Jan Roj

Jan Roj
@jan_roj
Kalbim benim!!Son sığınağım,son kalemsin... Mağlup etme beni...
Dünyanın pek çok ülkesinde sosyal adalet ceza adaletine indirgendi.Devlet kamu güvenliğini gözetiyor ,diğer herşey piyasaya terkediliyor. Ve polisin baş edemediği yerde yoksulluk, yoksul insanlar ,yoksul bölgeler Tanrı'ya havale ediliyor . Kamu yönetimi merhametli anne rolünü oynamak istese de gittikçe azalan gücünü gözetime ve cezaya adamaktan başka çaresi yok. Bu neoliberal zamanlarda kamusal haklar hayırseverliğe indirgendi ve onlardan sadece seçim arifelerinde bahsedilir oldu..
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
“Gıda miktarını arttırsınlar diye icat ettiğimiz makineler açlığı çoğaltıyorlar. Kendimizi savunmak için icat ettiğimiz makineler bizi öldürüyorlar. Hareket etmek için icat ettiğimiz otomobiller bizi hareketsiz hale getiriyorlar. Buluşmak için icat ettiğimiz şehirler bizi yalnızlaştırıyorlar. İletişim kurmak için icat ettiğimiz önde büyük iletişim araçları, ne bizi dinliyor ne de bizi görüyorlar. Biz makinelerimizin makineleriyiz. Onlar masum olduklarını iddia ediyorlar. Ve bunda haklılar.” Eduardo Galeano
Özgür ruhuyla renklerini bize gökyüzünden yağdıran adam..İçindeki yoğun insanlık sevgisini taşırıp boyalarla tuvallere aktaran adam, Vincent van Gogh. Yaşadığı sefil ve yardım dolu bir hayattan sonra elinde kalan ünlenmiş, mükemmel tablolarıydı. Ama o tabloların ününü de ancak öldükten sonra gökyüzüne yükselen özgür ruhu görebildi.. Dünya gözüyle görüp öğrendikleri Vincent'in ancak canını yakmış, onu her yarasının üstüne bir pansuman yapmak zorunda bırakmıştı.. Vincent içinde taşıdığı tüm duyguların karşılığını bir renkte buldu ve onlara can verdi. Suya düşse yağmur damlası, yere düşse toprak parçası zannedip geçeceklerdi. Oysa o, resim yapmayı seçti... “Bugün Van Gogh, ona yemek vermeyen restoranların duvarlarını, onu akıl hastanesine kapatan doktorların muayenehanelerini süslüyor...”
Krediyi elinde tutan uluslararası örgütler yoksul ülkelere ve bütün ülkelerin yoksullarına karşı eli kanlı bombaları bile utandıracak profesyonel bir soğukkanlılık ve dokunulmazlıkla terör uyguluyor. Sahtekarların sokaklarda boş bulunanları avlayarak uyguladıkları üçkağıtçılık sanatı , başarılı bir politikacı yeteneğini ortaya koyduğunda yüce bir şey oluyor. Dünyanın varoşlarında devlet şefleri ülkelerinin indirimli mal ve kalıntılarını dönem sonunda tasfiye fiyatına satıyorlar, tıpkı şehirlerin varoşlarında suçluların baskınlarda elde ettikleri ganimetleri yok pahasına satmaları gibi. İşledikleri cürümlerle muzaffer payesi kazanan generallerin toptan yaptığı işi, kiralık katiller perakende olarak yapıyor . Köşebaşında iş tutan yankesiciler , bilgisayarları başında spekülasyon yapanların sanatının düşük teknoloji uyarlamasını gerçekleştiriyor. Doğa ve insan haklarını en fazla ihlal eden hapse girmez . Onlarda cezaevinin anahtarı vardır. Günümüzün tersine dünyasında evrensel barışı en çok gözeten ülkeler en çok silah üreten ve diğer ülkelere en çok silah satan ülkelerdir ;en itibarlı bankalar en çok uyuşturucu parası aklayan ve en çok çalıntı para saklayan bankalardır ;en başarılı endüstriler gezegeni en çok zehirleyenlerdir ; çevrenin korunması onu yok eden şirketlerin en parlak işidir. En kısa zamanda en çok insanı öldürenler, en az işle en çok parayı kazananlar ve doğayı en ucuza en fazla yok edenler dokunulmazlık ve kutlamayı hak ederler. Tersine dünyanın büyük şehirlerinde yürümek bir tehlike ,nefes almak bir kahramanlıktır. İhtiyacın tutsağı olmayan korkunun tutsağıdır. Bazıları sahip olmadıklarına sahip olabilme arzusundan uyuyamaz , diğerleri sahip olduklarını kaybetme korkusundan . Tersine dünya bizi komşumuzu bir güvence değil ,bir tehdit olarak görmemiz için
"Zor kullanarak şiddetli esen bir rüzgarın yönünü değiştirebilir misin? Geceyi gündüze dönüştürebilir misin? Ayı, güneş yapabilir misin? İnsanların ruhu da böyledir. İnsan ruhu zorla terbiye edilmez. " Mehmed uzun