"İçimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu... içimizde şeytan yok... içimizde aciz var...
Tembellik var... İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var.
İnsan dünyaya yemek, içmek için gelmiş olamazdı! Daha büyük ve insanca bir sebep lazımdı. Lakin tembelliğe alışmış olan kafası bunu bulamıyor, bulmak için uğraşmaya üşeniyor, yanlış ve bayağı olduğunu sezdiği şeyleri de kabul edemediği için selameti firarda buluyordu... Her şeyden, her derin düşünceden, her üzüntülü nefis muhasebesinde kaçmayı itiyat edinmişti....
"Ama babam her zaman der ki: ' Okulda kal, iyi notlar al, sağlam, güvenli bir iş bulasın.'" Kafam allak bullaktı, bu ses tonuma da yansıyordu.
"Evet öyle demesini anlıyorum," dedi zengin baba gülümseyerek . "Gelgelelim böyle önerilerin kaynağı yine korkudur."
"Size göre babamın öyle demesinin nedeni korkması mı?"
"Evet. Para kazanamayacaksın, topluma giremeyeceksin diye korkuyor. Yanlış anlama beni. Seni çok seviyor ve senin için en iyisini istiyor. Bu da korkusunu haklı kılıyor. Öğrenim ve iş bulmak önemlidir. Ancak korkunu yenmene yetmez. Dinle, senin okumana bunca önem vermesine yol açan korkuyla birkaç dolar kazanmak uğruna sabahları kalkıp işe gitmesine neden olan aynı korku."
Okula gidip bir meslek edinmek, işlerinde eğlenmek ve çok para kazanmak isterler. Bir gün uyandıklarında kendilerini büyük mali sıkıntılar içinde bulurlar, bu yüzden de işi bırakmazlar. Parayı nasıl çalıştıracagını öğrenmek yerine para için çalışmanın bedelidir bu.