Eğer herkes boş zamanın ve güvenli bir ortamın keyfini sürüyor olsa, normalde yoksullukla sersemlemiş olan büyük insan kitleleri okuryazar olur ve kendi adlarına düşünmeyi öğrenirlerdi; bunu bir kere yaptıklarında da er ya da geç ayrıcalıklı azınlığın hiçbir işlevinin olmadığını anlar ve onları silkeleyip atardı. Uzun vadede, hiyerarşik bir toplum ancak yoksulluk ve cehalet temelinde yükselirse mümkündür.
Şüphesiz "zenginliğin" kişisel mallar ve lüksler anlamında eşitçe dağıtıldığı ama "gücün" yalnızca küçük, ayrıcalıklı bir sınıfta kaldığı bir toplum düşünmek mümkün. Fakat uygulamada öylesi bir toplum uzun süre istikrarlı kalamazdı.
Makinelerin ilk ortaya çıktığı andan itibaren insanların ağır işleri yapmasına ve dolayısıyla da insanlar arasındaki eşitsizliğe büyük oranda gerek kalmadığı, düşünme yetisini kullanan tüm insanlar için barizdi. Eğer makineler özellikle bu amaç için kullanılsaydı; açlık, aşırı çalışma, kirlilik, cehalet ve hastalıklar birkaç kuşak içinde bitirilebilirdi.
...
Öte yandan genel bir zenginleşmenin hiyerarşik bir toplum düzenini yıkma -bir anlamda gerçek bir yıkım- tehlikesi vardı.
Bilim ve teknoloji olağanüstü bir hızla ilerliyordu; bu hızla devam edeceklerini düşünmek de doğal görünüyordu. Ama kısmen, uzun bir savaşlar ve devrimler silsilesinin yol açtığı fakirleşmeden; kısmen de bilimsel ve teknolojik gelişmenin sıkı bir denetim altında tutulan bir toplumda varlığını sürdüremeyecek deneysel düşünceye bağlı olmasından dolayı tahmin edildiği gibi olmadı.
Bir bütün olarak dünya bugün 50 yıl önce olduğundan daha ilkeldir.