"Hem yapayalnız doğup kendi başımıza ölmüyor muyuz? Bana öyle gelir ki, dünya yüzündeki asıl dostlar, asıl kardeşlerimiz aynı saniyede doğup, aynı saniyede ölen kişilerdir. Onlara da ömrümüz oldukça rastlamayacağız."
"Milyonluk şehirlerde de yaşasa, insanoğlunun içinde yalnızlık, kendi içine çekilme, sinme günleri doludur. Bitişik doğmadığımıza göre içimizdeki sevinçleri, kederleri başkalarıyla her an paylaşmamıza imkân mı vardır? En yakınlarımızdan bile bucak bucak kaçtığımız, derdimizi kimselere söyleyemediğimiz günlerimiz olmaz mı?"
"Şehrin dışına çıkmak, kendi kendinden kurtulmak gibi bir şey. Hatıralarımız, aşklarımız, dostluklarımız, hıyanetliklerimiz, iyilik ve kötülüklerimiz, sefaletimiz, rezaletimiz hep şehrin içinde kaldı."
"Yazı sizin için yazıldı. Bu yüzden uyduruldu. Bir türlü 'Seviyorum!' diyemedik. Belki de ilk defa iki kol resmi, sonraları kalbin biçimini öğrenince onun resmine bir ok bastırarak derdimizi dökmeye çalıştık."