İsmi ve kapağı gibi karanlık bir kitap değil İntihar Dükkânı. Ölümün de bir ticarete döküldüğü distopik bir dünyada geçiyor. Nesiller boyu insanlara ölüm aracı satan bir ailemiz var, Tuvache ailesi. Halk dünyanın o hâlinden o kadar umutsuz ve mutsuz ki ölümlerden ölüm beğeniyor.
İnsanlara ölüm satan bu aile ve dükkân iç karartıcı bir şekilde anlatılmıyor. Teulé mizahı derdini anlatmak için kullanıyor. İsim seçimleri özenli; ailenin üç çocuğunun ismi de intihar eden ünlülerden geliyor, Vincent (Van Gogh), Marilyn (Monroe) ve Alan (Turing).
Alan ailemizin hayat dolu, neşeli bir aykırı üyesi. Daha bebekken gülümsemesinden belli hayatta farklı bir amacının olduğu. Ufak ufak önce kendi ailesinden başlayarak bir dönüşüme öncülük ediyor. Umut, neşe bulaşıcı bir şekilde tüm topluma yayılıyor.
Ancak bu umut ve neşe topluma yayıldığı hızda bana bulaşmıyor. Fikir olarak güzel olan bu hikâye beni tam olarak içine çekemedi. Belki dilinden belki olaylardan. O kadar korkunç bir dünyada (geceleri binalardan atlayan seller gibi insanlar anlatılıyor) doğum oranları da oldukça yüksek ki bu kadar müşterisi var dükkânın. Diğer yandan bunca yıllık aile geleneği olan bir işletmede karakterler bence çok hızlı dönüşüyor.
Bu distopyada Tuvache ailesi asla intihar etmeye yanaşmıyor, yoksa insanlara kim ölüm dağıtır? Sanki yaşamak için bahane arıyorlar gibi. Belki de bu yüzden Alan umut aşılamada başarılı oluyor. Dünyaya geliş amacını gerçekleştirip aslında en Tuvache hareketi yapıyor. Tamamen neşeli bir tempoya kavuşan hikâye beklenmedik sonuyla şaşırtıyor.
İntihar DükkânıJean Teule · Sel Yayıncılık · 202417,8bin okunma
Bu seri, dünya inşası konusunda Rothfuss'la yarışacak seviyede. Camorr şehri o kadar detaylı ve canlı ki, Venedik'le Londra'nın suç dolu bir evliliği gibi. Kanal sokakları, altın kubbeli sarayları, yeraltı mezarlıkları ve en önemlisi Bondsmagie büyü sistemiyle adeta nefes alan bir organizma. Lynch'in şehri anlatışı o kadar ustaca ki, sokaklarında kaybolmak istiyorsunuz.
Kurgu tasarımı ise tam bir dolandırıcılık şaheseri. Locke ve ekibinin soygun planları, geri dönüşlerle örülmüş kusursuz bir saat mekanizması gibi işliyor. Lynch, geçmiş ve şimdiki zaman arasında o kadar ustaca geçiş yapıyor ki, her bölüm yeni bir sır perdesi aralıyor. Karakter tasarımları efsane; Locke'un zekası, Jean'in sadakati ve ekibin arasındaki diyaloglar o kadar doğal ve eğlenceli ki, okurken kahkaha atıp bir sonraki sayfada içiniz sızlıyor.
Bu seriyi bizim at Patrick Rothfuss begendigi ve the doors of stone serisini beklerken okumustum. Ama bununda serisi harika. Ikk kitap biraz detayli gidiyor ama sonrasii...
Roman, bir somun ekmek çaldığı için 19 yıl kürek mahkumu olan Jean Valjean’ın hikayesini anlatır. Hapisten çıktıktan sonra bir piskoposun gösterdiği büyük merhametle hayatını iyiliğe adar. Ancak, geçmişi ve katı yasa savunucusu Müfettiş Javert onun peşini bırakmaz. Hikaye, Valjean’ın himayesine aldığı yetim Cosette ve 1832 Paris Haziran İsyanı etrafında şekillenir. Yoksulluğun insanları suça nasıl ittiğini ve sistemin ezilenlere karşı acımasızlığını gözler önüne serer. En karanlık suçlunun bile sevgi ve merhametle topluma kazandırılabileceğini savunur.
Sefiller, sadece bir sürgün hikayesi değil; insan ruhunun düştüğü en derin sefaletten, iyilik sayesinde nasıl zirveye tırmanabileceğinin zamansız bir kanıtıdır.
Her kitapseverin kütüphanesinde bulundurması gereken türden.
İyi okumalar.
Sefiller (2 Cilt Takım)Victor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025105,5bin okunma
uzun zamandır okuma listemde olan o kitap, evet sonunda okudum.
üstelik bu kadar minik bir kitabı neden bekletmiştim bu kadar bilmiyorum.
kitap, gerçekten çok güzel, akıcı. yazarın kendi içsel yolculuğu, vefat etmiş karısı ile kısa sohbetleri gibi. ama bir yas süreci aslında, bir özlem pınarı. bilmiyorum birçok yeri bana inanılmaz naif geldi. yazarın tarifine göre, bu kadar bencil bi adamın böylesine sevebiliyor oluşu gözümü yaşarttı.
uzun bir yolculuk sonrası, eşi durakların birinde inmişte, o onun özlemi ile devam etmek zorundaymış gibiydi.
okuyun okutturun efendim, ve yazarın itiraf ettiği gibi güzel sözler söylemek için insanların hayatınızdan çıkmasını beklemeyin.
DulJean-Louis Fournier · Yapı Kredi Yayınları · 20256,7bin okunma
Sevgili Grange’yi tanımayanınız yoktur sanırım ben biraz tanışmakta geç kaldıysam da bir çok kitabını okuya bildim. Polisiye gerilim konusunda usta yazarınız bu seferki kitabı biraz kendi türünden uzak bu kitap bir anı biyografi tarzında ama aklınıza sakın ben Grange bu yaştayım burda doğdum burada büyüdüm burada okudum gibi klişe cümleler gelmesin. Kitabımızda yapmış olduğu başarılı kurgularını besleyen şeyin ne olduğundan babasının annesine çektirdiklerinden ki kitabın isminin hakkını veren bir baba var. 2 sene ondan uzaklaşmış olmalarına rağmen 22 senelik bir beden var ortada. Hem fiziksel hemde psikolojik olarak etkilenen bir aile düşünün neyse ki annesi ile annanesi sayesinde kurtulmuşlar. Bir çok meslek dalını denemiş ancak bir türlü kendini bulamamış tam pes ettim derken artık herkesin tanıdığı dünyaca ünlü olan yazarlık mesleğine adım atmış iyiki de atmış diye biliriz. Grange’yi daha iyi tanımak için kitabı okuya bilirsiniz önerimdir.