İzlem

İzlem
Yaşadığımız hayat, istediklerimizi yaşayabildiğimiz bir hayat olmayabilir. Fakat okuduğumuz kitaplarla ve mükemmel hayal gücümüzle sayısız hayat yaşamak bizim elimizde… Cheers to the marvelous worlds of the books
“İnsanların talihsizliklerinin başkaları için şükür vesilesi olduğunu o zaman bilmiyordum.”
Reklam
“Ne yediğim geçiyor ağız tadıyla boğazımdan ne içtiğim ne yaşadığım. Orada takılıyor. Hiçbir şeyin neşesi yok, hiçbir şeyin tadı yok. O düğümleri açmak kolay değil. İnsan, yeri geliyor bir ipin tek düğümünü çözmek için saatler harcıyor; boğaz düğümü mü çözülecek? Anlattıkça çözülecek benim düğümlerim. Anlattıkça iyileşeceğim. Yani, inşallah.”
“Çok tutmuş içinde, belli. Bu duyguyu çok yakından biliyorum. Boğazı düğümlenmek derler ya hani… İnsan anlatamadıkça bir düğüm atılır boğazına. Ve o düğümler birikir, artık çözülemez hale gelir… Bunu ben çok iyi biliyorum.”
“Sana bir şey diyeyim mi? Yalnızlığın da yaşlılığın da binbir türlü hali var şu dünyada. En beteri, ikisinin bir arada olması, en beteri yaşlı yalnızlığı. Öbür bütün yalnızlıkların bitme ihtimali var. Bunun yok. Bundan ancak ölürsen kurtulursun.” 
“Bazıları için, üniversite sınavına girdiğim yerdeki o emanetçi gibiydim işyerinde. Herkes derdini, sırrını bana emanet ediyordu. Ben de dinliyor ama yorum yapmıyordum. Onları yargılamadığımı, yargılamadan dinlediğimi düşünüyorlardı. Yargılamıyordum ama onlardan çok üzülüyordum yaşadıklarına. Yorum yapmıyordum, çünkü sohbetin derinleşmesinden korkuyordum. Kendimi açmaktan, kendimi anlatmaktan, kimsesizliğimi belli etmekten korkuyordum. Yalnızlığımı kimse bilmesin istiyordum. Oysa herkes yalnızdı. Anlattıkları hep bir yalnızın hikâyesiydi. Ama görmüyorlardı bunu.”
Reklam