Son zamanlarda eylemlerimi ve düşüncelerimi herhangi bir ahlaki ölçüyle değerlendirmekten neredeyse tiksinir oldum. Başka bir şey yönlendiriyor beni...
O da bütün bunları çok iyi biliyordu;benim için erişilmez oluşundan,ona dair tüm hayallerimin imkansızlığı düşüncesinden de muazzam bir keyif aldığına kalıbımı basarım;aksi takdirde onun gibi temkinli ve akıllı bir kadın bana karşı bu kadar samimi,açık davranır mıydı?Sanırım bu zamana dek bana antikçağ imparatoriçesinin yanında soyunabileceği,insan yerine koymadığı kölesi gibi davrandı.
İbn-i Haldun’un “Coğrafya Kaderdir” sözünü yine Zülfü Livaneli’nin “Serenad” kitabından “ Coğrafya Kaderdir ama Tarih de Kaderdir” alıntısı ile adeta istemeden de olsa harmanlanken, aslında çizginin dışına çıkanları
özel yetenekler olmadığını, tamamiyle aile ve içinde bulunduğu zaman ve kültürün iteledikleri olarak sınıflandırıyor. Verilen örneklerin tek düzeliği ve sonuca katkısının muğlak olduğu noktalar soru işaretleri uyandırıyor. Yer yer kitap kendi içinde çelişebiliyor. Özel yetenek yoktur derken birinden “çağının ötesinde biriydi” diye bahsetmesi buna bir örnek olarak gösterilebilir. ( çeviri hatası olabilir mi soru işareti ) Belki de güçlü tavsiyeler üstüne aldığım bu kitabı beklentiyi çok yükselttiğim için beğenmemiş olabilirim ama kitabı bitirdiğimde herhangi bir otantikliğe rastlayamadım ve beklentimin çok altında kalmasına sebep oldu. Mutlaka okunmalı diyebileceğim bir eser değil, daha çok pazarlama harikası gibi duruyor.