İzzet Eroğlu

İzzet Eroğlu
@izzeteroglu
9/10
·290 syf.··
2022 7. kitabı
Eser; yazarın, II. Meşrutiyet’ten 1920 Nisan ayına kadar döneme dair hatıralarını içermektedir. Osmanlı Devleti’nin uzun süren bir istibdattan sonra on yıl kadar bir süre içerisinde yıkılışının yakinen gören yazarın anıları dönemin olaylarının anlaşılması bakımından önem arz etmektedir. Sultan Reşat ve Vahdettin’in başkâtipliğini yapan yazarın gözlemleri, yazar dönemin siyasi olaylarının ya içinde ya da kenarında olduğundan okunmaya değerdir. Eserin dili sadeleştirilmediğinden eseri sözlük eşliğinde okumak gerekmektedir. Eserin editörlük hizmetleri maalesef yetersiz. Eserde yer alan bazı Fransızca ve Arapça ibarelerin anlamlarına yer verilmemesinden imla hatalarına kadar birçok konuda editörlük hizmetine ihtiyaç vardır. Yüzyılı aşkın süredir güncelliğini kaybetmeyen personel tasfiyesinin ehemmiyeti açık bir şekilde ortaya konulmuştur: “Enver ve Cemal Paşalar kuva-yı berriye ve bahriyeyi ellerine alınca, kendilerinden evvel mektepten çıkmış ne kadar erkân ve ümera ve zabitân var ise değerli, değersiz, genç ve ihtiyar demeyerek hemen kaffesini tekaüde sevk ile ordu ile donanmada güya bir teceddüt vukua getirdiler. Bundan sonra zimam-ı idare artık Bab-ı Âlî’nin elinden çıkarak Enver Paşa’nın eline geçti.” (s. 133)
Görüp İşittiklerimAli Fuat Türkgeldi · Türk Tarih Kurumu Yayınları · 202134 okunma
Reklam
8/10
·304 syf.··
2022 6. kitabı
Eserde üç farklı dönemi yaşayan Cemil Paşa’nın özellikle tıp eğitimi başta olmak üzere eğitim ve öğretim hayatı, mesleki yaşamı ve İstanbul Belediye Başkanlığı ve Nafia Nazırlığını içeren siyasi yaşamına dair hatıralar yer almaktadır. Cemil Paşa’nın tıbba ve cerrahiye katkısı ve yaptığı çalışmalar, ülkemizde tıpta gelinen seviyenin anlaşılması bakımından son derece önemlidir. II. Abdülhamit’in otoriter rejiminde sansürün ulaştığı boyut hakkında eserde birebir örnekler sunulmuştur. Cemil Paşa cerrahlığının yanı süre İstanbul Belediye Başkanlığı süresince yaptığı faaliyetlerle de dikkati çekmektedir. Paşa’nın yeni keşfedilen röntgen ışınlarını dünyada ilk defa 1897 Yunan Harbi’nde yaralanan askerler üzerinde uygulaması ve çeşitli tıbbi aletler icat etmesi ve modern cerrahlığı ülkemizde kurması tıp alanındaki önemli başarılarındandır. Hem Belediye Başkanlığı döneminde hem de sonrasında İstanbul’un modern ve düzenli bir şehir hâline gelmesi için Paşa’nın yaptıkları ve önerileri büyük önemi haizdir. 1940’lı yıllarda İstanbul’da gecekondu sorununu Belediye Meclisinde gündeme getiren Paşa’nın önerilerinin hemen hemen tamamı maalesef akim kalmıştır. Balkan Harbi’ne girilmemesi ve girildikten sonra da Harpten en uygun zamanda çıkılması ve I. Dünya Savaşı sona ermeden savaştan toprak kaybı yaşanmadan çıkılması için Paşa’nın yaptığı girişimler, maalesef netice hâsıl olmasa da, zikretmeye değer. Döviz verilmeyerek Paşa’nın 1946’da azası bulunduğu Fransa Cerrahi Akademisinin toplantısına katılamaması, Tek Parti Dönemi’nde keyfi olarak temel hak ve hürriyetlerin kısıtlandığını göstermektedir. Kanımca, istibdattan haklı olarak şikâyet eden Paşa’nın aynı yöntemi kullanan İttihat ve Terakki ve sonrası hakkında eleştiri yöneltmemesi eserin en büyük handikabıdır. Eseri, başta hekim ve
80 Yıllık HatıralarımCemil Topuzlu · İşaret Yayınları · 201618 okunma
9/10
·197 syf.··
2022 5. kitabı
Hüseyin Cahit’in çocukluğundan II. Meşrutiyet’in ilk yıllarına kadar anılarını içeren eserde dönemin sosyal, siyasi, edebi ve kültürel ortamına dair önemli veriler yer almaktadır. Yazarın eğitim hayatı ve gazeteciliğe başlaması, II. Abdülhamit döneminin amansız sansürü ve Servet-i Fünun Edebiyatı ile ilgili birinci elden bilgiler son derece dikkat çekicidir. Yazarın Tevfik Fikret, Mehmet Rauf ve Halit Ziya ile ilişkileri anıları daha çekici hâle getirmektedir. Sansürün vardığı boyut hayalleri aşan noktalara ulaşmıştır II. Abdülhamit döneminde. Tahtakurusu kelimesi “tahtın kurusun”; “halletmek” kelimesi tahttan indirmek ve “burun” kelimesi Abdülhamit’in burnuyla alay edildiği anlamında anlaşıldığından bu kelimeler sansüre tabidir ve yazarın şu cümlesi sansürün nasıl bir şey olduğunu göstermektedir: “Ama ben İzlanda Balıkçısı’nı çevirirken coğrafyayla ilgili burun sözü geldikçe ‘karaların denizlere doğru ilerlemiş bölümleri’ diye yazıyordum.” (s. 121) Eser; edebiyat ve hukuk açısından da önem arz etmektedir. Servet-i Fünun dergisini kapatılmasına, yazarın P. Lacombe’den tercüme ettiği “Edebiyat ve Hukuk” adlı yazı sebebiyet vermiştir. Yazı esere doğrudan alınmıştır. (s. 173-179) Saray “Fransızlar gibi krallarını idam edecek düzeye varmış bir ulusun düşüncelerini ülkeye sokarak halkın duygularını bozmak isteyen bu yazarların ders olarak biçimde cezalandırılmaları” (s. 172) talebinde bulunmuştur. Sorgu hâkiminin sadece ifade alıp devamını gerekli görmediği olayı yeterli görmeyen Yıldız Sarayı yazarların cezalandırılmaları için tekrar Adliye Nazı Abdurrahman Paşa nezdinde girişimde bulunmuşa da bu girişim akim kalmıştır. Yazar yargının bu olaydaki tavrını şu övücü ifadelerle dile getirmiştir: “Şu küçük olay Türk adliyesinin tarihine şeref veren örneklerden biridir. Baskıcı
Edebiyat AnılarıHüseyin Cahit Yalçın · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201052 okunma
9/10
·236 syf.··
2022 4. kitabı
Genelin, şekillerin ve kalıpların bulunduğu dünyada insana dair bir şeylerin yer aldığı ve bir bakıma kaçınılmaz olarak insanî tarafı da olan hatıralar konusu ve yakın tarihimizden günümüze yazarın dikkatini çeken bazı hatıratlar eserde ele alınmıştır. Yazar tüm öznelliğine rağmen hayatı daha iyi aksettirdiğinden hareketle hatıraların okunmasını değerli buluyor. Yaşanmışlığın, hüznün, ıstırapların ve sevinçlerin yer aldığı hatıratların öznelliği sebebiyle tarih biliminde bunlara ihtiyatla yaklaşılsa da satır aralarını merak edenler açısından hatıratlar önemli veriler sunmaktadır. Meraklı ve mütecessisler için son derece bulunmaz hazine niteliğinde olan hatıratlar hayatın ve insanın anlaşılabilmesi bakımından önemlidir. Genel geçer bir bilgiden ziyade kafanızı kurcalayan, zihninizi allak bullak eden bir meselede ummadığınız bir verinin karşınıza çıkması her zaman mümkündür. Genelde insanların ahir ömründe yazdığı hatıratları, yaşanmış hayatlardan hareketle nasıl ve ne için yaşanmasına dair cevaplar bulmak için okunabilir. İçinde geçmekte olduğumuz süreçte de muhtemelen yaşanan trajikomik hadiseleri hatıralarda görme; insana, ibret alınmayan tarihin tekerrür ettiğini gösteriyor. Bu minvalde yazarın Yılların İçinden adlı eserden yaptığı alıntının bir kısmını paylaşmak gerekir: “Türkiye Komünist Partisi kurucularından Refik Koraltan, bizzat kendi muavinini (Kayseri ikinci başkanını, zira kendisi Kayseri birinci başkanıydı.) İstiklal Mahkemesinde sigaya çekmişti.” (s. 43)
Arasokakların TarihiDücane Cündioğlu · Kapı Yayınları · 2012128 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2022 3. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Ocak 2022 21:08
Eserde matbaa ve telgrafın insan hayatında meydana getirdiği değişiklikler ele alındıktan sonra televizyonun ABD’deki uygulamasından hareketle insan yaşamını nasıl etkilediği mukayeseli bir şekilde ele alınmıştır. Eser distopya örneklerinin en başarılarından George Orwell’ın 1984 ve Hayvan Çiftliği ve Aldaus Huxley’in Cesur Yeni Dünya adlı eserlerindeki öngörüleri değerlendirerek televizyon bağlamında Huxley’in kehanetinin gerçekleştiğini ve bunun Orwell’ın kehanetinden daha tehlikeli ve ürkütücü olduğunu ortaya koymuştur. Beynin fonksiyonlarının iğdiş edildiği televizyon kültürünün eğlence olduğundan hareketle hayat = eğlence denkleminin verili düzen bakımından pek sorgulanmasa da gerçek bir sorun olduğuna dikkat çekilmektedir. Tayfun Atay’ın Descartes’ın “Düşünüyorum, o hâlde varım.” hipotezini, “Görünüyorum, o hâlde varım.” şeklinde ifade etmesi eserin üzerine kurulu mantığı güzel ve veciz bir şekilde ifade etmektedir. Televizyon çağının ilerisine geçildiği günümüzde gelinen nokta insanlık bakımından hiç de iç açıcı değildir. Günümüz insanı eğlenceye bürünen araçlarla varlık gayesini/insanlığını unutmuş, tamamen eğlenceye odaklanmış hâldedir. Hayatı eğlenceden ibaret gören bu yaklaşım ruhun manevi acılarını daima görmemeye odaklanmıştır. Uyuşturucu kabilinden ilaçlar manevi ıstıraplara çare olarak sunulmakta ve bu maalesef kabul görmektedir. Bu hâl Balzac’ın bir romanında kahramanına söylettiği şu sözün ne kadar anlamlı olduğunu göstermektedir: “Eski devirlerdeki cismani işkence ile, bugünün manevi işkencesi arasında bir tercih yapmak kabil olsa, kendi hesabıma hiç tereddüt etmeden birinci şekli seçer, celladın tatbik ettiği işkencelere kucak açardım.” (Kibar Fahişelerin İhtişam ve Sefaleti, Honore de Balzac, Mütercim: Cemil Meriç, İletişim Yayınları, 1. Baskı,
Televizyon Öldüren EğlenceNeil Postman · Ayrıntı Yayınları · 2020727 okunma
Reklam