Hayattan zevk alabilmek için asla okuyamayacağımız, izleyemeyeceğimiz, söyleyip yapamayacağımız şeyleri düşünmeyi bırakıp hayatın zevkini kendi sınırlarımız içinde nasıl çıkarabileceğimizi düşünmeye başlamamız gerek. İnsan ölçeğinde yaşayarak. Yapamayacağımız milyonlarca şeye değil, yapabileceğimiz birkaç şeye odaklanarak. Paralel hayatlar yaşayabilmeyi dilemekten vazgeçerek. Daha küçük bir matematik bularak. Tek olmaktan, bölünemeyen en küçük birim olmaktan gurur duyarak.
Kimi zaman kendimi çöküşün eşiğinde hissetmemin nedenlerinden birinin, bazen dünyanın da çöküşün eşiğindeymiş gibi görünmesi olup olmadığını anlamak istiyordum.
—Senin gibi koca bir zenciyi kızın yaralayacağından çok korktuğun için mi kaçtın?
—Hayır efem, şimdiki gibi mahkemeye çıkmaktan korktum ben.
—Tutuklanmaktan mı korktun, yaptığın şeyi kabullenmek zorunda kalmaktan mı?
—Hayır efem, yapmadığım şeyi kabullenmek zorunda kalmaktan.