‘Bu kitapta yer alan öykülerdeki bütün ana karakterler yalnızdır. Yaşadıkları evren genellikle acımasız, tuhaf hatta bazen büyüleyici veya güzel olsa da esasen uygarlaşmamış bir yerdir; öykülerdeki kişiler (tavşan veya robotlar) başkalarıyla ilişkilerinde seven ya da mutlu olan taraftan ziyade hayal kırıklığına uğrayan, umutsuzluğa kapılan, öfkelenen, arzulayan, mücadele eden, ihanet eden ya da ihanete uğrayan, öldüren ya da öldürülen taraftadır.
İçinde bulundukları evren kasvetli ve herkes yapayalnızdır; adalet yerini bulsa, sonunda herkes ektiğini biçse ve gereken intikam alınsa da bu evrenin kasveti ve insanların yalnızlığı asla değişmez. Anlatmak istediğim buydu. Öykülerimin böylesine tuhaf ve acımasız bir evrende tek başına mücadele veren yalnız okurlara teselli olmasını istedim.
Bu ümit kırıntısına tutunarak yazdım.’
.
Okuduğum kitapların beni rahatsız etmesini seviyorum. Sanki uyuşukluğumu dürtüyor ve harekete geçmem için sesleniyor bu kitaplar bana. Lanetli Tavşan’da yer alan on öykü de Bora Chung’un son sözünde yazdıkları da bu hissi uyandırdı bende. Evet rahatsızlık duydum. İntikam peşinde koşan tavşanlar, bedenlerine sığmayan robotlar, bedenleşmeye çalışan atıklar.. Bunların hepsi masalsı bir şekilde birleştirildikleri halde bir korku verdi bana. Oldukça garipti. Pek okumadığım bir türde dahi keyif alabileceğimi de gösterdi ayrıca.
.
Yalnızlığımızın bu denli açık dile getirilmesinde de acı verici bir güzellik gizli değil mi?
.
En sevdiğim öykü ise ‘Elveda Sevgilim’ oldu. Ne kadar bencil ve doyumsuz varlıklar olabileceğimizi anımsattığı için…
.
Sevda Kul çevirisi, Jaehoon Choi kapak tasarımıyla ~