“Alnımın teriyle, say ve namusumla kazandığım üniformayı üzerimden koparıp yere atacakları zaman kalbim parça parça olmayacak desem yalan söylemiş olurum. Bin defa ölümü buna tercih ederim. Fakat siz bana vazifemi gösterdiniz. Çektiğim azap, ne kadar elim olursa olsun vazifemden inhiraf etmemekliğimi söylediniz. Bana ümit verdiniz. Bir masumun ilelebet mahkum olamayacağını anlattınız.”
“Muharririnden, yalnız bir Emil Zola uzma-i adaleti anlatmaya cesaret edebilip bir adamı mezhebinden dolayı itham etmek vahşilere yakışır bir muamele olduğunu, Fransa gibi tarik-i terakkide, mileli saireye pişrev olan bir memlekete yakışmadığını, Yüzbaşı Dreyfus’un müdafaa-i nefse, masum olmaya hakkı bulunduğunu beyan etti.”
Dünya tarihinin siyasi davalarından Dreyfus meselesi olayın başlangıcından geldiği son aşamaya kadar eserde dört başı mamur bir şekilde ele alınmıştır. Günümüzde de eser, Türkçede konu hakkında en detaylı yazılmış eserdir. Eserin bir kaynakçası olmasa da eser değişik kaynaklardan istifade edilerek hazırlanmıştır. Eser; 1897’de “Dreyfus Meselesi ve Esbab-ı Hafiyesi” adlı eserin (Artin Asaduryan Şirketi-i Mürettibiye Matbaası, İstanbul) Latin harflerine transkripte edilmiş hâlidir. Eser siyasi nitelikli davaları ve süreçleri anlamak için son derece ufuk açıcı olup olayın anlaşılması bakımından önemli noktaları ihtiva etmektedir. Hak ve hukuka olan inanç; önyargılarla beslenmiş ve her devrin içi kof alışılagelmiş düşüncelerini yıkmaya muktedirdir. Son derece zahmetli ve fevkalade sabır isteyen bu inanç, hangi inançtan olursa olsun hesap gününe olan inancın en bariz tezahürlerindedir. Dreyfus meselesinde ilk akla gelen Zola olsa da hakikat arayıcısı/avcısı Picquart’ın hakkını yememek gerekir. Onun gibi bir hakikat arayıcısı/avcısı olmasaydı muhtemelen konu tarihin tozlu sayfaları arasına karışıp gidecekti. Bu minvalde haksızlığın hüküm sürdüğü bir ortamda herkesin mutlaka fasit daireden çıkışı sağlayacak bir işlevinin olabileceğinin unutulmaması gerekir.
Eser, sadeleştirilmemiş olduğundan eski kelimelere aşina olmayanların eserden istifadesi sözlük olmadan güçtür. Esere bir lügatçe eklenseydi bu, eserden daha fazla kişinin faydalanması bakımından son derece yararlı olurdu.
Dreyfus MeselesiBabanzade İsmail Hakkı · Ars Yayıncılık · 20131 okunma