jane

jane
@janemargolis
Ecce Homo
9/10
·120 syf.··
2025 23. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 01 Eylül 2025 14:37
• Ecce Homo Kitap Yorumum 1888 yılında Friedrich Nietzsche tarafından yazıldı. kitabı yazdıktan kısa bir süre sonra Nietzsche akıl sağlığını kaybettiği için, eser ancak 1908’de, ölümünden sonra yayımlandı. ilk bakışta felsefe kitabı gibi görünüyor ama bence aslında daha çok entelektüel bir otobiyografi. çünkü kitap boyunca Nietzsche birinci tekil şahısla konuşuyor; kendi hayatından örnekler veriyor, düşüncelerini katıyor. bu da bize bir iç monolog havası veriyor. kendini övüyor, hatta bölümlerin isimleri de oldukça ikonik: “neden bu kadar akıllıyım?”, “neden bu kadar bilgeyim?” gibi. sanki hem kendiyle hem de okurla aynı anda konuşuyor. nietzsche kitapta çoğunlukla çocukluğunu, hastalıklarını, yalnızlığını ve kitaplarının neden anlaşılmadığını anlatıyor. sanki son kez kendi hikâyesini paylaşıyormuş gibi. fakat itiraf etmeliyim, kitabın bazı kısımlarını cidden beğenmedim. özellikle Hristiyanlık, Yahudilik ve Almanlara dair söyledikleri. açıkçası Nietzsche Almanlardan nefret ediyor gibi; kitapta demediğini bırakmamış. bu konularda düşünceleri de çok sert ve keskin. hiç ortası yok. okurken bayağı garipsedim. bir de kitapta dikkatimi çeken şey, Nietzsche’nin kendi kavramlarını sık sık tekrar etmesiydi. “Üstinsan”, “ebedi dönüş” gibi düşünceleri yeniden gündeme getiriyor ve Böyle Buyurdu Zerdüşt’e atıflar yapıyor. yani aslında Ecce Homo, Nietzsche’nin bütün felsefesini tek kitapta topladığı bir vasiyet gibi. kendi adıma söylemem gerekirse, kitap kesinlikle güçlü bir etki bırakıyor ama Nietzsche’nin bu kadar kesin konuşması beni rahatsız etti. çünkü ben hiçbir şeyin bu kadar “tek doğru” ile açıklanabileceğini düşünmüyorum. hayatta çoğu şeyin esnetilebilir olduğu kanaatindeyim. yine de bu kesinlik, onun üslubunu daha da çarpıcı kılıyor. belki de onu farklı yapan da tam
Ecce HomoFriedrich Nietzsche · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201512,3bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
7/10
·517 syf.··
2025 22. kitabı
açıkçası bu kitap hakkında olumlu olumsuz söylemek istediğim çok şey var ama kısa tutacağım. okumayı sürekli ertelediğim bir kitaptı. uzun olduğundan vesaire değil ilk 50-100 sayfa beni içine yeterince çekmediği içindi. sıkıcı buldum, devam etmekte zorlandım. ancak zaten yavaş yavaş okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. kitapta sadece aşk işlenmiyor ayrıca bir bireyin çalışma arzusu, hırsı ve hedeflerine ulaşma istikrarını görüyoruz. martin'in hedeflerine bu kadar içten bağlı olması beni derinden etkiledi. spoiler olabilir, martin'in hedeflerinin kaynağı rutha olan aşkı ve onu etkileme isteği. fakat zamanla görüyoruz ki ruthz martin'in hedefine giden yolda sadece bir piyon. çünkü görüyoruz ki ne ruth'un aşkı gerçek ne de martin'in amaçları onun için ruthun aşkı kadar küçük. zaman zaman martin'in biraz şapşal bir karakter olduğunu düşündüm ama tam tersi çok içten ve zeki biri. çok edebi, çok anlamlı. açıkçası kitap bana son bölümlede biraz hakan günday kinyas ve kayra havası verdi ama şahsen ben kinyas ve kayra'yı okurken çok heyecanlı ve meraklı okumuştum o yüzden martin eden benim için fazlasıyla sakin birazcık da sıkıcı bir kitaptı. martin hayal ettiği gibi sonunda çok ünlü bir şair oldu, artık yemek ve yeni giysiler alacak parası vardı. çocuklar onunla avare diye dalga geçmiyorlardı ama martin mutlu değildi. insaların o ünlendiğinde gösterdiği samimiyet ona çok yalancı geldi. o açken kimse karnını doyurmamıştı, en önemlisi de en zor zamanında sevdiği insan onun yanında değildi. ruth'un sevgisi martin'in sevgisi gibi değildi. bu da martini büyük bir çöküşe sürükledi. kendini yalnız ve anlamsız hissetti. ve kitap üzücü bir şekilde noktalandı. açıkçası bu sonu bekliyordum, kaldı ki kitabı okurken her şey çok olağan gelmişti hiç şaşırtıcı bir şey yaşamadım
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,3bin okunma