Zannediyorum ki büyük Peygamberleri hüviyetini bildirmeden aralarına gelse ve bugünün meseleleri karşısında iradesini neşretmeyi istese, bunlar idama kalkışırlardı, elverir ki bir hoca, bir şeyh efendi ona ‘zındık’ vasfını vermiş olsun.
… bütün bu dertlere deva aramadan önce hastalığa teşhis koymak icap ederse, tereddütsüz diyebilirim ki, insanı bu derece küçülten ve bir insanlığı bugün bir medeniyet seviyesinden mahrum eden bu musibetlerin hepsinin sebebi, insana kıymet vermeyişleridir.
Türkiye’de yaşayan bir Amerikalı rolüne bürünen yazar; ülkenin hali pür melalini Amerikalı arkadaşına mektuplarda zaman zaman mizahi olarak da anlattığı güzel bir eser. Pratik hayata dair Türkiye’deki anlayışın mizahi olarak ele alındığı eserde trafik sorunundan, randevulara zamanında gelmemeye kadar çeşitli konular üzerinden olması gerekene dair Batılı bakış açısı ortaya konulmuştur. Örneğin hırsızlık sadece bir nesnenin çalınması olarak görülmemiş buna ilaveten zamanın, vicdanın ve mirasın çalınması olarak da ele alınmıştır.