Bu şekilde, arzu ettiğimiz şeye sahip olmamanın acısını duyuyoruz, sonra sahip olduğumuz şeyi kaybetme korkusundan dolayı acı duyuyoruz. Sonunda da sahip olduğumuz şeyi kaybetmiş olmanın acısını duyacağız. Çünkü bu bazen kişiden kişiye değişir olsa bile, sıradan hayatlarımız içinde kötünün varlığı iyinin varlığına gerçekten baskın gelir.
" İkinci Dünya Savaşı'ndan beri mutlu olma "hakkının" bir "ödeve" hatta bir yüke dönüştüğünü incelikli biçimde gösterdi. Modern insan mutlu olmaya "lanetlenmiştir" ve "eğer bunu başara- mazsa kendinden başka suçlayacak kimsesi yoktur... Tarihte belki ilk defa insanlara mutlu olmamaktan ötürü sefil hissettiren toplumlar inşa ediyoruz..."
" Bizden öncekilerin fikirlerini bilmek ne kadar önemli olsa da, o fikirleri bilmeden de felsefe yapabiliriz. Şaşırdığımızda, sorguladığımızda, akıl yürüttüğümüzde ve mümkün olan en iyi hayatı aradığımızda bunu yapıyoruz. "