siz kitap okumuyorsunuz,
siz sadece kalabalığın altını çizdiği cümlelerin peşinden yürüyorsunuz.
bir kitabı bitirmiyorsunuz,
bir alıntının içinde kayboluyorsunuz.
sayfalarla değil ,
başkalarının seçtiği birkaç satırla yetiniyorsunuz.
sonra dönüp kendinize “okuyorum” diyorsunuz.
oysa okumak,
insanın kendini rahatsız etmesidir.
siz rahat kalmayı seçtiniz.
bir kitabı değil,
o kitabın piyasadaki yankısını seviyorsunuz.
okuduğunuz şey metin değil ,
onun etrafında oluşmuş gürültü.
herkesin altını çizdiği yeri siz de çiziyorsunuz,
çünkü kendi cümlenizi bulacak kadar
yalnız kalmaya tahammülünüz yok.
Instagram’da şuursuz bir sosyal medya fenomeni bir kitap paylaşıyor,
hemen ona hücum ediyorsunuz;
kitabı değil, ilgiyi takip ediyorsunuz.
ne okunmuş, neden okunmuş,
size ne söylemiş ; bunların hiçbir önemi yok.
önemli olan,
oraya sizin de görünmeniz.
rüzgâr esiyor ,
siz yön değiştiriyorsunuz.