Ben bir insanı öldürdüğüm zaman, onu bıçakla değil, gerçekle öldürdüm. Bu yüzden korkuyorlar; beni yok etmek için bu yüzden acele ediyorlar. Bıçaktan korkmazlar. Onları korkutan gerçeğimdir. Bu korkutucu gerçek bana büyük bir güç veriyor. Beni ölümden, yaşamdan, açlıktan, çıplaklıktan ya da yılgınlıktan koruyor. Beni hükümdarlarla polisin zalimliğinden koruyan da bu korkutucu gerçektir.
"Sizi evinize bırakabilirim," dedi.
Gözlerine baktım. Bu bakışlar açıkça, "Sen yoksul, zavallı, değersiz bir memursun; otobüslerin peşinden koşarsın. Seni arabama alacağım, çünkü dişi bedenini arzuluyorum. Benim gibi saygın bir müdür tarafından arzulanmak sana onur vermeli. Kim bilir, belki bir gün yükselmene de yardımcı olurum," diyordu.
Ben hiçbir şey söylemeyince, söylediklerini duymadığımı sandı. Bir kez daha yineledi: "Sizi evinize bırakabilirim."
Sakin bir sesle yanıtladım: "Bedenimin fiyatı, maaşımı artırarak ödeyebileceğinizden çok daha yüksektir."