Benj

Benj
@isthatme
gitmek... varmak değil gitmek
İÜSBF
İstanbul
1 Ekim
24 okur puanı
Aralık 2020 tarihinde katıldı
Fakat Olga ona ilk şarkıyı söylediği günden beri rahatı kaçmıştı. Artık eski hayatını yaşamıyordu. Eskiden ister sır tüstü uzanır, ister duvara yüzünü çevirir yatardı; ister oda sında Alekseyev'le oturur, ister Gerasimoviçlere giderdi. Ne gündüzden, ne geceden beklediği hiçbir şey yoktu. Şimdi ise gecenin, gündüzün, sabahın, akşamın ayrı anlamı vardı. Her saat Olga'nın varlığına veya yokluğuna göre ışıklı ve renkli ya da kasvetli ve renksizdi. İçi içine sığmıyor, durmadan fa raziyeler, tahminler, şüpheler içinde ecel terleri döküyordu: Bugün onu görebilecek mi, göremeyecek mi? Ne söyleyecek? Ne yapacak? Bakışı nasıl olacak? Ne isteyecek? Birlikte ol maktan hoşlanacak mı, hoşlanmayacak mı? Bu sorular Ob lomov için büyük bir önem kazanmıştı. "Ah yarabbi, ne olur insan hiç bu sıkıntıları duymadan yalnız aşkı duyabilse! Bu ne belalı şey! Ateş gibi yakıyor içimi. Rahat yok, kurtuluş yok bundan. Birdenbire içime dolan bu kaygılar, tasalar nedir? Aşk bir hayat okulu, ama ne zor bir okul!"
Sayfa 291·Kitabı okudu
Edebiyat
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
-İçinizdeki güç canlandığı zaman, derdi, çevrenizdeki hayat da yeni bir anlam kazanacak, şimdi görmediğiniz şeyleri görecek, işitmediğiniz şeyleri işiteceksiniz: Sinirleriniz birer tel gibi ses verecek, dünyaların müziğini duyacaksınız, otların büyüdüğünü işiteceksiniz. Bekleyin, acele etmeyin, bir gün kendiliğinden olacak bu. İşte o gün gelmişti. Olga Ştolts'un sözlerini kullana rak, "İçimdeki güç meydana çıkıyor, tabiatım uyanıyor." diyerek ruhundaki garip kımıldanışları can kulağıyla dinliyor, uyanan gücünün her yeni görünüşünü çekingen fakat keskin bir bakışla seyrediyordu
Sayfa 290·Kitabı okudu
Edebiyat
Ormandaki ağaçlar hep o ağaçlardı, ama şimdi hışırtıları başka bir anlam kazanmıştı. Kendisiyle onlar arasında canlı bir kaynaşma vardı. Kuşlar sadece cıvıldaşmıyor, bir birlerine de bir şeyler söylüyorlardı. Çevresindeki her şey konuşuyor, her şey kendi haline uygun geliyor, açılan çiçeklerin nefesini dinliyordu
Sayfa 290·Kitabı okudu
Edebiyat
Oblomov'un gözleri ruhunun derinlerinden çıkan bir mutlulukla parlıyordu; yaşlı gözleri Olga'ya dikilmişti. Bu sefer Olga Oblomov'un elini tuttu. -Ne var? dedi. Niçin böyle bakıyorsunuz?.. Olga niçin böyle baktığını biliyordu. Kendi gücünün bu etkisini görmekle içinde mütevazı da olsa bir zafer sevinci duyuyordu. Gülümseyerek ona aynadaki yüzünü gösterdi: - Bakın kendinize, dedi. Gözleriniz parlıyor. Ne? Yaş da var içlerinde. Müziği ne kadar derinden duyuyorsunuz! Oblomov hafif bir sesle: — Hayır, müzik değil bu duyduğum, dedi. Bu duyduğum aşk. Olga elini çekti ve birdenbire rengi değişti. Göz göze gel diler, Oblomov'un Olga'ya dikilen bakışı çılgın bir bakıştı. Bakan Oblomov değil, tutkunun ta kendisiydi. Olga bu kelimeyi Oblomov'un istemeyerek ağzından kaçırdığını anladı. Gerçekten de böyle olmuştu. Oblomov kendine geldi, şapkasını aldı ve arkasına bakmadan odadan kaçtı. Olga bu sefer arkasından meraklı gözlerle bakmadı. Piyanonun yanında bir süre hareketsiz, gözleri yere dikili durdu; kımıldayan yalnız göğsü idi.
Sayfa 248·Kitabı okudu
Edebiyat
Demin bana yüzümün pörsümüş, tazeliğini yitirmiş olduğunu söyledin. Doğru, ben yıpranmış bir elbise gibiyim; nedeni de ne iklim, ne de iş yorgunluğu. On iki yıldır içimdeki ateş, yakacak hiçbir şey bulamayınca kapalı kaldı, kendi zindanını yaktı ve söndü. On iki yıl geçti, sevgili Andrey; artık bu uykudan uyanmak isteğini bile duymaz oldum
Sayfa 227·Kitabı okudu
Edebiyat