Büyülü gerçekçilik
Zamanda yolculuk
Zorunlu yakınlık
Kitap, hem güzel bir aşk hem de kendini bulma, hayattan ne istediğini anlama yolculuğu sunuyor. Hala diyorum, izlediğim Göl Evi filmini çok anımsattı bana. Kitabı sevdim bu arada ama bana göre sanki bir tık kopukluk vardı, yani bilemiyorum ben çok fazla girilen teyze detayları yerine (tamam o da olmalıydı ama fazlaydı) mesela başrollerin arasındaki ilişkiyi, bağın güçlenmesini daha fazla okumak isterdim gibi hissediyorum.
Clementine; çılgın teyzesiyle dünyayı dolaşan, gitmediği ülke, yaşamadığı anı kalmayan, başarılı ve hatta işinde yükselecek olan bir kadın. Ama teyzesinin vefatıyla tüm enerjisi çekilirken, nasıl desem kendi içinde renklerini kaybetmişte karanlıkta kalmış gibi hissederken, teyzesinden ona kalan büyülü daire tüm hayatını değiştirecek.
Nasıl mı? Eve yerleşmeye başlayan Clementine, bir gün bakıyor ki indirdiği tablolar tekrar duvarda ya da çıkardığı berjer tekrar yerinde derken evde bir yabancı var. Bu yabancının anlattığı zamana göre teyzesi hala hayatta (yani ölmemiş) ve hatta Clementine ile seyahatte. Çünkü takvimler 7 yıl öncesini gösteriyor. Iwan, teyzesi için önemli olan birinin oğlu, iş için geldiği şehirde annesi burada kalabileceğini söylemiş hatta teyzesinden gelen bir mektup bile var elinde.
Dairenin büyülü olduğunu teyzesinin anlattığı hikayelerden bilen Clementine, bunu yaşadığı için açıkçası ilk başta şaşkın, tabiki durumu karşı tarafa anlatamıyor da hemen. Aralarında yedi yıl gibi bir fark olan bu ikili, birbirini tanıdıkça, Iwan'ın hayallerini dinledikçe, onun inancını, düşünce yapısını çözdükçe sonra kendi hayatını da sorgulayacak Clem. Ve teyzesinin 'asla aşık olma' kuralını resmen çiğnemek üzere olduğunu anlayacak.
Ve işte tesadüf ki, günümüzde de Clementine, iş arkadaşıyla