Babaannem, dışarıdan eve her girdiğimizde
"Evceğizim evceğizim sen saklarsın halceğizim" der, dedeme döner
" Adamcağız adamcağız sen anlarsın halcağızım" diye eklerdi.
Kitabı 32 sayfasına kadar okudum. Böyle saçma bir kitap elime hiç geçmemişti. Sürekli aynı kelimeler cümleler, paragraflar devam edip duruyor. Kaç yerde aynı sayfayı mı tekrar okuyorum diye kendimi alamadım düşünmekten. Ayrıca içinde salak saçma düşünceler var;
Sayfa 23
Tanrı, önce Muhammed'in bedeninde, sonra da benim bedenimde belirmiştir. Bu anlayış, Hristiyanlığın Tanrı İsa anlayışıyla benzerlik gösterir. Tanrı'nın, Muhammed'in yüreğini nurlandırdığını ve Muhammed'in ve benim ağzımdan konuştuğunu savundum.
Bu bir örnek daha bir çok yerde eski dinlere, Yezidilige atıf yapılarak görüşün benzerliğinden bahsedilmiş. Aşkın Gözyaşları 4 - Hallac-ı Mansur okumuştum ve internet araştırma yapmıştım böyle salak saçma şeylere hiç denk gelmemiştim.
Kitap 1 2 bölüm sonra akıp gidiyor. İnsanlara böyle zulüm yapılması doğru değil. Ama aynı insanların günümüz onlarında işkence edip, abluka altına alıp aç bırakmalarını, kadın çocuk ayırt etmeden öldürmeleri ne kadar tezat. Ayrıca ölüm kampında olup İsrail devleti, Kudüs hayali kurmaları da bir o kadar enteresan. Selahaddin Eyyubi'nin Kudüs kurtarmadıkça gülmemesi gibi. Onlar her durumda siyonizmden vazgeçmiyorlar. Bizler ise Müslümanlığı anlamakta zorlanıp sadece ibadet olarak görüyoruz. Elbette nasıl onlar soykırımdan kurtuldularsa Allah'ın izniyle elbet FİLİSTİN'DE bir gün kurtulacak.