Doğduğundan beri başının çevresini bir uğursuzluk halesi gibi saran o amansız yalnızlık duygusundan, insanlara sokulamama hastalığından kurtulamayacağını anlamıştı artık.
Ama zaman zaman korkunç derece düşüncesiz olabiliyor ve bana acı çektirmekten gerçek bir keyif alıyormuş gibi davranıyor. İşte öyle zamanlarda ruhumu ceketinin iliğine taktığı basit bir çiçekmiş, kibrini tatmin eden bir süs parçası, bir yaz günü süsüymüş gibi davranan birisine teslim ettiğim hissine kapılıyorum.