Yaşadığımız hayat, istediklerimizi yaşayabildiğimiz bir hayat olmayabilir. Fakat okuduğumuz kitaplarla ve mükemmel hayal gücümüzle sayısız hayat yaşamak bizim elimizde…
Cheers to the marvelous worlds of the books
“İnsanın içindeki vahşi canavarlık iğrenç,” diye aklından geçirdi, “ancak manevi yaşamın tepesinden bakıp onu tüm çıplaklığıyla gördüğünde onu aşağılıyorsun, düştün mü, karşı durabildin mi, neysen o olarak kalıyorsun ama bu hayvani duygu sahte bir estetik ve şiirsel bir örtünün altına gizlenip önünde eğilmeni istediğinde, o zaman, onu tanrılaştırarak, iyi ile kötüyü ayırt edemeden kendini tamamen ona kaptırıyorsun. İşte o zaman yandın.”
“İnsanlar ırmak gibidir: Su hepsinde, her yerde aynıdır, ancak ırmak kâh dar, kâh hızlı, kâh geniş, kâh sessiz, kâh temiz, kâh soğuk, kâh bulanık, kâh sıcaktır. İnsanlar da aynıdır. Her insan içinde, insanoğlunun tüm özelliklerinin belirtilerini taşır ve bazen bazılarını bazen diğerlerini gösterir ve tamamen kendisi olarak kaldığı hâlde, sık sık hiç de kendisine benzemeyen biri olur.”
Kitap kapağı ve ismi ilk gördüğümde beni çok etkilemişti. Yüzümde buruk bir gülümsemeyle kendi çocukluk anılarımı da hatırlayarak okuyabileceğim bir kitap olarak düşlemiştim. Kitapta çok fazla küfürlü ifade ve argo kelimeler mevcut. Zaten günlük hayatta da argo kelimelere ve küfürlü ifadelere sıfır toleranslı biri olarak, aşırı derecede böyle ifadelerin kullanılması beni inanılmaz derecede rahatsız etti. Belli bir konu bütünlüğü yok, kitap 143 sayfa olmasına rağmen bir günde bitirilebilecek yüzeysellikte. Sırf yarım bırakmamak adına bitirdim. Kitabın kapağına aldanmamak lazımmış vesselam...