İzzet Eroğlu

İzzet Eroğlu
@izzeteroglu
6/10
·544 syf.··
2022 1. kitabı
Eser II. Abdülhamit’in Mabeyn Başkâtibi (Saray Yazı İşleri Müdürü) Tahsin Paşa’nın anılarından oluşmaktadır. Anıların kişinin kendini savunması ve zaman zaman da aklaması için yazıldığını ve bu nedenle de sübjektif ögelerin ağır bastığını göz önüne alarak eseri okumak gerekir. Ayrıca eserin yazıldığı dönem de yazılanları etkileyeceğinden anıların Osmanlı’dan uzaklaşılmaya çalışıldığı Cumhuriyet’in ilk yıllarında yazıldığı da unutulmamalıdır. Eser II. Abdülhamit’in kuruntu ve vehimlerini ve çevresi tarafından kullanılmasını veya buna müsaade edilmesini ortaya koymuştur. Eserde sistematiğin olmaması, olayların tarihinin belirtilmemesi, yazarın tanıklıkları ile duyduklarının birbirine karışması ve büyük ölçüde eserin kendini savunma şeklinde kaleme alınması, eserin olumsuz taraflarıdır. 1905’te Abdülhamit’e düzenlenen suikast detaylı bir şekilde ele alınmış ve bir numara ve markadan başlayan tahkikatın nasıl yürütüldüğü anlatılmıştır. Suikast ile ilgili yapılan tahkikat bir romana malzeme olacak düzeyde olup olayın gelişimi cinayet romanlarını aratmayacak gizem ve plana sahiptir. Eser, yazarın Yıldız Sarayı’ndan ayrılışını ve sürgün yıllarını içermediğinden bir bakıma eksik kaleme alınmıştır. Anılar sadeleştirildiğinden anlaması son derece kolaydır.
Yıldız HatıralarıTahsin Paşa · İz Yayıncılık · 2017126 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
8/10
·206 syf.··
2021 38. kitabı
Anayasalı devlet ile anayasal devletin farklı siyasi sistemleri ifade ettiğinden hareketle anayasal devletin insan onuru ve iktidarın sınırlanmasını gerçekleştirmesi gerektiği ve bu bağlamda anayasal devletlerde iktidarı sınırlama araçlarının ele alındığı bir eserdir. Eserde iktidarın sınırlandırılmasının kaynağı Hristiyan kültürü olduğu iddia edilmiştir. Hristiyanlıkta dünyevi iktidar ve ilahi iktidar ayrımı olmakla birlikte iktidarın sınırlandırılmasına Hristiyanlığın nasıl kaynaklık ettiği net bir şekilde ortaya konulamamıştır. Sened-i İttifak ile ilgili ileri sürülen belgenin merkezi otoritenin gücünü kaybettiğinin vesikası olduğuna ilişkin görüşe benzer şekilde Magna Carta ile ilgili iddianın ileri sürülmesi dikkat çekicidir: “Gerçekte tarihsel olarak Magna Carta feodal halkların ve ayrıcalıkların kabul edildiği bir belgeden başka bir şey değildir.” (s. 52) Direnme hakkı konusunda ABD başkanlarından Thomas Jefferson’un Albay William Stephens Smith’e yazdığı mektuptaki ifadeler iktidarın kontrolü bağlamında dikkat çekici ve anlamlıdır. Mektubun aslına (founders.archives.gov/documents/Jeffe...) ulaşılabilmektedir. “Tanrı korusun az kalsın yirmi yıldan fazla bir süre herhangi bir isyan olmadan yaşamış olacaktık. … Halk direnme ruhunu koruduğunu zaman zaman yöneticilere hissettirmezse, o ülkede nasıl özgürlükler korunabilir. … Özgürlük ağacı zaman zaman yurtseverlerin ve diktatörlerin kanıyla sulanmalıdır.” (s. 65) Eserin tercümesi son derece akıcı ve anlaşılırdır.
Sınırlı DevletCarl. J. Friedrich · Gündoğan Yayınları · 200021 okunma
9/10
·672 syf.··
2021 37. kitabı
Eser; Halid Ziya’nın, Osmanlı son padişahlarından Sultan V. Mehmet Reşat’ın Dolmabahçe Sarayı’nda başkâtipliğini (yazı işleri müdürlüğü) yaptığı ve I. Dünya Savaşı’na denk gelen yıllara ilişkin anılarından oluşmaktadır. II. Meşrutiyet döneminde Bab-ı Âli, İttihat ve Terakki Cemiyeti (İTC) ve Saray’ın birbirleriyle ilişkilerine dair birinci elden gözlemler dile getirilmiştir. Saray yaşamı, adetleri ve Sultan V. Mehmet Reşat’ın hayat tarzına dair geniş gözlemler eserde yer almaktadır. Anılar kişisel gözlemlere dayalı olduğundan anı türündeki eserlere ihtiyatla yaklaşmak gerekir. Hele hele üzerinden yirmi beş yıl geçtikten sonra kaleme alınan anılarda bu hususa daha da dikkat etmek gerekir. Eserde yazar, İTC ile nasıl bir ilişkisi ve bağının olduğunu ortaya koymadığından eserin bu kısmının eksik olduğu kanaatindeyim. Özellikle İttihatçılığın tu kaka edildiği ve İttihatçıların önde gelenlerine Türkiye’de siyasi ikbal fırsatı bir yana bunların idamla yargılandıkları yıllar üzerinden çok geçmeden yazılan eserde bu konuda bazı şeylerin gizlendiği hissi oluşmaktadır. Anılardan anlaşıldığı kadarıyla hem başkâtiplik görevinde hem de sonrasında İTC ile yakın ilişkisi ve görevleri icra eden yazarın konumunu gizleme çabası, eserin kaleme alındığı zamanın koşulları bakımından anlaşılabilir bir hâldir. Belki de eserin en önemli handikabı İTC’ye ve yönetime etkisine eleştirel bir bakış açısının bulunmamasıdır. Zaman zaman yazar İTC ile arasına mesafe koyuyor görünse (s. 234) de uzun vadeli olayların gelişimine bakıldığında yazarın İTC’ye bağlılığı gözlerden kaçmamaktadır. Yazarın değerlendirmelerinde genel olarak dengeli ve hakşinas olduğu söylenebilir. Mesela II. Abdülhamit hakkındaki şu değerlendirme yazarın bu yönünü yansıtmaktadır: “Sonra bütün mesavisine (kötülükler) karşı uzun
Saray ve ÖtesiHalid Ziya Uşaklıgil · Can Yayınları · 2019153 okunma
3/10
·304 syf.··
2021 36. kitabı
Hukuk ve edebiyat hakkındaki eserleri uzun süredir takip eder ve konu hakkındaki yeni eserleri edinmeye gayret ederim. Son birkaç yıldır “Hukuk ve Edebiyat” adlı bu eseri de merak etmekteydim. Fiyatının yüksekliği nedeniyle uzun süre eseri almadım. Sonunda bir internet sitesinde karşılaştığım şaşırtıcı indirim, kitabı satın almama sebebiyet verdi. Açıkçası kitabı almadan önce bende, eserin Türkçede hukuk ve edebiyat alanında kapsam bakımından en yetkin eserlerden olacağı konusunda hüsnü zan hâkimdi. Ancak kitap ulaştıktan sonra tam anlamıyla sukutuhayale uğradım. Neden hayal kırıklığına uğradım? Eser öncelikle sistematik ve doyurucu olmaktan uzaktır ve çalakalem yazıldığı izlenimini uyandırmaktadır. Eser, Cemal Bali Akal’ın eserlerindeki konunun özünü veren anlam dünyasından fersah fersah uzaktır. Yazarın böyle kapsamlı bir eserde belirlediği bir sistem ve yöntemi olmadığı gibi konu hakkında kendine özgü bir bakış açısı da bulunmamaktadır. Eser lisans eğitiminde verilen seçmeli derste öğrenciler tarafından hazırlanan ödevlerin bir araya getirilmiş hâli görüntüsü vermektedir. Atıf yapılan kaynakların bir kısmı akademik değildir. Ele alınan yerli ve yabancı eserlerin hukuk ve edebiyat açısından derinliğine incelemesi yapılmamış olup genel olarak eserin özeti verilmiş ve ardından hiçbir sistematiğe bağlı olmaksızın eser hukuk ve edebiyat açısından kısaca ele alınmıştır. Özeti yapılan eserlerin yazarlarının hayat hikâyelerinin bir kısmı wikipedia’ya atıf yapılarak oluşturulmuştur. Platon’un “Sokrates’in Savunması” adlı eserinden 25 sayfa (57-82) doğrudan alıntılanmış ve neden alıntılandığı konusunda herhangi bir açıklama da yapılmamıştır. Khaled Hosseini’nin “Bin Muhteşem Güneş” adlı eserinin özetinden sonra Afganistan’ın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında
Hukuk ve EdebiyatNeşe Kızıl · Legal Yayıncılık · 20153 okunma
6/10
·140 syf.··
2021 35. kitabı
Eser, Dil Devrimi ve Türkçenin yabancı dillerin saldırısından korunması bağlamında yazarın görüşlerini açıkladığı dergi ve gazetelerdeki yazılarının birleştirilmesiyle oluşturulmuştur. Türkçenin arılaştırılması ve yabancı dilden gelen sözcüklerinden arındırılmasını savunan yazar görüşlerini, özellikle Fransa’da Fransızcanın kullanımı ve korunmasıyla ilgili yasal ve yönetsel önlemleri açıklayarak desteklemektedir. Eserde dergi ve gazetelerdeki yazılardan oluşturulduğundan aynı görüş ve örneklerin yinelenmelerine sıkça rastlanmaktadır. Yazarın böyle bir konuya eğilmesi konuya önem verdiğini gösterdiğinden yazarın dolgun ve doyurucu bir eser koymasını beklerdim. Konu etraflıca ele alınmadığı gibi konunun teorik alt yapısı da yeterli şekilde ele alınmamıştır. Arapçadaki kalıplara örnekler verilerek “inkılap” kelimesinin kökeninin Arapça olmasına rağmen sözcüğün kökeninin belirsiz olduğunun ve Arapçada böyle bir kalıp olmadığının iddia edilmesi, söz konusu kelimenin “infial” kalıbıyla oluşturulması nedeniyle üzerinde gereği gibi araştırma ve inceleme yapılmadan bu şekilde değerlendirme yapılması doğru olmamıştır. Ayrıca eser güncellenmemiş olup verilen örneklerin önemli bir kısmı yürürlükten kaldırılan yasalara ilişkindir.
Önce DilSami Selçuk · Truva Yayınları · 200916 okunma