türk devlet liderlerini etkilediğini görüyoruz. Burada İran halkının Şii ve Sünni olarak ayrıldığını, ilk zamanlarda Sünni ağırlığın Moğol saldırıları gibi sebeplerle azaldığı aktarılıyor. Günümüzde hâlâ geçerliliğini koruyan Şii Sünni ayrılığı İran'ı kendi kültür politikalarında bizden ayırıyor diyebilirim herhalde. Kendi iç çatışmalarında kullanılan bir politika aracıda oluşturuyor. Genel olarak Müslüman ülkelere bakıldığında ABD ve İsrail grubunun ya da Rusya'nın çıkarları sebebiyle çatışmalara sebep olduğunu çıkan savaşlarda veya krizlerde ekonomik ve siyasi çekişmelerin insanları nasıl etkilediğini görüyoruz. Burada ülkeleri mazlum ve zulmeden olarak ayırarak bir sınıflama da yapılıyor. İran bu güçlere karşı bazen dik dursa da kendini korumak adına siyaset ayağıyla anlaşmaya gitmekte, karşı geldiği şeylerde yatışmaktadır. Diğer İslam ülkeleri ile arasında da etkili olan siyaset ayağı hac olayında bile etkili oluyor. Suudi Arabistan ile arasında anlaşmazlıklar hac olayında kısıtlamalara gitmek gibi çeşitli uygulamalara neden oluyor. Toplumsal olaylarda tek bir neden yoktur. Bir toplumu kulaktan dolma bilgilerle yargılamak kolaya kaçmaktır. Bu kitabı hem siyasi süreci anlamak hem de Türk İran tarihinde kendinize bir devrim aracı olarak başlangıç yapmak için bakabilirsiniz. Burada aktardığım şeylerde inşallah bir çelişki yoktur diyerek sonlandırıyorum.
İran ve OrtadoğuÜnal Gündoğan · Adres Yayınları · 20167 okunma
Booker ödüllü İsrail stand up'ı
Puan vermedi·216 syf.··
2026 12. kitabı
·
43 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 00:30
Bu kitap ve "Ülkenin Sonuna" kitabını yorumlarından habersiz okuma listeme almıştım. Esas sebebim sitedeki önceki incelemelerde de dikkat çekildiği üzere yazarın kimliği ve görüşlerini, deneyimlerini merak etmemdi. Artı ve eksiler listesi yapmak istiyorum. Stand up gösterisi izlemeye bayılırım, kitap iki saatlik bir gösteri formatında ilerliyor ve bu gerçekten okumayı enteresan kılıyor. Başta hiçbir bölüme ayrılmaması korkutmuştu ve nerede mola vereceğime karar veremiyordum ama sonra alıştım. Yine de pek normal stand up'lara benzemiyor yazar hiç gösteri izlememiş mi dediğim de oldu. Bu şovları beğenip beğenmemeniz okuma deneyiminizi etkilemeyecektir. Kitabı kafamda üç bölüme ayırdım. Ve bunlardan en yoğunu tabii ki son parçaydı. Gereğinden fazla uzatıldığını hissettim bu kısım belki de biraz ayarlabilirdi. Ne yazık ki elim bir türlü kitaba gitmedi, iki yüz sayfalık kısa bir kitabı bitirmem günlerimi aldı. İçerisindeki şakalar vb. derken kültüre dair birçok bilgi edindim, bu kesinlikle çok hoştu. Okuduğum için pişman değilim. Fakat booker ödülünü nasıl almış onu da çok anlamış değilim.
Bir At Bara GirmişDavid Grossman · Siren Yayınları · 2018806 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
5/10
·184 syf.··
2026 31. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 21:32
Afrikalı Leo ve Semerkand kitaplarının yanında çok vasat kalan bir eser. Türkleri işgalci gözüyle nitelerken, Arap-İsrail savaşını artık beni heyecanlandırmaz oldu deyip işin içinden çıkamazsın Sayın Maalouf Kitap zaten ince olduğu için ve her ne kadar yavan olsa bile sonunu getirebileceğinize inandığınız için bir şekilde gidiyor. Son bölüm özellikle akıl hastanesi bölümü bir nebze olsun iyiydi. Okumak için okuyup hiçbir zevk almadığım kitaplardan oldu.
Doğu'nun LimanlarıAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202640,1bin okunma
Hannah Arend/ Kötülüğün sıradanlığı
Puan vermedi·320 syf.··
2026 29. kitabı
Hannah Arend/ Kötülüğün sıradanlığı Nazi Almanyasında Yahudilerin toplama kamplarına ve gettolara naklinden sorumlu Otto Adolf Eichmann 11 Mayıs 1960’ta Buenos Airesin kenarı mahallelerinden birinde yakalandı ve İsrail’e getirildi 11 Nisan 1961’de Kudüs bölge Mahkemesi’ne çıkarıldı ve 15 ayrı iddia ile suçlandı başkalarıyla birlikte nazi rejiminin başından sonuna kadar özellikle ikinci Dünya Savaşı sırasında Yahudi halkına karşı suçlar insanlar karşı suçlar işemişti Türkiye’de totalizm üzerine çalışmalar ile tanınan ünlü siyaset bilimci Hannah Arend bu kitabında nazi Almanyası döneminde milyonlarca Yahudilerin toplama kamplarında önüme gönderilmesinden sorumlu SS yetkilisi Otto Adolf Eichmann Kudüs’teki yargılama sürecini ele alıyor Yahudi soykırımının mimari olarak sunulan Adolf Eichmann sadist bir canavardan ziyade hatta korkutucu derecede normal bir insan olduğunu dikkat çeken Arend özellikle düşünme ve muhakeme iletişimin kaybolması ile birlikte kötülüğün nasıl sıradanlaştığını vurguluyor. Arend ,Adolf Eichmann'ın davasını The New Yorker dergisi için takip ederken geliştirdi ve daha sonra bunu Eichmann Kudüs'te adlı kitabında derinleştirdi. Arendt davanın başına gittiğinde, milyonlarca Yahudinin toplama kamplarına gönderilmesini (lojistiğini) organize eden Eichmann'ın "sadist bir canavar" ya da "psikopat bir nefret figürü" olmasını bekliyordu. Ancak mahkeme salonunda karşılaştığı figür tamamen farklıydı. Kitap , Soykırım sürecini de başlık başlık ele almış özellikler3-13 arasın bölümler Soykırım’ın nasıl planlandı nerede ne şekilde hayata geçirildiği konusunda net bilgiler sunmaktadır örneğin İlk çözüm olarak Yahudiler sürgün etmek düşünürken ikinci çözüm olarak Yahudiler bir merkezli toplamak ve nihai çözüm olarak da öldürmeyi planlıyorlar Soykırım sadece
Kötülüğün SıradanlığıHannah Arendt · Metis Yayınları · 2022989 okunma
Kitabı Mukaddes
7/10
·1380 syf.··
2026 2. kitabı
·
58 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 23:03
Not: Bu incelemede İslam'a ve diğer dinlere hakaret yoktur, özellikle de İslam'a. Bu inceleme Hristiyanlık ve Yahudilik hakkındadır. Yani konunun İslam'la alakası yok, biz burada onları eleştireceğiz. Kitabı Mukaddes Nedir: Kitabı Mukaddes Eski Ahit ve Yeni Ahit olmak üzere 66 farklı kitapçıktan oluşan 1400 sayfalık ve uzun bir süreçte yazılan metinlerdir. Bu metinler ayrı ayrı değerlendirilmeli ancak bir o kadar beraber değerlendirilmelidir. Zira bu iki metinler topluluğu birbirleriyle bağlantılıdır. Kitabı Mukaddes'teki Eski Ahit 39 kitapken, Yeni Ahit ise 27 kitaptır. Eski Ahit'in ilk 5 kitabı Tevrat, Mezmurlar adlı bölümü ise de Zeburdur. Ancak bunlar dışında da farklı metinler vardır. Eski Ahit'te 5 adet yasa kitabı (Tevrat), 12 adet tarih, 5 tane bilgelik( Zebur kitabı bu kitaplar arasındadır.) 17 tane de peygamberlik kitapları vardır. Yeni Ahit'te ise 4 incil kitabı( Müjde Kitapları), Elçilerin İşleri, Pavlus'un Mektubları, genel mektuplar ve Yuhanna'nın Görümleri vardır. Şimdi bu metinlerde ne anlatılıyor, bunu inceleyeceğiz. Eski Ahit'te Adem'den başlayarak Malaki'ye kadar uzanan bir hikâyeler bütünü görürüz. Eski Antlaşma şu olayla imzalanır. Tanrı, İbrahim'e baba evi olan Ur kentinden ayrılmasını ve Filistin bölgesine göç etmesini buyurur. Zamanla İbrahim'in torunu Yakup, hilecilik yaparak Tanrı'nın desteğini ardına alarak ilk oğulluk hakkını alır ve daha sonra, Yehova'yla yaptığı güreşte Yehova'yı yener. Buradan da İsrail lakabını alır. Onun soyunu da İsrailoğulları denir. Yakup'un 12 oğlu vardır. Bunlar İsrail'in on iki kabilesenin atalarıdır. Musa'yla beraber Mısır'dan çıkan İsrailliler, ilk kitaplarını Musa devrinde yazmaya başlar. Bu kitaplara yasa kitabı denir. Bu kitabı eleştireceğiz ancak önce içerikten bahsedelim. İlk kitapta Musa'dan önceyi
Din
Kutsal KitapKolektif · Yeni Yaşam Yayınları · 2016514 okunma
Okumaya ziyadesiyle geç kalınmış bir kitap...
Puan vermedi·160 syf.··
2026 73. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 20:21
Büyük Kudüs Gecesi - Diriliş Buluşması vesilesiyle aldığım bu kitap, tabiri caizse beni derin bir uykudan uyandırdı diyebilirim, elhamdülillah. Nasıl ibadetlerimiz bir süre sonra rutine bağlıyor gibi oluyor ve eski lezzeti alamıyorsak Filistin davası da benim için biraz öyle olmuştu, bunu fark ettim. İlk zamanlardaki kadar dua etmiyordum; eski heyecan, eski dava aşkı yoktu içimde, rutine bağlanmıştı bir nevi. Lakin kitabı okuyunca tekrardan fark ettim ki “Mescid-i Aksa, Filistinlilerin vatan davası değil, tüm Müslümanların inanç ve beka meselesidir.” (s. 119) Elhamdülillah... Kitabı okurken Said Ercan hocamın [youtube.com/shorts/-mvIWorC...] videosunu gördüm ve tam kitabı okurken denk gelmesi de gerçekten çok hoşuma gitti. Diriliş Buluşması konferansında Said Ercan hocamın oğlu minik Yusuf Bera da vardı ve Yusuf Bera'nın bizlere söylediği şeyi ben de sizlere aktarmak istiyorum: "Eğer bir İsrail askerine tokat atmak istiyorsanız boykota devam edeceksiniz." İbrahim (a.s.)'ın ateşine su götüren karınca misali, faydamız olmasa da tarafımız belli olsun inşallah. Erbakan Hocamızın sözüyle bitirelim: “Bir milletin asıl gücü; topu, tüfeği yahut tankı değil, imanlı gençliğidir.” (s. 140)
Kudüs’e Ses VerSaid Ercan · Ravza Yayınları · 2023305 okunma