Profesör, gözlerini delikanlıya dikti: "Mustafa İnan o sırada ölseydi," dedi, "belki de uzun yıllar, mekanik kolunda iyi bir öğreticiden yoksun kalacaktık. Belki de dün seninle tanışamayacaktık, belki hiçbir zaman tanışamayacaktık. Yani demek istiyorum ki bizim ülkede her şey pamuk ipliğine bağlı. Belki de nice Mustafa İnan'lar damdan düştükten sonra bir daha kendilerine gelememişlerdir; belki de daha önceleri, doğum sırasında filan ölmüşlerdir." Genç adama hafif alayla bakarak gülümsedi: "Belki nice Mustafa inan'lar da bütün görünmez ve görünür kazaları atlattıkları halde, ne yapacaklarını bilemedikleri için damdan düşmekten beter olmuşlardır. Ne dersin?"
“Genellikle asistanlar hazırlardı konuları; sonunda Mustafa İnan kalkar sorular yöneltirdi, bazı yerleri anlamamış gibi yaparak sorduğu soruları gene kendi cevaplandırır ve konuyu toparlardı. Semineri hazırlayan asistan bile işte bu sırada öğrenirdi konuyu.”