İzzet Eroğlu

İzzet Eroğlu
@izzeteroglu
“Bu Ülke”nin Hâli Pürmelali
9/10
·339 syf.··
2022 13. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 29 Mart 2022 20:11
Eser, Türkiye’nin -“Bu Ülke”nin- 1839 Tanzimat Fermanı ile başlayan Batılılaşma serüvenini tüm çıplaklığı ve çarpıklığı ile ele almakta ayrıca sürece göz ardı edilemeyecek eleştiriler yöneltmektedir. Eserin kıymetini anlayabilmek için Cemil Meriç’in münekkit yönüne ışık tutmak gerekmektedir. Meriç’e göre eleştiride hakikat tüm çıplaklığı ile ortaya konulmalıdır. Bu noktada Dücane Cündioğlu’nun Cemil Meriç’in eleştiri anlayışı bağlamında yaptığı benzetmeyi hatırlatmadan geçemeyeceğim: “İnsandan bahsedeceğiz, Platon’un insanından. Ama Dijojen gibi. Bilirsiniz tabii, Platon ‘İnsan iki ayak üstünde duran tüysüz bir hayvandır.’ demiş. Diyojen hindiyi bağırta bağırta yolduktan sonra Atina meydanlarında ‘İşte Platon’un insanı!’ diye halka teşhir etmiş.” (Dücane Cündioğlu, Bir Mabed Savaşçısı Cemil Meriç, Etkileşim Yayınları, 2007, İstanbul, s. 68) İşte Cemil Meriç de Diyojen gibi Batılılaşma serüvenimizin tüm gerçekliğini çelişki ve farklı değerlendirmeleriyle ortaya koymuştur. Bir bakıma eser Batılılaşma serüvenimizin muhasebesi niteliğindedir. Yazar adeta “İğneyi kendine çuvaldızı başkasına batır” hassasiyetiyle konuya yaklaşmıştır. Tabii ki Batılılaşma meselesi bugün bile herkesin üzerinde görüş birliğinde olduğu bir husus değildir. Serdedilen düşüncelere katılmasak da bunları görmemezlikten gelemeyiz. Esasında münekkidin işlevi de bu noktada tebarüz etmektedir: Konulara farklı açılardan bakabilmek, bunları değerlendirebilmek ve terkibe, senteze varabilmek. Cemil Meriç bunu orijinal üslubuyla bihakkın yerine getirmiştir. Ancak eserde Cemil Meriç, oğlu Mahmut Ali Meriç’in deyimiyle “yalnız”, “tedirgin” ve “küstah” şekillerde karşımıza çıkabilmektedir. Yazılanların hakikat boyutu inkâr edilememekle birlikte dehalara özgü farklı hususiyetlerin olduğunu unutmamak
Bu ÜlkeCemil Meriç · İletişim Yayınları · 202425,4bin okunma
Reklam
Puan vermedi·380 syf.··
2022 12. kitabı
Cemil Meriç gözlerini kaybettikten sonra ekseriyetle öğrencileri kendisine okur ve Meriç’in dikte ettiğini yazıyı geçirirdi. Eser de böyle bir hoca – öğrenci ilişkisinin ürünü olup yazar aldığı notları yayımlamış ve Cemil Meriç’e hürmeten kendi görüşlerini dile getirmemiştir. Diğer bir deyişle eserde okuyucu adeta Cemil Meriç ile baş başa kalmaktadır. Meriç’in düşünme ve çalışma tarzı ile olaylar ve şahıslar hakkındaki fikirlerini merak edenler bakımından eser son derece önemlidir. Meriç tenkit tarafı başta gelmek üzere fikir, edebiyat ve tercüme hayatımızın önde gelen isimlerinden biri. Osmanlı, Fransız ve Türk kültürüyle yoğrulmuş münekkit bir deha. Eser Meriç’in hayatının son on yıllık hayatında tutulan notlarla oluşturulduğundan karşınızda olayın künhüne vakıf bir Cemil Meriç çıkmaktadır. Üslup, Cemil Meriç’in üslubu. Yazar mümkün olduğunda dikkatle yazıya geçirmiş söylenenleri. Üslup son derece zengin ve keskin. Üslubun keskinliğinde Meriç’in münekkitçi kimlğinin etkisi son derece belirgin. Eserde neler var? Neler yok ki! Edebiyattan tarihten kültürden hukuka kadar son derece zengin bir konu zenginliği karşımıza çıkmaktadır. Eser, Meriç’in eserlerini anlamak için iyi bir başlangıç olabilir. Meriç keskin üslubuyla kesin hükümler vermekte. Hükümlerin hepsine katılmak mümkün olmasa da hükümler görmezden gelinemez. Eserleri değerli kılan hususlardan biri de eserin diğer eserlere sevk etmesidir. Bu açıdan son derece zengin bir okuma çeşnisi önerisi sunmaktadır.
Cemil Meriç ile SohbetlerHalil Açıkgöz · Seyran Yayıncılık · 201335 okunma
9/10
·216 syf.··
2022 11. kitabı
Eserde kelimelerin Türkçeleştirilmesi bağlamında yazarın hukuk alanında karşılaştığı kelimelerle ilgili gözlemleri, öz Türkçe karşılığı bulunan kelimenin anlamı karşılayıp karşılamadığı ve benzeri konular çeşitli bakış açılarıyla ele alınmıştır. Yanlış ve anlamı karşılamayan kelimelerin benimsenmesi nedeniyle yazar konuya eleştirel yaklaşsa da Türkçeleştirme sürecinin kaçınılmaz olduğunun farkında. Ayrıca benimsenen kelimelerin benimsenme nedenleri irdelenmiştir. Bunlara ilaveten yazar “İmla ve Noktalama” ve “Anayasa Kelimesi Üzerine” başlıklı konuyla ilgili makalelerini eserin sona eklemiştir. Konuyla ilgili öz Türkçe kelimelerin benimsenme sürecini çok yönlü ele alan eser, konu hakkındaki eserlerin sayısı az ve yetersiz olduğundan özellikle anayasa hukuku ve idare hukukunda kullanılan bazı kelimelerin irdelenmesi bakımından okunmaya değer. Yazarın Türkçede ünlü uyumuyla ilgili değerlendirmesi son derece ilgi çekicidir. Yazar ünlü uyumunun Türkçenin en büyük koruyucusu olduğunu ancak bunun aynı zamana yabancı dil öğrenmenin önündeki en büyük zorluklardan biri olduğunu belirtmektedir. Konuya ilgili duyanların severek okuyacağı bir eser.
Hukuk Dilinin Öz Türkçeleşmesi ÜzerineKemal Gözler · Ekin Kitabevi · 202111 okunma
6/10
·168 syf.··
2022 10. kitabı
Mehmet Ali Paşa’nın Mısır’da yönetimi ele geçirmesi, ardından palazlanarak iktidar alanını genişleterek Osmanlı ile savaşarak Kütahya’ya kadar Mısır ordusunun gelmesi ve Fransa, İngiltere ve Rusya’nın müdahalesiyle Kütahya Sulhu ile meselenin birinci aşamasının tamamlandığı kısım yazar tarafından detaylı bir şekilde incelenmiştir. Yazar konuyla ilgili diğer eserlerden farklı olarak Türkçe kaynakları da kullanarak daha muhkem bir eser ortaya koymuştur. Eserin sunuş yazısında eserin üçüncü baskısının imla ve dipnotlarının yazım kuralları çerçevesinde güncellendiği ifade edilmişse de eserde çok sayıda imla hatası bulunmaktadır. Eser ilk olarak Word formatında yazılmadığından eserin taranmış hâli Word’e aktarılmış ve bu aktarılan metin de asıl metinle adam akıllı karşılaştırılmadan yayımlanmıştır. Hâlbuki taranmış metinlerin Word’e aktarılması hâlinde önemli yazım yanlışları ve farklılıklar ortaya çıkabilmektedir. Bu anlamda aktarmadan sonra metin titiz bir şekilde kontrol edilmediğinden eserde çok sayıda hata bulunmaktadır. “ihmal” kelimesi “iham”a (s. 41); “şevketli” kelimesi “şeuketlû”ya (s. 55); “bildirilmesini” kelimesi “bildililmesini”ye (s. 89); “Mehmet Ali” ibaresi “Mahmut Ali”ye (s. 91) dönüşmesi gibi çok sayıda yazım yanlışı mevcuttur.
Kavalalı Mehmet Ali Paşa İsyanıŞinasi Altundağ · Türk Tarih Kurumu · 202111 okunma
8/10
·622 syf.··
2022 9. kitabı
Zalimlerce yönetilmek Orta Doğu’nun kaderi olsa gerek. A’dan z’ye kadar Firavuncasına bir yönetim. Mısır halkı yıllardır ağır hayat şartları altında inlerken tüm ülke ve imkânları Kral Faruk’un emrine amade. Sefahatten aymazlığa faili meçhul cinayetlerden ulusal onursuzluğa kadar her şey fazlasıyla Kral Faruk’un hayatında. Eserde Kral Faruk’un hayatı tüm yönleriyle detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Sefahat âlemindeki vukuatları ve ülkeyi ihaneti konusunda somutlaştırma ve eleştirel olma konusunda eser zayıf kalsa da mevcut hâliyle bile yeterli veri eserde yer almaktadır. 1936 çocuk yaşta tahta geçen Kral Faruk 1952’de askerî darbeyle ülkeyi terke zorlanmıştır. 1952’den sonra da İtalya başta olmak üzere Avrupa ülkelerinde bohem hayatına devam eden Kral Faruk 1965’te muhtemelen zehirlenerek öldürülmüştür. Sefahate boğulan bir hayatı ibret nazarıyla okumak için eser okunmaya değer.
Mısır’ın Son Firavunu Kral FarukWilliam Stadiem · Kaknüs Yayınları · 20063 okunma
Reklam