"Aksakal Huşnud'u da gömdük...
Bir ara başımı kaldırıp etrafımdakilere baktım. Hüngür hüngür ağlayan bu yiğitlerin hepsi askerdi; hem de dünyanın en korkusuz, en sağlam askerleri!.. Göğüslerinde yaralar, ayaklarının altında kan, ateş; dere-tepe demez, haftalarca, yalınayak, gömleksiz yürür; günlerce ekmeksiz, susuz kalır; şikayet bile etmeden; tüfekleriyle düşman tanklarına, toplarına karşı koyarlardı. Ama şimdi ağlıyorlardı. Türkistan'larından uzakta, bu yabancı topraklara bıraktıkları kardeşleri için, bir asker gibi değil, yetim ve öksüz çocuklar gibi, en acı gözyaşlarını döküyorlardı. "