Brezilya’daki kimi yerliler, “kaç yaşındasın?” Anlamına, “yaşamın kaç kez çiçeklendi?” Diye sorarlarmış.
Çiçeklerin açtığını kaç kez gördüysen, o yaşatasın.
Gözünün önünden geçen bahara, kaç kez dikkat kesildiysen.
Cemre düştü bir vakit toprağın suskun alnına,
Baharın paslı kapıları aralandı ansızın.
Bir papatya zuhûr etti toprağın omuzlarında
sanki dünyanın kırılmış kalbine dikilmiş beyaz bir
nişan
Ve sen, bir gömleğin kopmuş düğmesi kadar küçük sanırken bazı anları,
Oysa insan incecik bir ipin titreyen ucunda
Bir ömrün bütün hasretliklerini sessizce
Göğün yetim maviliğine bırakır.
Kuşlar geçti yıldız örtüsünün eski yaralarından,
kanatlarında yarım kalmış dualar vardı.
Her biri başka bir vedayı taşıdı rüzgâra,
her biri başka bir özlemi tutuşturdu gecenin koynunda.
Toprak mırıldandı bağrının derinliklerinden,
“İnsan,” dedi,
“bir avuç ömürle sonsuzluğu arayan yorgun bir yolcudur.”