şəms.

Anonim.
Mən sizi başa düşürəm, Amma danışa bilmirəm. Başım özümə qarışıb, Sizə qarışa bilmirəm. Hərdən sizi izləyirlər, Hərdən məni güdən olur. Hər döngədə gözləyirlər Tez-tez gəlib-gedən olur. Danışansa siz olursuz. Onlar dayanıb baxırlar. Deyib-deyib yorulursuz, Gəlib sizi aparırlar Arabir tutulur səsim, Arabir dilim quruyur. Sizi mənim bircə sözüm, Mənisə susmaq qoruyur Arada bir divar var ki, Kölgəsində sərinlikdir. Üzərində yazıblar ki, Müvəqqəti çətinlikdir. İnanın, hər gün gəlirəm. Qalxıram, aşa bilmirəm Mən sizi başa düşürəm, Amma danışa bilmirəm.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?

şəms.

, bir kitap okudu
Puan vermedi·408 syf.·
73 günde okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2022 11:38
·
2022 7. kitabı
Emily Brontë
8.2/10 · 58bin okunma
Mutsuz kente mutlu yağmurlar yağıyordu
Mutsuz kente mutlu yağmurlar yağıyordu, Aylardan bir deli zemheri, Canım yanarken gözler gördüm sanki yangın yeri. Elveda bedenden bedene yollandığım günlere, Elveda beline sarıldığım güzellere, Elveda memur çocukları gibi zor terk ettiğim kentlere. Gittim ben sonsuzluğa, sorgusuzca gittim, Seni martılara emanet ettim, Islak, yorgun, huysuz martılara… Bektaşi tekkesinde deyiş okudum, Okudukça sana dokundum. Yangın yeri gözlerine yüreğimi açtım. Gözlerim gözlerine akmak ister, Sen ister gizle ister göster. Gözlerimden başka göze gitme, Gidersen de sevme, seversen de delirtme. Beni incitme, Kapatma gözlerini gözlerime. Sana derdimi kaç satırda anlatırım, Kaç bahar dayanırım yokluğuna, Yumuşak hünerli ellerini nasıl bırakırım sabah karanlığına. Dumanlı dağlarda mavi güvercinli hatıralarım, Yeşil dallarda kızıl kirazlarım, Meydanlarda söylensin şiirlerim şarkılarım, Varlığın yıldız yangınları aydınlanırım, Yokluğun iri soğuk yağmurlar ıslanırım, Seni 100 dilde kıskanırım. Muharrem İnce.
Geri Gelen Mektup
Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden? Bilmem bu yanardağ ne biçim korla tutuştu? Pervane olan kendini gizler mi hiç alevden? Sen istedin ondan bu gönül zorla tutuştu. Gün, senden ışık alsa da bir renge bürünse; Ay, secde edip çehrene, yerlerde sürünse; Her şey silinip kayboluyorken nazarımdan, Yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse... Ey sen ki kül ettin beni onmaz yakışınla, Ey sen ki gönüller tutuşur her bakışınla! Hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince Çehren bana uğrunda ölüm hazzı verince Gönlümdeki azgın devi rüzgarlara attım; Gözlerle günah işlemenin zevkini tattım. Gözler ki birer parçasıdır sende İlahın, Gözler ki senin en katı zulmün ve silahın, Vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin; Sen öldürüyorken de vururken de güzelsin! Bir başka füsun fışkırıyor sanki yüzünden, Bir yüz ki yapılmış dişi kaplanla hüzünden... Hasret sana ey yirmi yılın taze baharı, Vaslınla da dinmez yine bağrımdaki ağrı. Dinmez! Gönülün, tapmanın, aşkın sesidir bu! Dinmez! Ebedi özleyişin bestesidir bu! Hasret çekerek uğruna ölmek de kolaydı, Görmek seni ukbadan eğer mümkün olaydı. Dünyayı boğup mahşere döndürse denizler, Tek bendeki volkanları söndürse denizler! Hala yaşıyor gizlenerek ruhuma 'Kaabil' İmkanı bulunsaydı bütün ömre mukabil