İzlem

İzlem
Yaşadığımız hayat, istediklerimizi yaşayabildiğimiz bir hayat olmayabilir. Fakat okuduğumuz kitaplarla ve mükemmel hayal gücümüzle sayısız hayat yaşamak bizim elimizde… Cheers to the marvelous worlds of the books
“Birbirine dokunan elleriniz, bir kitabı aralayan parmaklarınız, şarkı söyleyen dudaklarınız, ince tebessümleriniz, çiçekli sevinçleriniz, heveskâr hayalleriniz, kırılgan kalplerinizle siz ve sahilleri döven köpük köpük dalgalarıyla, ardıç ağaçları, ötücü kuşları, şaşkın sincapları, sabah serinlikleri, öğlen güneşleri, akşam rakıları, kırmızı kirazları, revnaklı yıldızları, her defasında muhakkak sabaha uzanan geceleriyle dünya, ne güzel güzelsiniz. Kahraman, korkak, şefkatli, ahmak, geçici az sonra eriyecek bir tane kar tanesi kadar geçici ama ne güzelsiniz…”
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
“Âşık değildim fakat olabilme ihtimalime çiçeklenmiştim. Birinin kalbiyle kutsanma ihtimalime ya da. Ya da herhangi bir başka ihtimalin ihtimaline. Çiçeklenmiştim işte. Sebepleri kurcalayarak, damarlarımda hızlanmış kanı laboratuvar testlerine tabi tutup kurutarak işgüzarlık etmeyecektim. Belki bu kez korkmadan, kaçınmadan, kendimi sakınacağım derken daha beter yaralanmadan; sırf dünyayı penceresinden izleyebilmek için, nereye gittiği meçhul bir trene atlayıp gidebilirdim.”
“Hiçbir şey planlandığı gibi gitmez, hayattan öğrendiğim bir ders varsa budur. Tahsil etmek için bolca imkânım oldu ama neticede yaşamak biraz da bildiklerini anlamazdan gelme sanatı. Gerçekleşmeyeceğini peşin peşin kabul kabul ederek plan yapamaz, istikbalin kıyısına yamayacak üç beş basit hayal kuramazsa da yaşayamaz insan. Gizli saklı da olsa, içinde bir yerlerde sefil umutlar taşımak, kendi kendine yalanlar söyleyip, işittiklerine kanmak zorunda.”
“Sırlar da aşklara benzer biraz. Paylaştığın kişi, ona senin verdiğin kıymeti vermeyebilir. Sen büyüttüğün bir çiçek gibi incitmekten çekinerek ihtimamla sunarsın, karşındaki ağzının kenarıyla teşekkür edip kenara koyar mesela. O zaman anlarsın ki, emanete biçtiğin değer, senin doğurup büyüttüğün, kendi ellerinle yüklediğin hislerin toplamıymış meğer.”
“Siz tek birinin sıcaklığının peşindeyseniz, koca dünya sarıp sarmalasa ne fayda! Üşümekten kurtulamazsınız. Psikoloji ve matematik bilimleri birbirine hiç benzemiyor. Kalple ilgili çıkarma işlemlerinde gidip komşudan bir onluk alamazsınız. Onun yerine tutar kendinizi sıfıra tamamlarsınız. Ben de öyle yaptım. Beni istemeyenleri ben hiç istemedim. Başkaları kalbimi kıracağına, bizzat kendim parçalayıp, artık doğru vakti göstermeyen bir saat gibi cebimde taşımayı seçtim. Sevmenin ve dokunmanın ancak acı vereceğine inandım belki de. Böylece bir kirpinin hüzünlü merhametiyle kapandım içime.”